ÖLÜM UYKUDA YAKALIYOR

Her 100 kişiden 5’i uyku bozukluğu yaşıyor. Uzmanlar ise uyarıyor:”Uyku bozukluklarını ciddiye alın, çünkü ölüm insanı uykuda yakalayabiliyor.”

Her canlının vazgeçilmez ihtiyacı olan uyku, beyin hücrelerinin sistemi devam ettirmek için geçirmesi gereken bir faz olarak tanımlanıyor. Ancak uyku deyip geçmemek lazım, çünkü araştırmalar uykuda meydana gelen ölümlerin hafife alınmayacak oranda olduğunu gösteriyor. Uyku mekanizmasını, uykuda gelen ölümlerin nedenlerini ve bundan korunma yöntemlerini Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Firuz Çelikoğlu ile konuştuk.

Yorgunluk, aşırı sinirlilik, yüksek tansiyon, depresyon, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, kontrol edilemeyen şişmanlama gibi sorunlarınız varsa; nedeni, sizin fark edemediğiniz uyku apnesi olabilir. Tedavi edilmeyen uyku apnesi ise 10-20 yıl içinde kalp hastalıkları da dahil olmak üzere yaşamı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiği gibi ölüme bile neden olabiliyor.

Uyku nedir ve neden önemlidir?

Doç. Dr. FİRUZ ÇELİKOĞLU: Uyku çok kompleks bir mekanizmadır; bizim zannettiğimiz gibi akşam gözümüzü kapatıp sabah açtığımız ve beyni dinlendirdiğimiz homojen bir yapı değildir. Çok değişik ve fizyolojik evreleri olan beynin son derece aktif bir fonksiyonudur. Beynin bu fonksiyonuna göre vücudun diğer sistemleri de değişiyor. Yani kalp ritimleri, solunum hareketleri, kan basınçları, hormon seviyeleri değişiyor. Eğer uyku esnasında bazı karışık yapılar ve düzensizlikler de varsa bu sistemler birbirine girerek hayatı tehdit eden sonuçlar doğurabiliyor. Uykudaki bu sorunlar çok ciddi sağlık sorunlarına neden olabildiği gibi ölüme kadar gidebilir. Ancak uyku ile ilgili sorunların tespiti biraz zordur, çünkü insanların uyku bozukluklarını bir hastalık olarak değerlendirip doktora gitme alışkanlığı yoktur. Ancak uyku ile ilgili sorunlar sinsi bir şekilde artarak hayatı felç edecek seviyeye gelebilir.

Uykuda solunum bozukluğunun toplumda görülme oranı yüzde 5. Daha çok horlama ile ortaya çıkan bu sorunun en belirgin şekli ise apne. Eski Yunanca’da ‘nefes kesilmesi’ anlamına gelen apne sırasında vücuttaki oksijen oranı düşüyor, oksijenin düşmesi kalp ritmini bozuyor ve bu durum birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.

İnsanın uykuda yaşayabileceği sorunlar nelerdir? Bu sorunlar neden kaynaklanır?

Doç. Dr. FİRUZ ÇELİKOĞLU: Uyku sırasında kasların kontrolü beynin ön bölgesinden verilen emirlerle yönlendirilir. Bu emirlerde bir karışıklık varsa, örneğin birçok kas aynı anda kasılıp açılarak değişik hareketler yapar, işte bu kaslarda ters hareketler oluşursa larenks ve farenks bölgesinde yani yemek ve soluk borularında kitlenmeler oluşabilir. Bu bir tıkanma yaratabilir, apne olabilir, arkasından panik ataklar gelişebilir ve boğulurcasına yataktan fırlamalar gerçekleşebilir. Bu durumda vücudun oksijeni düşmeye başlar, vücudun oksijeninin düşmesi ise kan sistemini de etkileyerek, pıhtılaşma faktörlerinin bozulmasına yol açarak kalpte ve beyinde emboli dediğimiz tıkanmaların meydana gelmesine neden olabilir. Kısacası bir sistemler bozukluğu gelişebilir. Uykuyu olumsuz etkileyen en önemli şey, horlamadır. Horlamanın dışında uykunun kalitesini bozan başka faktörler de vardır. Mesela beyindeki motor aktivitelerinin artması sonucu bacak ya da vücut kasılmaları olabilir, kısa süre önce ortaya çıkmış psikolojik olaylar uykuyu etkileyebilir, vücutta insülin salınması ve vücuttaki hormonal faktörler ile üre yükselmesi veya azalması da uykuyu etkileyebilir.

“UYKU BOZUKLUKLARI ÇOCUKLARI DA TEHDİT EDİYOR”

Uykuda meydana gelen sorunların genellikle yaşlıları etkilediği düşünülür, uyku bozuklukları ve beraberinde gelen sorunlar daha çok kimleri etkiler?

Doç. Dr. FİRUZ ÇELİKOĞLU: Tüm bu olaylar genel kanının aksine sadece yaşlıların sorunu değildir. Herkes yaşlılara konsantre olduğu için sanki horlama ve tıkanma sadece yaşlıların hastalığı olarak bilinir. Ama uyku bozuklukları büyükler için olduğu kadar çocuklar için de önemli bir sağlık sorunudur. Birçok aile, hiperaktif olduğu gerekçesiyle çocuğunu doktora götürür ancak çoğu aile çocuğundaki bu şikayetlerin uyku bozukluğundan kaynaklandığını bilmez. Oysa ki uykusunda tıkanma, horlama olan çocuklar gün içinde aşırı huzursuz, saldırgan ve hareketli olurlar, konsantrasyonları çok düşüktür, derslerine konsantre olamazlar, derslerinde başarısız olurlar, zaman zaman kısa süreli uyku krizleri gelir. Yani gece bozulan uykunun bütün bu olumsuz sonuçları gündüze yansır. Çocuklarında horlama olan ailelerin çok dikkatli olması gerekir. Çünkü uyku bozuklukları beyin gelişimini etkilediği gibi çocuğun yüz gelişimini de etkiler. Çocuklarda beyindeki solunum merkezleri uyarıldığı zaman spazm yani tıkanma olabilir, çocuk nefes alamaz ve uykuda ani ölümler gelişir. Nefes düzensizlikleri çocuklarda çok görülen bir şeydir. Tıpkı büyüklerde olduğu gibi çocuklarda da ciddiye alınması gerekir.

Horlama çok sık görülen bir sorun, her horlama uyku bozukluğu anlamına gelir mi ve her horlama sağlık açısından ciddi riskler yaratır mı?

Doç. Dr. FİRUZ ÇELİKOĞLU: Horlama çok ciddiye alınması gereken bir durumdur. Biz artık horlamayı ‘Erkek adam horlar, uykunun sembolü horlamadır’ şeklinde düşünmüyoruz. Horlama uykuda nefes almak için yapılan bir çabanın ve sıkıntının sesidir. Yani horlama uykuda sıkıntıyı gösteren bir tablodur. Horlayan insanlarda eğer yorgun uyanma, gün içinde uykululuk hali ve özellikle de hipertansiyon da varsa mutlaka bir hekime başvurmaları gerekir. Çünkü horlama ve uykudaki apneler artık hipertansiyonun en önemli nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Horlama zaman zaman olan bir horlamaysa yatış pozisyonuna bağlıysa ve mırıldanma şeklinde bir horlamaysa buna habitüel horlama deriz ki bu çok önemli değildir; yorgunluk sonrası veya pozisyona bağlı olarak ortaya çıkmış olabilir. Ama horlama her gece ve her pozisyonda oluyorsa, düzensiz kesilmeler, nefes almalar ve çabalarla devam eden bir nefes almaya bağlı horlama ise bu çok ciddi bir sorunun habercisidir ve kişinin en kısa sürede bir uyku bozuklukları uzmanı ile bir kardiyoloji uzmanına gitmesi gerekir.

Doktor Firuz Çelikoğlu, horlamayla meydana gelebilecek sorunların birçok ciddi hastalıktan daha tehlikeli olduğuna dikkat çekiyor. Örneğin astım ya da kalp hastalığı olanların vakit kaybetmeden hekime gitmelerine rağmen horlayan insanların genellikle bunu önemsemediğini ve hekime gitmediğini belirten Çelikoğlu, doğuracağı sonuçlar bakımından horlama ve uykuda nefes kesilmelerinin sinsi ilerleyen bir hastalık olarak nitelendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

“UYKUDA KALP KRİZİ GEÇİRME RİSKİ YÜZDE 6 DAHA FAZLA”

Uykuda meydana gelen ölümler daha çok kalp krizinden mi kaynaklanıyor? Uykuda ölümler neden daha çok sabaha karşı gerçekleşiyor?

Doç.Dr. FİRUZ ÇELİKOĞLU: Evet doğru, uykuda tıkanmalar enfarktüs yani kalp krizi ataklarına neden olabilir. Uykuda kalp krizinin en çok görüldüğü zaman dilimi ise sabaha karşıdır. Çünkü sabaha karşı olan uykunun yüzde 80’i Rem uykusu, yani rüya uykusudur ve tüm karışıklıklar bu uykuda ortaya çıkmaya başlar. Gözler hızlı hızlı gidip gelir, kaslar felç olur, solunum karışır. Eğer kişide apne şeklinde bir solunum bozukluğu var ise uykudaki bu şikayetler daha çok artar. Yapılan istatistikler uykuda ölümlerin en çok sabaha karşı gerçekleştiğini göstermiştir. Uykuda kalp krizi geçirme riski, gün içinde kalp krizi geçirme riskinden yüzde 6 daha fazladır.

Bu kadar önemli sorunlara ve sonuçlara neden olan uyku bozukluklarının tedavisinde ne gibi yöntemler uygulanıyor?

Doç. Dr. FİRUZ ÇELİKOĞLU: Önce horlamanın tıkanmalarla ilişkili olup olmadığına bakılmalıdır. Eğer apne tıkanmalarla ilişkiliyse o zaman bunun sayısı bizim için önem kazanır. Saatte kaç defa nefes duruyor ve oksijen ne kadar düşüyor diye bakılır. Eğer nefes durması sayısı 20’den fazla ise kesintisiz pozitif basınç maske tedavisi verilir. Eğer basit bir horlama ise o zaman cerrahi müdahaleyle bu durum düzeltilebilir. Çocuklarda horlama sorunu varsa, çocuk huzursuz yatıyor ve sabahları huzursuz kalkıyor, konsantrasyonu düşük, dersleri bozuk ise anne babalara düşen görev, çocuklarını bir uyku bozuklukları merkezine götürmeleridir. Buralarda çocuklara uyku testleri yapılır ve sorunun kaynağı ortaya çıkarılır gerekirse ameliyatla durum düzeltilebilir ya da basınç tedavisi uygulanır.

Uykunun kaliteli olması insanın hem günlük hayatını hem de sağlığını önemli ölçüde etkiliyor. Konunun uzmanları, alınacak birkaç basit önlemle kaliteli bir uyku uyunabileceğini belirtiyor. Uyku hijyenine uymak yani belli saatlerde uyumak, belli saatlerde uyanmak, uyku odasının sadece uyumak için yapılmış olması, çok sıcak olmaması, uyku odasında yemek yenmemesi, uykudan önce aşırı egzersiz yapılmaması bu önerilerden birkaçı. Uykuda ölüme yakalanmamak için altı çizilen en önemli nokta ise sürekli horlama, uykuda tıkanma ve apne sorunu yaşayanların vakit kaybetmeden bir hekime başvurmaları.