SAĞLIK HİZMETLERİNDE DEĞİŞİM İHTİYACI

Halkın sağlık bilgisi, kendi sağlık hakkına olan inancı ve dolayısıyla da sağlık hizmetlerinden beklentileri artarken, diğer yandan sağlık hizmetleri bakım ve tedavi kapasitesi ve aynı zamanda bunların maliyetleri de hızla yükselmektedir.Yükselen maliyetler ve artan beklentiler; hem ülkeler arasındaki sağlık hizmet farklılıklarının daha geç kapanmasına, hem sağlık personelinin geleneksel rolünün değişmesine, hem de kamu ve özel sektörün sağlık hizmetleri sunma kapasitesinin aşılmasına yol açmaktadır.

Zaten sağlıkta değişim ihtiyacı sadece ülkemizin problemi değildir.Sağlıklı toplumun sağlıklı bireylerden oluşmasını sağlamak için her ülke kendi kaynakları doğrultusunda sağlık sistemlerini gözden geçirmektedir.

SAĞLIK HİZMETLERİNDE DEĞİŞİMDE İLKELER

Dünya da bu ilkeleri benimsemiştir.

 Hizmetin nüfusun tamamını kapsaması,

 Hizmet sunumunda çeşitlilik ve dolayısıyla hizmette yarış,

 Tamamlanmış nüfus gruplarına ihtiyaçları oranında düzenli sürekli ve kontrollü hizmet,

 Sağlık hizmetlerinin finansmanında kamu kontrolü,

 Maliyet etkililik,

 Harcanana değer olma,

 Hizmeti alanların hizmetin yönetimine katılımışeklinde özetlenebilir.

Tüm Avrupa ülkeleri ayrıca sağlık hizmetlerindeşunları da kabul etmiştir:

 İnsana saygı,

 Sağlık kazanımları,

 Eşitlik / hakkaniyet gibi değerlere yönelmesi gerektiğini,

 Sağlığı hedefleyerek,

 İnsan merkezli,

 Kaliteye odaklı,

 Gerçekçi bir finansmana dayanmasını,

Temel sağlık hizmetlerinin geliştirilmesine yönelik olmasını kabul etmişlerdir.

SAĞLIK REFORMLARI PROJESİNİN ANA İLKELERİ

1 – Herkesin hakkaniyet ilkesi doğrultusunda sağlık hizmetlerine ulaşabilirliğinin sağlanmasına yönelik olarak, Genel Sağlık Sigortası yoluyla, hizmeti sunanla finanse edeni birbirinden ayırmak ve dolayısıyla hizmetin verildiği kurumun değil hizmete ihtiyacı olanın destekleneceği bir sisteme geçmek,

2 – Hastaneleri özerkleştirerek, kaliteli ve verimli hizmet sunmalarını sağlayan, gelirleri ile giderlerini karşılayabilen, yönetiminde merkeziyetçilikten arınmış sağlık işletmelerine dönüştürmek, dolayısıyla hizmette devlet kontrolünde rekabeti sağlamak,

3 – Birinci basamak sağlık hizmetleri denilen, hasta ile hekimiz ilk karşılaştığı sağlık hizmetlerinde, Aile Hekimliği modeline geçerek, hastalıkların tedavisi kadar kişilerin hasta olmadan korunmalarını ve sağlıklarını geliştirmelerini sağlamak,

4 – Sağlık Bakanlığı’nı ülke genelinde sağlık politikaları belirleyen, hizmete yönelik

standartlar koyup izleyen, tedavi hizmetlerini değil koruyucu sağlık hizmetlerini sunan bir yapıya kavuşturmak.

SAĞLIK REFORMLARI PROJESİ REFORM ALANLARI

Ana ve destek alanlar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır:

ANA REFORM ALANLARI

1 – Sağlık finansmanı kurum kuruluşu,

2 – Hastanelerin özerk sağlık işletmelerine dönüştürülmesi,

3 – Birinci basamak sağlık hizmetleri ve aile hekimliği sistemi,

4 – Sağlık Bakanlığı Merkez ve Taşra Teşkilatı’nı yeniden yapılandırılması.

DESTEK REFORM ALANLARI

1 – Kamu sağlığı mevzuatının yenilenmesi

2 – Refik Saydam Ulusal Sağlık Araştırma Kurumu kurulması

3 – Ulusal sağlık akademisi kurulması

4 – Sağlık meslekleri görev yetki ve sorumluluklarının düzenlenmesi

TÜRKİYE SAĞLIK REFORMUNUN AMAÇLARI

Sağlıkta kaynakların etkin kullanılması, hizmette yaygınlık, süreklilik ve kalite sağlanarak tüketici tatmininin arttırılması amacıyla sistem; finansman, yönetim ve organizasyon, insangücü, hizmet sunumu, mevzuat ve enformasyon boyutları itibariyle yeniden yapılandırılacaktır.Sağlık politikalarına süreklilik kazandırılacak, yasaların kararlılıkla uygulanması sağlanacaktır.

Beş yıllık kalkınma planına göre sağlık reformunun amacı budur.

TÜRKİYE SAĞLIK REFORMUNUN KAPSAMI

Sağlık reform programı;

 Sağlık finansmanı reformu

 Hastane ve sağlık işletmeleri reformu

 Aile hekimliği ve birinci basamak hizmetleri reformu

 Organizasyon ve yönetim reformu

 İnsan kaynakları reformu

 Sağlık enformasyon sistemi reformunu içermektedir.

Sağlık reformlarının gerçekleştirilebilmesi için, bir takım hukuki düzenlemeler ve yasal değişikliklere ihtiyaç vardır.Maalesef, bu konuda hazırlanan kanun tasarıları yasalaştırılamamıştır.

Bu kanunlar yoluyla çok önemli değişiklikler önerilmektedir.Sağlık reformunun başarılı olabilmesi için sağlık hizmetleri talebi; mevcut sigortasızların sayıları ve nitelikleri; sağlık hizmetlerinin maliyetleri; gelir seviyelerinin belirlenmesi; ilçelerin yaşam kalitesine göre sıralanması; sağlık finansmanı politika seçenekleri; sağlık çalışanlarının tutumları konusunda bazı ön araştırma ve incelemeler yapılmış veşu sonuçlara varılmıştır:

1-SAĞLIK HİZMETİ KULLANIMI SONUÇLARI

 Senelik ortalama hekime başvuru oranı 2.44, sigortasız kişilerde ise 1.57’dir.

 Ortalama hastaneye yatma oranı %4.2, sigortasızlarda %3’tür.

 Kullanıcıların %57.6’sı ilk başvuru yeri olarak hastaneyi tercih etmektedir.

2-MALİYET ARAŞTIRMASININ SONUÇLARI

 Devlet hastaneleri maliyet muhasebesi prensiplerini uygulamakta, fiyat tarifeleri merkezi olarak Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmektedir.

 Devlet hastanelerinin toplam harcamalarının %75’inden fazlası Devlet bütçesinden finanse edilmektedir.

 Devlet hastanelerinin cari giderlerinin %80’i personel giderlerinden oluşmaktadır.

 Ayakta hasta tedavi giderleri hastanelerin toplam giderlerinin yalnız %30’unu oluşturmaktadır.

SAĞLIK FİNANSMAN REFORMUNUN AMACI VE YÖNTEMİ

Amaç;hizmetlerin değil, kişilerin subvansiyonu esasına dayalı bir finansman sistemi kurarak sağlık güvencesi kapsamında olmayan nüfus bırakmamaktır.

Primleri ödeyemeyecek olanlara katkıda bulunacak, sosyal sigorta ilkelerine uygun bir sağlık güvence sistemi sağlayacak sağlık finansmanı kurmaktır.

SAĞLIK FİNANSMANI KURUMU STRATEJİLERİ;

 Bugün hala sosyal güvenlik kapsamında olmayan 21 milyondan fazla kişinin kapsam içine alınması ile nüfusun tamamı sosyal sağlık sigortası kapsamına girmiş olacaktır,

 Hakkaniyet-verimlilik-etkililik prensipleri ile toplumun tamamına temel bir sağlık hizmet paketi sunulacaktır,

 Vatandaşlar gelir durumuna göre basamaklandırılacak, primini ödeyemeyecek durumda olanların primleri devlet tarafından ödenecektir(halen kullanıla yeşil kart bu sistemin ilk basamağını oluşturacaktır),

 Hizmeti sadece finanse eden bir kuruluş oluşturularak hizmeti sunan ile satın alan birbirinden ayrılmış olacaktır,

 Hizmetler gerçek maliyetler üzerinden sunulacak, hizmeti sunan kurumların değil hizmete ulaşamayan insanların devlet tarafından subvansiyonu esası getirilmiş olacaktır,

 Temel teminat paketinin toplam maliyeti üzerinden denge esası ile prim toplanacak, toplanan bu primler blok sözleşmeler yoluyla hizmeti sunanlara aktarılacak, böylelikle de hasta ile hekim, hasta ile hastane arasındaki para ilişkisi sona erdirilmiş olacaktır.

SAĞLIK HİZMET SUNUMU REFORMUNUN AMACI;

Verimli ve kaliteli sağlık hizmet sunumu modeli ortaya koyarak; ihtiyaçlara uygun, hizmet yarışı içindeki sağlık kuruluşları oluşturmaktır.Bu amaca yönelik olarak; birinci basamakta sağlık işletmeleri modeli öngörülmektedir.

BİRİNCİ BASAMAK SAĞLIK HİZMETLERİ REFORMUNUN STRATEJİLERİ

Kişi ile hekimin ilk karşılaştığı sağlık hizmetleri aşamasında AİLE HEKİMLĞİ SİSTEMİ’ne geçilmesi planlanmaktadır.

Aile doktorluğuna 17 bin başvuru.

Sağlık Bakanlığı’nca hayata geçirilmesi planlanan, ”Aile Doktorluğu Sistemi”ne, 17 bin 700 hekim başvurdu.

Alınan bilgiye göre, ”Aile Doktorluğu” sistemini 2004 yılının ortalarında uygulamaya koymayı planlayan Sağlık Bakanlığı, bu kapsamda aile hekimlerine uygulanacak eğitim programını, 2004 Ocak ayında başlatacak.

Bakanlık bünyesinde kurulan ve üniversitelerin aile hekimliği anabilim dalı öğretim üyelerinden oluşan Aile Hekimliği Danışma Kurulu, eğitimlerin kapsamı ve süresi üzerinde çalışıyor.

Eğitimler kapsamında ilk etapta, Ocak 2004’te 50 kişilik eğiticiler eğitimi İzmir’de yapılacak.

Eğitimden geçecek bu 50 kişi diğer illerde hekimleri eğitecek.

Eğitimler, Danışma Kurulu’nun müfredatına göre yapılacak ve 5 yıl süreyle aralıklarla devam edecek. Belli eğitimi almayan hekimler, aile doktorluğu yapamayacak.

Sağlık Bakanlığı’nın yayınladığı genelgesi gereğince aile doktorluğuna toplam 17 bin 700 hekim başvurdu. Bunların bir kısmını pratisyen hekimler, bir kısmını uzman hekimler oluşturuyor.

Aile doktorluğu sistemi, ilk olarak farklı karakterlerde 3 ilde başlayacak.

3 BİN KİŞİYE 1 AİLE DOKTORU DÜŞECEK.

Sistemde ”3 bin kişiye 1 aile doktoru” düşecekşekilde planlama yapılacak.

Memur doktorların mağdur olmaması için, aile doktorluğu ücretleri, maaşlarına ilave edilecek.Kamu personelinin yetmediği yerlerde serbest doktorların aile hekimi olmasına izin verilecek.

Sistemin hayata geçirilmesiyle uygulanacak illerdeki sağlık ocaklarına

ve il sağlık müdürlüklerine, aile doktorları listesi asılacak. Bu illerdeki sosyal

güvencesi olsun olmasın tüm vatandaşlar sağlık ocaklarında istediği aile doktoruna kaydolacak. Aile doktorları, hiç bir sosyal güvencesi olmayan vatandaşlara da bakacak.

SSK’lı hastalar da aile doktorlarından hizmet alabilecek. SSK’lı hastaların aile doktorlarından

yararlanması için illerdeki SSK İl Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü arasında protokol imzalanacak.

ÜCRETLER

Kamuda çalışan ve aile hekimi olmak isteyen hekimler, maaşlarının yanı sıra aile hekimliği için de prim alacak.

Kamu dışından aile hekimi olarak çalışmak isteyen doktorlar ise ayrı bir ücret politikasıyla

özendirilecek. Mahrumiyet bölgelerinde hizmet veren hekim sayısını artırmak için, buralarda

çalışan aile hekiminin özlük hakları iyileştirilecek. Aile hekimlerine, kişi başı ücret modeline

göre maaş verilecek.

Bugün Türkiye’de sağlık hizmetlerinin sunuluşunda bir iyileştirme çalışmasına veya bir değişikliğe gidilmesi gerektiğini bebek ölüm oranlarından, anne ölüm oranlarından, doğumda beklenen yaşam süresinden, ölümlerin en sık nedenlerinden, en sık görülen hastalıklardan, hastanelerde tedavi amacıyla sürekli yurt dışına çıkmanın yollarını arayan vatandaşlarımızın çabalarından vb. anlıyoruz(1). Eldeki mevzuatın bugünkü modern tıp hizmeti anlayışına ve yeni ortaya çıkmış teknolojiye ve meslek gruplarına cevap verememesi (2), bizi ya eldeki sistemin iyileştirilmesine ya da yeni sistem arayışlarına zorlamaktadır. Türkiye nüfusunun bugünkü konfigürasyonu da artık çok değişmiştir. Köylü bir toplum olmaktan kentli bir toplum olmaya doğru hızla gidiyoruz(3). Ancak bir toplumda sağlık olsun, diğerleri olsun herhangi bir hizmet sistemini değiştirebilmek için öncelikle o toplumun bu değişikliği arzu ediyor olması gerekir. Toplumun arzusunun ne yönde olduğunu anlamak ise kolay değildir(4).

Aile hekimliğinin Türkiye’de yerleştirilmesi çabalarının temelinde sağlık sisteminin değişmesinin artık bir zorunluluk olduğu görüşü yatmaktadır. Dünyada sağlık hizmetlerinin yeniden yapılandırılması çalışmaları 1950’lerden sonra hız kazanmış ve bu alanda birçok ülke önemli sayılacak yol katetmişlerdir. Onların bu deneyimleri öncelikle çok iyi incelenmelidir. Ülkemizde herşeyden önce tıp anlayışını geleneksel hekimlik anlayışının boyunduruğundan kurtarmakla işe başlamak gerekmektedir. Geleneksel görüşte hasta bir insan değil bir vaka olarak ele alınır. Onun bir ailesinin, bir işinin, bir sosyal çevresinin olduğu pek gözönüne alınmaz. Hasta iyileştirilir ve hastaneden çıkarılır. Niçin bazı hastalıkların sıklıkla görüldüğü, bunların önüne nasıl geçilebileceği gibi konular bir klinisyen için olsa olsa bir lükstür, onun görev alanına girmez(5). Aile hekiminin ise hastasını uzun zamandan beri tanıyan, onun evini bilen, aile yaşantısı ve işi hakkında fikir sahibi olan ona yakın bir kişi olduğu öne sürülmektedir(6)
.
Bu yazıda aile hekimliği sisteminin avantaj ve dezavantajlarını tartışmak gibi bir amaç güdülmemiş, konu hakkında bazı teknik bilgiler almak isteyenlere bir katkı amaçlanmıştır.

Aile Hekimliği’nin 8 Temel Özelliği(6,7):

1-Aile hekimliği bir bilgi yumağı, bir hastalıklar grubu veya özel bir teknikten çok insana indekslenmiş ve insana karşı taahhüt altına girmiş bir kurumdur. Bu taahhüt iki taraftan açıktır. Birincisi, bir sağlık probleminin türü ile sınırlı değildir. Aile hekimi her yaştan ve her cinsiyetten insanın her türlü sağlık sorununda, başvurulandır. Öyle ki onun uğraştığı sağlık sorunu açıklıkla tanımlanmış bir sağlık sorunu da olmayabilir. Çünkü sorunu hasta tanımlamaktadır. İkincisi, bu taahhüdün bir bitiş noktası yoktur. Bir hastalığın iyileştirilmesi, bir tedavinin sona ermesi, veya bir hastalığın çaresinin olmaması durumlarında da iş bitmez. Aile hekiminin hasta ile ilişkileri çok önemlidir. Uzun vadede, sıradan bir klinisyen için uğraşmaya değmez görünen hastalıklar aile hekimi için önemli olmaya başlar. Çünkü bu hastalık tanıdık birinin hastalığıdır.

2-Aile hekimliği uygulamalarında uğraşılan hastalıkların bir çoğunda başarı sağlamak için hastalığın bireysel, ailevi ve sosyal boyutları bir arada değerlendirilmelidir. Bu durum çocukların lego oyunlarındaki parçaları diğer parçalarla ilişkilendirip sorunu çözmeye benzer. Halbuki hastalar hastaneye başvurduğunda bir çok defa bütün gözden kaçar. Hastanın o güne kadar başına gelenler yerine yarınki konuma odaklanılır, ama bu sorunun çözümünü zorlaştırır.

3-Aile hekimine her başvuru bir sağlık eğitimi vesilesidir. Bu eğitimin birebir ve yüzyüze olacağını da hesaba alırsak, koruyucu hekimlik için bu sistemin çok güçlü bir destekleyici rolü vardır.

4-Klinisyenler genellikle tek tek hasta bazında düşünürler. Aile hekimleri ise hem tek hasta bazında hem de toplumun riski bazında düşünmek durumundadır. Buşu demektir. Eğer aşısı yapılmamış bir çocuk varsa veya kan basıncı ölçülmemiş bir riskli kişi varsa onunla en az kızamıklı bir çocuk kadar veya hipertansiyonlu bir hasta kadar uğraşılacak ve gereği yapılacaktır. Yani muayene için gelenler kadar gelmeyen kişiler için de çalışma yapılacaktır.

5-Aile hekimi kendisini toplum sathında yaygın bir bilgisayar ağı sisteminin bir parçası gibi görür. Bütün toplumların resmi veya gayrı resmi sosyal destek sistemleri vardır. Ağ derken koordine edilmiş bir sistemi kastediyoruz. Ama bu genellikle böyle olmaz. Aile hekimleri yine de toplumun dayanışma olanaklarını hastaları için seferber etmede diğer hekimlere göre çok dahaşanslı olabilirler.

5-İdeal olarak, aile hekimleri hizmet verdikleri toplumun gelenek ve göreneğinde olmalı ve onlarla aynı mahallede veya çevrede yaşamalıdır. Ama günümüzde ve böyle olmayabilir. En azından aile hekimleri hastalarının kolay erişebileceği ve kendilerinin de hastalarının gece gündüz ne durumda olduğunu izleyebileceği uzaklıkta yaşamalıdır.

7-Aile hekimi tıbbın subjektif yanlarına da eğilir. 20.yüzyılda tıp bilimi, sağlık problemlerine objektif ve pozitivist yaklaşımın baskın karakteri ile yoğrulmuştur. Aile hekimleri için ise baştan beri işin içinde duygusallık ve hasta hekim ilişkisinin iç dünya boyutu olmuştur. Bu nedenle aile hekimleri için kendi duyguları tutumları ve davranışları mesleki başarıda çok önemli rol oynamaktadır.

8-Aile hekimi kaynakları yönlendiren bir karar vericidir. Uzman hekime sevklerde, hastaneye sevklerde, araştırma ve değerlendirme uygulamalarında birinci derecede önem taşır. Dünyanın her tarafında kaynaklar kısıtlı olduğuna göre aile hekimleri bu kaynakları yönlendirmede kilit noktalardan birinde bulunmaktadır.

Sağlık hizmetlerinin yeniden yapılandırılması çalışmalarının hızla ilerlediğişu günlerde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tercihini aile hekimliği modelinden yana yapmış görünmektedir. Ekim 1994’te Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü çatısı altında “Aile Hekimliği Şube Müdürlüğü” kurulmuştur. Sağlıkla ilgili mevzuat çalışmalarının en önemlilerinden birini Aile Hekimliği Yasa Tasarı Taslağı oluşturmaktadır. Bu taslak önceki hükümetler zamanında ilgili kurumların ve Bakanlar Kurulunun onayını alarak T.B.M.M’ye ulaşmıştır.

Bu modelin lehinde ve aleyhinde ülkemizde birçok yazılar yazılmıştır. 224 Sayılı Yasa’nın uygulanmasında(yani uygulanamamasında) görülen sıkıntıların aile hekimliği modelinde de yaşanacağını birçok yazar ileri sürmektedir. Ülkemizin bir talihsizliği olarak daha yeni modele geçilmeden bazı karmaşalar yaşanmaktadır. Birincisi, mezuniyet sonrası Aile Hekimliği Uzmanlığı ile birinci basamakta hizmet sunumunu anlatan Aile Hekimliği birbirine karıştırılmıştır. Profesyoneller bile bu ikisi arasındaki ayrıma yeterince dikkat etmemektedir. İkincisi, yeni sisteme yeterli sayıda eleman yetiştirmek telaşıyla aile hekiminin sistemde ne işe yarayacağı tam anlaşılmadan aile hekimliği uzmanlık dalı yerleştirilmiş ve sayıları yüzlerle ifade edilen aile hekimliği uzmanı oturmamış bir müfredatın kurbanı olmuştur. Bugün hala aile hekimliği uzmanlığı için müfredat çalışmaları tamamlanmamıştır. Örnek olarak, bu hekimlerin birinci basamak tedavi hizmetleri ve koruyucu hekimlik hizmetlerinde (en azından bireysel koruyucu hizmetler)
çalışmalar yapacağı kabul edilmiştir. Ancak uzmanlık eğitimi süresince bu hekimler ne birinci basamak hizmetlerin verildiği kurumlara, ne koruyucu hizmetlerin verildiği kurumlara eğilmektedir, ayrıca muayenehane yönetimi de bu kitlenin önemli bir konusu olmaktayken, bu konular eğitimde yer almamaktadır. Yeni sistemde bu model yerleşecekse, uluslararası deneyimlerle elde edilmiş bazı bilgilerin konuyla ilgilenenlerce bilinmesi gerekmektedir. Burada bazılarını özetlemek yerinde olacaktır.

AİLE HEKİMİNİN YAPMASI GEREKENLER

Aile hekimi için 4 önemli beceri gereklidir(6).

1. Tanımlanamayan hastalıklar için bireyler ve ailelerle günlük yaşam çerçevesinde ilişki sağlayıp hastalığın doğal seyrine tanık olarak doğru teşhise gitmek.

2. Koruyucu beceriler- Risklerin tesbiti ve bireylerin sağlıkları tamamen bozulmadan erken teşhisi gerçekleştirebilmek.

3. Tedavi etmede beceriler- Doktor ve hasta ilişkileri tedavideki başarıda çok etkili olabilir.

4. Kaynak yönetimi becerileri- Toplumun ve sağlık sisteminin kaynaklarını hastaların sağlığına aktarmakta becerili olmak. Bu, konsültasyonları ve sevkleri de kapsayan bir beceri olmaktadır.

Mezuniyet öncesi Aile Hekimliği eğitimlerinde özellikle vurgulanması gereken konular(8,9,10):
* Türkiye’de en sık görülen hastalıklar, en ölümcül hastalıklar

* Sağlık Bakanlığı ile Dünya Sağlık Örgütü’nün ve diğer uluslararası kuruluşların Türkiye’de yürüttüğü proje ve programlar

* Hasta takibi, ilaç kullanımı

* Ev ziyaretleri

* Sevk durumları ve yöntemleri

* Acil tıbbi müdahale

* Epidemiyolojik kavramlar ve uygulamadaki yeri

* Tıbbi istatistik, kayıt-bildirimin önemi ve teknikleri

* Bilgisayar uygulamaları

* Sağlık hizmetlerinde maliyet kavramı, temel ekonomik kavramlar, kaynak yönetimi

* Tıbbi etik
* Muayenehane yönetimi

Mezuniyet öncesi tıp eğitiminde bir örnek: İngiltere(9,10,11)

* 4,5 ve 6. Sınıflarda toplam 10-15 saat teorik ders.

* 5 ve 6. Sınıflarda akredite edilmiş eğiticinin yanında 2 aydan az olmamak koşuluyla staj.

* 3 ve 4. Sınıflarda muayenehanede çalışma ( teorik ve pratik kapsamlı).
*3. Sınıfta doktora muayene bulgularını öğrenci iletilmekte, eğitici daha sonra kendi muayene bulguları ile öğrencininkileri karşılaştırmakta.

*4. Sınıfta doktor yanında çalışıp ev ziyaretleri yapmakta. Doktor eve gitmediği halde hastayı kendisi zaten bildiği için karşılaştırma ve değerlendirme yapabilmekte.

*5. Sınıfta hasta muayene edip hasta başı sınavına tabi tutulmakta.

*6. Sınıfta aile hekiminin yanında kalıp, gece çağrılarına giderekşartları öğrenmekte. Dönünce okulda sınava tabi tutulmakta. Bu uygulamalar esnasında öğrenciye ödenen ücret üniversite veya bölgenin tabip odası tarafından karşılanmakta.

Aile hekiminin bireylere ve ailelere devamlı hizmet veren bir sağlık çalışanı olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Ev ziyaretlerinde, hastanede veya muayenehanede, gereğinde başka bir dal uzmanı meslektaşı ile konsültasyon halinde, hastayı gereğinde ilgili yere sevk eden, hizmet yelpazesinin geniş bir kısmına hakim, ideal hekim tipine daha çok yaklaşan bir hekim amaçlanmalıdır. Ancak genel bir yanılgı da aile hekimliğinin bir ekip hizmeti olduğunun unutulmasıyla yaşanmaktadır. Diş hekimi, hemşire, eczacı, diyetisyen, fizyoterapist onunla yakın temasta olan kişilerdir. Bu modelin en üstün tarafı hastaları bir kişi olarak değil de ailesi içinde bir kişi olarak algılıyor olmasıdır. Ülkemizde bu konunun daha uzun yıllar tartışılacağı anlaşılmaktadır.

HASTANELERİN ÖZERKLEŞTİRİLMESİ

Hastanelerin, etkin, verimli ve kaliteli hizmet sunabilmesi için idari ve mali açıdan özerkleştirilmesi hedeflenmiştir.Çağdaş işletmecilik anlayışıyla yönetim yapıları güçlendirilerek bu bağlamada gerekli kanuni düzenlemeler yapılacaktır.Kısaca, hastaneler sağlık işletmelerine dönüştürülecektir.
SAĞLIK İŞLETMELERİ İÇİN GENEL ÖRGÜTLENME MODELİ

Yönetim Kurulu

(Yedi üye: dört yönetici, üçü dışarıdan)

1.Genel Müdür
1.1.Tıbbi Hizmet Müdürü

1.2.Hemşirelik Hizmet Müdürü

1.3.İşletme Müdürü

Sağlık işletmesi yönetiminde mali ve idari sorumluluk Yönetim Kuruluna aittir.Yönetim Kurulu yedi üyeden oluşmaktadır.Bu üyelerin dördü hastane yöneticisidir,üçü dışarıdan seçilecektir(İl özel idare temsilcisi,Maliye Bakanlığı il örgütü temsilcisi,İl genel meclisi temsilcisi).İşletme genel müdürü yönetim kurulu başkanıdır.İl Özel İdare Temsilcisinin hastane yönetimine katılımı, sağlık hizmetlerinin sunumunda mahalli idarelerin artmasıdır.

Bugünkü sistemde hekimlerin yönettiği hastane sisteminin tersine, reform programında, sağlık işletmelerini profesyonel yöneticiler ve/veya idari yeteneği olan ve zamanının tümünü yönetime ayırmak isteyen hekimler tarafından yönetilmesi düşünülmektedir.

Sağlık işletmeleri, kaynaklarını gerekli gördükleri alanlara ayıracaklardır.Sağlık işletmelerinin ana geliri, blok sözleşmeler aracılığıyla hizmet sunumundan kaynaklanacaktır. Eğitim vermekle yükümlü olan sağlık işletmelerine ayrıca eğitim ve araştırma için kaynak tahsil edilecektir.Sağlık işletmeleri personelini seçmekte ve onların ücret düzeylerini belirlemekte bağımsız olacaklardır.

Sağlık işletmelerinin gelir sistemi, İl Sağlık Müdürlükleriyle yapılan sözleşmeler aracılığıyla geleceğe yönelik olacaktır.Sağlık işletmeleri ve özel hastaneler bir sonraki yıl sözleşme yapabilmek için rekabet edeceklerdir.Sağlık işletmesi tarafından sağlanan hizmetlerin fiyatı ve kalitesi, hizmet alacak olan kurumlar ile yapılacak olan görüşmeler yoluyla belirlenecektir.

SAĞLIK İNSANGÜCÜ REFORMU

Sağlık insan gücünün bölgeler arası ve kırkent düzeyinde dağılımı ile meslekler ve meslek içi ihtisas alanları itibariyle dağılımının dengeli hale getirilmesi amacıyla etkili insan gücü planlaması yapılacaktır.İş yükü esasına dayalı kadro standartları geliştirilecek, meslek gruplarının görev, yetki ve sorumlulukları yeniden düzenlenecek ve personelin dengeli dağılımını sağlayacak bir ücretlendirme sistemine geçilecektir.

Sağlık insan gücü reformunda, ülkeşartlarına uygun insangücü yetiştirmek amacıyla, eğitim müfredat programlarının gözden geçirilmesi, mezuniyet sonrası sürekli eğitim ve hizmetiçi eğitimin kurumsallaştırlması, sağlık insangücünü yetiştiren ve kullanan kurumların birlikte temsil edileceği devamlı bir izleme sistemi geliştirilmesi, ihtiyaç duyulan yeni tip insangücünün yetiştirilmesi için düzenlemeler yapılması hedeflenmektedir.

İstihdam politikalarının rasyonelize edilmesinde önemli gelişmeler olarak sağlık çalışanlarında zorunlu hizmet kaldırılmış ve hastanelerin özerk sağlık işletmelerine dönüştürülmesine ilişkin kanun tasarısı hazırlanmıştır.Böylece, insangücü planlaması, ihtiyaç noktalarına uzak olan merkez yerine, personel ihtiyacını nitelik ve nicelik açısından doğru saptayacak sağlık işletmelerince yapılmış olacaktır.Belirtilen gelişmelerle aynı yönde insangücünün verimliliği artırmak amacıyla az gelişmiş bölgelerde hizmet veren personelin tazminatlarında iyileştirme yapılmıştır.

SAĞLIK BİLGİ SİSTEMLERİ REFORMU

Bu reformun amacı; Sağlık Bakanlığı birimlerinin yetki ve sorumluluklarını rasyonelleştirmek, karar alma mekanizmalarını maliyet etkin hale getirmek, karar verme yetkisinin taşra teşkilatı ve ilgili kurumlara dağıtılmasını sağlamaktır.

Birinci Sağlık Projesi kapsamında tanımlanan, sağlık b