TÜRKİYE’DE SAĞLIK HARCAMALARI OECD ORTALAMASININ BEŞTE BİRİ DÜZEYİNDE

Deloitte Türkiye’nin, “Türkiye’de ve Dünyada Sağlık Ekonomisi 2008” başlıklı raporunda, kişi başına 586 ABD doları ile OECD içinde sağlık harcamaları en düşük ülkelerden biri olduğumuz vurgulandı. Dünya Bankası’nın, Türkiye’nin sağlık harcamalarında yılda ortalama %15 artış öngördüğü hatırlatılan raporda, sağlık ekonomisini hayata geçirerek kaynakları en etkin şekilde kullanmanın giderek daha önemli hale geldiği ifade edildi.

21 Ağustos 2008, İstanbul – 1960 – 2005 yılları arasında sağlık hizmetlerinde önemli gelişme ve iyileşmeler kaydeden Türkiye, bu alanda gelişmiş ülkelerle aynı standartlara kavuşmak ve kaynaklarını etkin kullanabilmek için sağlık ekonomisini hayata geçirmek zorunda.

Deloitte Türkiye tarafından yayınlanan “Türkiye’de ve Dünyada Sağlık Ekonomisi 2008” başlıklı raporda, gelişmiş ülkelerdeki ve Türkiye’deki sağlık hizmetleri karşılaştırılarak, Türkiye’de sağlığa eşit erişim, yüksek hizmet kalitesi ve kaynakların etkin kullanılması için yapılması gerekenler araştırıldı. Raporda Dünya Bankası’nın, halen % 71,6’sı devlet tarafından yapılan sağlık harcamalarının yılda %15 artacağını tahmin ettiği hatırlatılarak, Türkiye’nin kaynaklarını israf etmeden en etkin bir şekilde kullanmasının giderek daha önemli hale geldiği kaydedildi.

Deloitte Türkiye Sağlık ve İlaç Endüstrisi Lideri Güler Hülya Yılmaz raporla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Esas itibarı ile, Türkiye’deki sağlık ekonomisinin dünya uygulamalarına kıyasla mevcut durumu ve geleceği üzerinde yoğunlaşmaya çalıştık. Raporumuzun, Türkiye Ekonomisi, halk sağlığı ve toplumumuzun genel yaşam kalitesi açısından çok önemli olduğunu düşündüğümüz “Sağlık Ekonomisi” alanına ilgi duyan herkes için faydalı olmasını, yeni gelişmeler için ilham vermesini ümit ediyoruz.”

Gelişmiş ülkelerde sağlık harcamaları, milli gelir üzerinde artış kaydediyor

OECD ülkeleri, dünya nüfusunun %18’ini teşkil ederken; 2004 yılı rakamlarına göre 4.1 trilyon dolar tutarındaki toplam sağlık harcamasının %80’i bu ülkeler tarafından gerçekleşiyor. Bu durumun nedenleri arasında, gelişmiş ülkelerde nüfusun giderek yaşlanması, tıp ve ilaç teknolojilerindeki gelişmeler sonucu sağlık hizmetlerinde arzın artması ve kalp rahatsızlıkları, kanser gibi kronik hastalıklarda görülen artış yer alıyor. Bu ülkelerde sağlık harcamaları, milli gelirden daha hızlı artıyor.

Tüm dünyada ortalama yaşam süresi uzarken, ilaca erişim giderek yaygınlaşıyor ve gelişmiş tedavi yöntemlerinin maliyetleri yükseliyor. Bütün bunlar, sağlık hizmetlerinin ve ilaç tedavilerinin yarattığı değerin ölçümlenerek, kaynakların daha etkin kullanılmasını sağlayan sağlık ekonomisinin uygulanmasını zorunlu kılıyor.

Sağlık ekonomisinin Türkiye’deki durumu

Rapor, 1960’lardan bu yana sağlık hizmetlerinde önemli mesafe kat eden Türkiye’nin buna rağmen, sağlık harcamaları konusunda OECD ülkeleri arasında son sıralarda yer aldığını kaydediyor. Türkiye’de, toplam sağlık harcamalarının GSMH’ya oranı, %7,6 olarak gerçekleşiyor. OECD ortalaması %9, ABD’de %15,6 olan bu oran, Almanya, Fransa, İsviçre gibi ülkelerde ortalama %11 düzeyinde, komşumuz Yunanistan’da ise, %10,1 olarak gerçekleşiyor.

Türkiye’de kişi başına düşen, yılda 586 ABD doları düzeyindeki sağlık harcaması, OECD ortalaması olan 2,809 ABD dolarının beşte biri civarında kalıyor.

Rapora göre, özellikle sosyal güvenlik sistemindeki sorunlar nedeniyle sağlık alanında kaynaklarını etkin kullanamayan Türkiye son yıllarda bu alanda önemli adımlar attı. Deloitte Türkiye’nin raporunda bu adımlar şöyle özetleniyor:

1 Haziran 2003’ten itibaren kamu çalışanlarının özel sağlık kuruluşlarında da tedavi edilmelerine imkan verilmesi,

2004 yılında geçilen ilaçta “Referans Fiyat” uygulaması,

2005 itibarıyla, “Sağlıkta Dönüşüm” reformu çerçevesinde SSK bünyesindeki tüm sağlık hizmet işletmeleri ile kamu kurumlarınca işletilen sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi,

Yine 2005 itibarıyla, SSK’ya bağlı çalışanların reçeteli ilaçlarını anlaşmalı eczanelerden temin etmelerine olanak verilmesi,

Mayıs 2006 itibarı ile sosyal güvenlik kurumlarının 5502 sayılı Kanun çerçevesinde tek bir “Sosyal Güvenlik Kurumu” çatısı altında bir araya getirilmesi,

Anayasa Mahkemesi’nce verilen yürütmeyi durdurma kararı sonrasında yapılacak revizyonları takiben uygulamaya girmesi beklenilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu.

Türkiye’nin sağlık hizmetleri alanında, özellikle sosyal güvenlik reformunun ve Avrupa Birliği’ne uyum kapsamında atılacak adımların yararlarını önümüzdeki dönemde daha fazla görmesi bekleniyor.

Çözüm, kaynakların etkin kullanımında

Deloitte Türkiye Sağlık ve İlaç Endüstrisi Lideri Güler Hülya Yılmaz Türkiye’nin sağlık harcamalarıyla ilgili yaptığı değerlendirmelerine şöyle devam etti:

“Türkiye’nin sağlık harcamaları gelişmiş ülkelerin gerisinde dahi olsa, kendi gelirine oranla makul bir düzeydedir. Mesele, daha ziyade kaynakların etkin kullanımıyla ilgilidir. Bu şartlar altında, karar alma süreçlerinin mümkün olduğu ölçüde bilimsel temellere dayanması ve şeffaf olması, hem halk sağlığının korunması, hem de hesap verilebilirlik bakımında önemlidir. ”

Deloitte Türkiye’nin raporunda sağlık ekonomisinden etkin bir şekilde yararlanabilmek için en önemli koşullardan birinin kapsamlı bir veri tabanı oluşturmak ve bu verileri ilgili tüm tarafların kullanımına açık tutmak olduğu kaydediliyor.

Deloitte hakkında

Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, 140’tan fazla ülkede, 165 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte dünya çapında 2007 yılı cirosu 27,4 milyar dolardır.

İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı ilke edinmiştir. Dünyanın en büyük şirketlerinin yarıdan fazlasına ve büyük ulusal teşebbüslere, kamu kurumlarına, ulusal devlere ve küresel çapta hızla büyüyen şirketlere hizmet veren Deloitte, birçok gelişmekte olan pazarda da liderliğini sürdürmektedir.

Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 900’ü aşkın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte Türkiye’de kurumsal finansman, denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal risk alanlarında hizmet vermektedir.