KEYFİ GÖZALTILARI ELEŞTİRDİ

Sağlık Bakanı Akdağ, “Sık olmasa da bazen değerli savcı ve hakimlerimizin, hastanede bir hekimle tartıştıklarında bu hekimleri gözaltına aldırdıkları oluyor” diyerek, sağlık çalışanlarının yanında olduğunu vurguladı

ÇANAKKALE-

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, nadiren de olsa savcı ve hakimlerin bir hekimle tartıştıklarında hekimi gözaltına aldıklarını belirterek, sağlık çalışanlarına karşı ön yargılı tutumlarla mücadele edeceğini söyledi.

Bakan Akdağ, bazı incelemelerde bulunmak ve toplantılara katılmak için Çanakkale’ye gitti. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Anafartalar Yerleşkesi Süleyman Demirel Konferans Salonu’nda kentteki sağlık çalışanlarıyla biraraya gelen Akdağ, sağlık harcamalarından doktor ve hemşire sayısına kadar birçok konuya değindi.

Akdağ, ilk defa bir konuyu kamuoyunun önünde ifade edeceğini ve konuyu kendisinin de araştırdığını belirterek, “Sık olmasa da bazen değerli savcı ve hakimlerimizin, hastanede bir hekimle tartıştıklarında bu hekimleri gözaltına aldırdıkları oluyor” dedi. Akdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Nadiren de olsa bununla karşılaşıyoruz. Bu şekilde gözaltına alınan hekimlerden bugüne kadar bir şekilde yargılanan ve hüküm giyeni ben işitmedim. Ama bir fiili durum oluşuyor ve o hekim belki birkaç saat belki de bir gece gözaltında kalmış oluyor. Benim bizzat şahit olduğum olaylar var. Şimdi kamuoyunun önünde de soruyorum, iki insan tartıştığı zaman bazen biri haksızdır, öbürü mesela hakaret etmiştir. Hakaret de bir suçtur. Bazen de karşısındaki ona hakaret etmiştir.

İki insan tartıştığı zaman hakaretin bir tarafı olur. Acaba herhangi bir biçimde bu tartışmalardan dolayı bir savcı ya da hakim gözaltına alınmış mıdır, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde. Böyle bir ihtimal var mı, yok. O zaman neden bir doktor gözaltına alınabilir? Yanlış davrandığını, hakaret ettiğini varsayalım. Demek ki sistemde aksayan, istismar edilen bir şeyler var. Şuna emin olunuz, bu anlamda sağlık çalışanlarının vatandaşa hizmet etmesi için ben bugüne kadar çok mücadele ettim. Ama sağlık çalışanlarına karşı da ön yargılı, baştan suçlayıcı ya da onları töhmet altında bırakıcı ne olursa bundan sonra da onunla mücadele etmeye devam edeceğim.”

Obama Türkiye’deki reformu yapmaya çalışıyor

Sağlık Bakanı Akdağ, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın üç ana çıktısı bulunduğunu, bunlardan ilkinin vatandaş memnuniyeti, ikincisinin sağlık göstergelerinin değişimi, üçüncüsünün ise vatandaşın finansal açıdan sağlık hizmetleri için ne kadar korunduğu olduğunu kaydetti.

“Hani parası olmayan ölsün mü deniyor, yoksa bu hususta vatandaşa mümkün olduğunca arka mı çıkılıyor?” diye konuşmasını sürdüren Akdağ, “ABD’ye gitseniz bir felaketle karşılaşırsınız, paranız yoksa öldünüz. Onun için Obama, Türkiye’nin çoktan başardığı bu sağlık reformunu şimdi yapmaya çalışıyor. Demek ki iyi yoldayız” diye konuştu.

Eskiden hizmet yetersizdi

Bakan Akdağ, 7-8 sene önce acil hizmetlerin yetersiz olduğunu, köylerde ambulans hizmeti alınamadığını, üniversite hastanelerine sevksiz gidilemediğini, MRG için 6 ay beklendiğini anımsattı. Konuşmasını sağlık çalışanlarına sorular sorarak sürdüren Akdağ, şunları kaydetti:

“Ben şimdi size bir soru soracağım. Bundan 7-8 yıl önce, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı yapısal olarak gerçekleştirmeden önce, kendisinin ya da önemli bir yakınının hastası olanlar için soruyorum. Ağır bir hastanız var, ameliyat olması ya da ciddi bir tedavi alması gerekti. Böyle bir durumda muayeneye gidip ya da bir başka şekilde para vermek zorunda kalıp sağlık hizmeti alanlar ellerini kaldırsın? 2009 yılı içinde hastam vardı, ben para verip bu hizmeti satın almak zorunda kaldım, diyenler ellerini kaldırsın. Bir el kalktı. İşte biz o bir elin bile kalkmaması için gayret gösteriyoruz.”

Sağlık Bakanı Akdağ, sağlıkta sistemin büyük ölçüde değiştiğini belirterek, bu yılın temmuz ayından itibaren muayenehanelerin, devlet ya da üniversite hastanelerinde çalışan doktor için tarihe karışacağını söyledi. Akdağ, “Gerçi bu kanun, muhalefet partisi tarafından Anayasa Mahkemesine götürüldü. Ama biz doğrusu mahkemenin burada halkın aleyhine bir karar vereceğine inanmıyoruz” dedi.

Artık Türkiye’de tifodan, kızamıktan insanların ölmediğini, sıtmanın ortadan kalktığını, anne ölümlerinin tüm dünyada örnek gösterilecek şekilde hızla azaldığına işaret eden Bakan Akdağ, anne ölümlerinin yanı sıra bebek ölümlerinde de sayının hızla düştüğünü kaydetti.

Doktor ve hemşire yetersiz

“Türkiye’de ilaç fiyatlarının düşeceğine kim inanırdı?” diye soran Akdağ, dünya devi ilaç firmalarını o noktada razı ettiklerini, Türkiye’de ilaç fiyatlarını ciddi oranda aşağıya çektiklerini söyledi.

Türkiye’de sağlık harcamalarını sürdürülebilir hale getirebildiklerini ve bu dönüşümü gerçekleştirdiklerini anlatan Akdağ, bu konuda Başbakanın, Hükümetin, Sağlık Bakanının, Sağlık Bakanlığı yönetiminin büyük emeği olduğunu, ancak gerçek kahramanların sağlık çalışanlarından oluştuğunu ifade etti.

Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de birtakım kısıtlarımız ve zorluklarımız da var. Türkiye’de doktor ve hemşire sayısı yetersiz. Bu, doktorların, hemşirelerin ve diğer benzer sağlık çalışanlarının üzerine çok büyük yük yüklüyor. Bundan rahatsızız. Ama gelin görün ki Türkiye’nin şartları böyle. Bugün Avrupa ile kıyasladığımız zaman Avrupa’da her 100 bin kişiye 700 civarında hemşire ve ebe düşüyor. Türkiye’de bu rakam 170 civarında. Doktor açısından da öyle. Avrupa’da her 100 bin kişiye 350 doktor düşerken, Türkiye’de bu rakam 150 civarındadır. Biz hastaları Yemen’e ya da Güney Afrika’ya gönderip tedavi ettiremeyiz ki… Onlar bizim insanımız, Türkiye’de hizmet alacaklar. Dolayısıyla bu dönüşümün en ağır yükü sonuçta sağlık çalışanlarının üzerinde.”

“Sağlık haberleriyle mücadele ediyorum”

Basında sağlık çalışanlarıyla ilgili çıkan haberlerle mücadele ettiğini dile getiren Recep Akdağ, basın müşavirinin, “İstanbul’da ambulans rezaleti” başlığıyla bir haber yapıldığı yönünde bilgi verdiğini belirerek, şöyle konuştu:

“İki kaza olmuş. Bu iki kaza için ambulanslar olay mahalline 40 ve 20 dakikada ulaşmış. Bize gelen tüm kayıtlar dijital ortamda kayda alınır. Yaptığımız incelemede ambulanslardan biri olay yerine 5, diğeri ise 12 dakikada ulaşmış. Şimdi insaf yani. Konuştuk, bu haberi ne kadar düzeltebileceklerse düzeltecekler. Bundan sonra da buna benzer haberleri yapmadan lütfen teyit alın, dedik. Bu kadar fedakârca çalışan bir camiaya öyle ön yargılı yaklaşılmamalıdır. Ben bunu büyük haksızlık olarak görüyorum.”

Modern bir hastane yapılacak

Bakan Akdağ, Vali Abdülkadir Atalık’a yaptığı ziyarette ise Atalık’ın uzun yıllar Sağlık Bakanlığı Müsteşarı olarak Sağlıkta Dönüşüm Programı’nda çok büyük hizmetleri olduğunu söyledi.

Daha önce Çanakkale’ye verdikleri bazı sözler olduğunu, bunların büyük birçoğunluğunu gerçekleştirdiklerini bildiren Akdağ, ambulans helikopterlerden birini Çanakkale’de konuşlandırdıklarını ifade etti. Akdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Dönüşümü tamamlamak açısından önümüzde gerçekleştirilecek önemli işler var. Bu arada mutlaka Çanakkale’ye bir hastane yapmak istiyoruz.

Çanakkale’deki mevcut hastanelerde ciddi iyileştirmeler yaptık. Bu, verilen hizmetlerin kalitesini de önemli ölçüde iyileştirdi. Ancak elimizdeki binalarda bundan daha fazlasını yapmak mümkün değil. Ne kadar gayret etseniz eski binalar, dar mekânlara sıkışmış binalarda daha fazlasını yapmak mümkün değil. Onun için ilde bir arsa çalışması yapılıyor. Bugün bunu da tartışacağız. Buna mutlaka ilin tüm dinamikleri destek olmalıdır. 400 yataklı, projesi yapılmadığı için tahminen söylüyorum, 60 bin metrekare civarında kapalı alanı olan, belki bunu da aşabiliriz, çok modern, harika bir hastane yapmak istiyoruz.”

Sadece 200 tifo vakası

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, daha sonra Belediye Başkanı Ülgür Gökhan’ı ziyaret etti. Yatırım konusunda parti farkını mesele yapmamak gerektiğini belirten Akdağ, yaşanabilecek küçük çekişmelerin bazen gecikmelere neden olabileceğine işaret etti.

Akdağ, temiz içme suyunun önemine değinerek, “Şükürler olsun ki tüm Türkiye’de 2009 yazında, içme suları açısından Türkiye’nin en temiz yazını geçirdik. Bu uzun bir çabanın sonucuydu. Hem İçişleri Bakanlığımız, hemde Çevre ve Orman Bakanlığımızın katkılarıyla belediyelerimizde sık sık çalışmalar yaptık. Bu işin önemini önce belediyelerimiz kavradı. İnşallah bu yazı da öyle geçireceğiz. Su konusunda Sağlık Bakanlığı olarak taviz vermiyoruz. Ne il genel meclislerine ne de belediyelere… Bu, halkın sağlığıyla doğrudan alakalı” diye konuştu.

Akdağ, artık Türkiye’de, geçmiş yıllarda olduğu gibi, yılda on binlerle ifade edilen tifo vakası görülmediğini, geçtiğimiz yıl gördüğümüz tüm tifo vakasının 200 civarında olduğunu dile getirdi. Kuduz meselesinin de çok önemli olduğunun altını çizen Akdağ, “Kuduzla ilgili olarak belediyeler ve il özel idarelerinin bizlerle ortak çalışması lazım. Sokak köpeklerinin steril hale getirilmesi önemli. Her yıl binlerce, on binlerce kişiye şüpheli ısırıktan dolayı aşı yapılmak zorunda kalınıyor. Bunun da ilacı sokak hayvanlarının aşılanması ve kısırlaştırılması. Bu görev de belediye ve il özel idarelerinindir” dedi.

Akdağ, Türkiye’nin artık, su kaynaklı, çevre kaynaklı enfeksiyonlardan halkı kırılan bir üçüncü dünya ülkesi olmaktan çoktan çıktığını, ülkenin artık Batı Avrupa ülkelerinin hastalık yüklerine benzer yüklerle mücadele ettiğini vurguladı.