YEME BOZUKLUKLARI: ANOREXİA VE BULİMİA

Dış görünüşün hayli önemsenmekte olduğu günümüzde, kişiler toplum içindeki yerlerini belli bir seviyede tutmak, daha çok saygı görmek, daha çok sevilmek, kendine daha çok güvenebilmek gibi çeşitli sebeplerden dolayı belli bir kilonun üstünde olmama çabasındadırlar. Bunun için sağlıksız, geçerliliği kanıtlanmamış, doktor/diyetisyen kontrolünde olmayan yüzlerce çeşit diyet uygularlar. Bu diyetler kişilerin metabolizmalarını bozup, sürekli diyette kalmadıkları sürece tekrar ciddi kilo alımlarına yol açtığı gibi kişilerin psikolojilerini de etkiler. Bu durum da kişilerin yeme bozukluğu tanısı alacak duruma gelmelerine neden olabilir. DSM IV‘e (Diagnostical Statistical Manual) göre tanımlanmış 2 tür yeme bozukluğu vardır. Bunlar:

Anorexia Nervosa (AN):

Nedir?

DSM IV’ün tanı kriterlerine göre AN,

1) Yaş ve boy uzunluğu için olağan sayılan bir vücut ağırlığına sahip olmayı kabul etmeme (kişinin kilosu, yaşı ve boyuna göre normal sayılan ağırlığın %85’inin de altındadır),

2) şişmanlamaktan aşırı korku (aşırı korktuğu için bu yeme ataklarından sonra kendini kusturma, laksatif ve diüretik kullanma, yoğun egzersiz ve spor yapma gibi yöntemler de denerler),

3) beden algılamasında bozukluk (oldukları durumlarda dahi kilolu olduklarında ısrar edebilirler veya bazı vücut bölgelerinin görünümleri ile ilgili şikayetleri olabilir),

4) amenore (adet kesilmesi – ardarda en az 3 menstruel siklusun olmaması) karakterli bir yeme bozukluğu olarak tanımlanmıştır.

DSM-IV Anoreksiya Nervosa’yı iki alt tipe ayırmaktadır.

1) Kısıtlı tipte: Kişi yeme düzenine kısıtlamalar getirir. Günde sırf bir öğün yemek gibi.

2) Tıkanırcasına yeme/çıkartma tipinde: Kişi döngüler halinde tıkanırcasına yeme ve sonrasında çıkartma veya laksatifler kullanma gibi davranışlar göstermektedir. Bu alt tipe uyan hastalarda kişilik bozuklukları, dürtü kontrol problemleri, hırsızlık, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, sosyal içe çekilme ve intihar girişimi daha sık görülebilmektedir.

İstatistiki değerleri

Başlangıç yaşı ortalama 18, genellikle 12-30 yaş arasında rastlanmaktadır.

Yaygınlığı %0.05 – 1 arasındadır.

Kadınların erkeklere oranı 20/1’dir.

AN tanısı konanların 0.5% i genç kızlardır.

AN tanısı alanların ¼ ünde obsesif semptomlar vardır.

½ si nin depresif özellikleri vardır.

AN tanısı almış hastaların aile üyelerinde majör depresyon sıklığının genel nüfusa oranla daha yüksek olduğu bilinmektedir.

Kimler yatkındır?

Çocukluktaki cinsel taciz

Çocukluktaki olumsuz yaşantılar

Anne-baba beklentileri

Çocuklukta obsesyonel özellikler

Kişilik bozukluğu tanısı alanlar

Yaşanılan sosyo-kültürel çevrenin etkisi ile zayıflığın kesin güzellik ölçütü olması durumu yaygınlaştırmaktadır (hosteslik, modellik, dans ve TV işinde olanlar vb.)

Sebepleri:

Her ne kadar psikolojinin çeşitli alt kuramları değişik hipotezler üretse de en önemli sebebin toplumun dış görünüşe verdiği önem olduğu bilinmektedir. Özellikle ergenlikte olacak bağımsızlaşma ve kendinliğini sosyalleşerek oluşturma çabaları sırasında ergenin benliğiyle ve fiziksel görünüşüyle daha yoğun ilgi içine girdiği görülmekte ve bu durum aşırılaşıp yeme bozukluklarına yol açabilmektedir.

Seyri ve Tedavisi:

Hastaların ½ sinin ilerleyen dönemde iyileştiği belirlenmiştir. Hastalık sonucu ölüm oranının % 5 – 15% civarında olduğu gözlenmiştir. Bu yüksek oranın bu hastalığa sahip olan kişilerin tedaviye olan yüksek dirençleriyle alakalı olduğu düşünülebilir.

Psikoterapide hastanın kendi duygularını uygun bir şekilde ifade edebilmesi, yeme davranışı üzerine kurulu yanlış düşünce tarzının değiştirilmesi, vücuduna yönelik olumsuz algılamaların düzeltilmesi, özgüvenin oluşturulması, kişilerarası sorunların belirlenip, çözümüne yönelen bir yaklaşımın oluşturulmasına çalışılır.Tedavide medikal destek, davranışçı terapi, ve aile terapisi kullanılabilir. Hastaların 25% ile – 40% nın hastane yatışı gerekebilir.

AN önemsenmesi gereken ve ilk fark edildiği anda tedavi edilmesi gereken yoksa oldukça ciddi sonuçlar doğurabilecek bir rahatsızlıktır.

Bulimia Nervosa (BN):

Nedir?

DSM IV ün tanı kriterlerine göre BN,

1) Tekrarlayıcı aşırı yeme atakları

2) Yeme periodunda yeme işlemi üzerinde kontrolu kaybetmek

3) Aşırı yemeye ek olarak, kilo almayı engellemek için uygunsuz aşırı bir reaksiyonlar geliştirmek (Kendini kusturma, laksatif kullanma, aşırı egzersiz yapma vb.)

4) Vücut şekli, görüntü ve kilosundan memnun olmama hali

5) Aşırı yeme ve dengeleyici karşı eylemlerin üç ay boyunca haftada en az iki kez olması.

İstatistiki değerleri

Ergenlik ve erken yetişkinlik dönemlerinde başlar.

%90’ını kadınlar oluşturur.

Kadınlar arasındaki sıklığının % 1 ile 2 arasında olduğu bilinmektedir.

BN hastalarının 80% i kusmayı kilo kontrolü olarak kullanır

İyileşme oranı AN ye göre daha yüksek çünkü tedavi reddi/direnci daha az

Sebepleri:

Bulimia hastaları Anoreksiya’da olduğu gibi yardımı reddetmezler.

BN tanısı konmuş hastalarının pek çoğunun aile öyküleri incelendiğinde, sorunlu aile ilişkileri göze çarpar. Uzak ve reddedici ebeveyn tanımlaması BN hastaları arasında yaygındır.

Bulimia hastaları Anoreksiyadan farklı olarak dışa dönük kimselerdir. Bulimia hastalarının dürtü kontrolünde yaşadığı problemler nedeniyle madde kötüye kullanımı, emosyonel dengesizlik ve intihar girişimlerine rastlanabilir.

Seyri ve tedavisi:

BN hastanlarının 50% si nin kesin iyileştiği, hastalığın sonucu olarak veya intahar girişimlerine bağlı olarak ölüm oranı ise % 1 ile %5 arasındadır.

Psikoterapide hastanın kendi duygularını uygun bir şekilde ifade edebilmesi, yeme davranışı üzerine kurulu yanlış düşünce tarzının değiştirilmesi, vücuduna yönelik olumsuz algılamaların düzeltilmesi, özgüvenin oluşturulması, kişilerarası sorunların belirlenip, çözümüne yönelen bir yaklaşımın oluşturulmasına çalışılır.Tedavide medikal destek, davranışçı terapi, ve aile terapisi kullanılabilir.

Yeme Bozuklukları ciddiye alınması ve tedavisinin sağlanması gereken hastalıklardır. Tedavi sürecinin başlatılmaması veya geç kalınması ölümlerle sonuçlanabilir.

VKV Amerikan Hastanesi
Psikoloji Bölümü
Uzman Psikolog Aslı Akkan