OSTEOPOROZA ŞİMDİDEN ÖNLEM ALIN

50 yaş üzerinde her 3 kadından ve 8 erkekten birinde görülen osteoporoz, doğru davranış modelleriyle oluşmadan önlenebiliyor.

Kemik kırıkları ve ileri safhalarda buna bağlı ölümlerin önlenmesi için öncelikle 30-35 yaşına kadar kemik kitlesinin en üst seviyeye çıkarılması gerekiyor.

Özellikle menopoz sonrası kadınları etkileyen, az da olsa aynı yaş grubundaki erkeklerde de görülebilen osteoporozun (kemik erimesi), doğru davranış modelleriyle önlenebildiği bildirildi. Türkiye Osteoporoz Derneği Başkanı Prof. Dr. Sema Öncel, osteoporozun kendini fark ettirmeyen ve toplum genelini tehdit eden “sinsi bir hastalık” olduğunu söyledi. Hastalığın, menopoz döneminde östrojen hormonunun kemikler üzerindeki koruyucu etkisinden yoksun kalınması nedeniyle kadınlarda daha sık karşılaşıldığını ve 50 yaş üstü her 3 kadından birinin osteoporoza yakalandığını belirten Prof. Dr. Öncel, buna karşın erkeklerde de sekizde bir oranında rastlanabildiğini bildirdi.

“HASTALIĞIN ÖNÜNE GEÇMEK ELİMİZDE”

Kalsiyum, D vitamini eksikliği ile sigara ve alkol kullanımı osteoporozun ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor.

Prof. Dr. Öncel, kemik dokusunun zayıflamasıyla başlayan, ileri safhalarda kırıklara ve buna bağlı ölümlere yol açabilen osteoporozun, doğal süreç sonunda gerçekleştiğini, ancak bunun önlenebileceğini kaydetti. Kemiklerin, vücuttaki diğer pek çok dokuda olduğu gibi yaşam boyunca sürekli yenilenme içinde olduğunu anlatan Prof. Dr. Öncel, şunları söyledi: “Çeşitli nedenlerle bu yıkım artar, yenilenme azalırsa kemik dokusunda zayıflama meydana gelmeye başlıyor. Kişinin bundan başlangıçta haberi olmuyor. Bir süre sonra sırt ağrılarıyla kendini belli etmeye başlayan rahatsızlık, ileri dönemde boy kısalması, şekil bozukluğu, omurlarda çökme kırıklarına neden oluyor. Kemik dokusu yaşam boyu yenilenmesine karşın, yapım hızı 30-35 yaşına kadar üst seviyede devam ediyor ve bu dönemde yoğunluk en üst seviyesine ulaşıyor. 45 yaşından sonraysa kemik kayıp hızı, artmaya başlıyor. 30-35 yaşına kadar kemik yoğunluğunu en üst seviyeye taşıyabilirsek, ileride yaşanacak yıkımın tahribatını da en aza indirmek ve osteoporozun önüne geçmek mümkün.”

ANNE KARNINDAN İTİBAREN BESLENMEYE ÖZEN GÖSTERİLMELİ

Kadınlarda erkeklere, ince yapılılarda şişmanlara ve kısa boylularda uzun boylulara göre daha sık görülüyor.

Prof. Dr. Öncel, osteoporozun en büyük nedeninin genetik faktörler olduğunu, bununla beraber kalsiyum yönünden fakir beslenenler, erken menopoza girenler, yeterli fiziksel aktivitede bulunmayan ve güneşten az yararlananların risk grubunda yer aldığını kaydetti.

Osteoporozu önlemek için öncelikle diyete dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Öncel, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bebeklikten, hatta anne karnından itibaren doğacak çocuğun geleceği düşünülerek doğru beslenilmesi lazım. Kalsiyumun, yaşam boyunca yeterli miktarda alınması, kemik dokusunu en üst seviyeye çıkaracağından bu yıkımın etkisini zayıflatıyor. Ayrıca fiziksel aktiviteler, kemiklerin güçlenmesini sağlar. Bütün bunlara karşın yine de genetik gibi diğer bazı faktörler nedeniyle hastalık ortaya çıkabilir. O zaman da uygulanacak tedaviyle yıkım önlenebilir.”