DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE SAĞLIK HARCAMALARININ ARTIŞ NEDENLERİ

GİRİŞ

Günümüzde, sermaye, teknoloji, mal ve hizmet piyasalarında olduğu gibi, sağlık sektörü de ciddi bir değişim süreci içerisine girmiştir. Ülkelerin ulaşmak istedikleri ekonomik kalkınma, günümüzde yeni bir yaklaşımla ele alınmakta ve sağlık konusu bu yaklaşımda önemli bir yer tutmaktadır. Sağlık sektörünün kalkınma üzerindeki rolünü ön plana çıkartan bu yeni yaklaşım, sektörün önemini daha da artırmış ve ülkelerin kalkınmışlık göstergelerinden sağlık verileri yer almaya başlamıştır.

Kişi başına düşen milli gelir dağılımı, sanayileşme, işsizlik oranı, altyapı,Beslenme ve eğitim düzeyi gibi bir çok ekonomik, sosyal ve kültürel göstergelerle açıklanan, klasik anlamda kalkınma, yeni yaklaşımda; beşeri kalkınma nosyonu ön plana alınarak, eğitim ve sağlık göstergeleriyle özdeşleştirilmiştir.

Uluslararası Karşılaştırmalarda Kullanılan Göstergeler

1) Toplam sağlık harcamaları

 Kamu ve özel sektör sağlık harcamaları ve kurumsal dağılımı

 Sağlık harcamalarının GSMH içindeki payı

 Kişi başına düşen sağlık harcamaları

2) Sağlık hizmetleri arzı

 Sağlık personeli ve kişi başına düşen sağlık personel sayısı

 Hasta yatağı ve kişi başına düşen yatak sayısı

3) Sağlık yatırımları

Gelişmiş Ülkelerde Sağlık Harcamasının Anlamı Nedir?

Bugün ABD, İngiltere, Fransa, İsveç ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde, sağlık harcamalarının GSMH içindeki payı yaklaşık %10’lara yükselerek, sektör “en çok kaynak tüketen sektör” durumuna gelmiştir. İktisadi kalkınmanın temel unsurlarından olan insan sağlığının korunup geliştirilmesi ve hastalıkların tedavi edilmesi için, gelişmiş ülkeler, milli gelirlerinden artan oranda bu sektöre pay ayırmakta ve sektöre yapılan yatırımı “üretken yatırım” olarak kabul etmektedir.

Bazı OECD Ülkelerinde Kişi Başı Sağlık Harcamaları (1997)

Tablo-I

Ülke Dolar
İsveç 1.762
İtalya 1.613
İngiltere 1.391
İrlanda 1.293
Yunanistan 1.196
İspanya 1.183
Çek Cumhuriyeti 943
Kore 870
Macaristan 642
Polonya 386
Meksika 363
TÜRKİYE 259
AB Ortalama 1.698
OECD Ortalama (29 ülke) 1.615
Kaynak: OECD Health Data: 1999

Tablo Hakkında Yorum

Bu tabloda OECD ülkelerinde ve Türkiye’de yıllar itibariyle kişi başına sağlık harcamaları verilmektedir. Türkiye’nin bu alanda tüm ülkelerin gerisinde olduğu açıkça görülmektedir.

Çeşitli Ülkelerde Kişi Başına İlaç Tüketimi (1998)

Tablo-II

Ülke Dolar
ABD 431
Almanya 225
Avusturya 205
Belçika 252
Danimarka 184
Finlandiya 207
Fransa 285
Hollanda 144
İngiltere 211
İrlanda 158
İspanya 167
İsveç 226
İsviçre 250
İtalya 189
Japonya 354
Norveç 171
Portekiz 203
TÜRKİYE 35
Yunanistan 134
* Üretici fiyatlarıyla

Kaynak: The European Federation Of Farmaceutical Industries Association (EFPIA) 2000

Tablo Hakkında Yorum

Türkiye’de 1999 yılı verilerine göre üretici fiyatlarıyla 2.5 milyar dolar değerinde ilaç satışı gerçekleşmiştir. Üretici fiyatlarıyla kişi başına 38 dolar, ünite olarak kişi başına 14 kutu civarında bir ilaç tüketimi olmuştur.

Çeşitli Ülkelerde İlaç Tüketimi (1998)

Tablo-III

Ülke Dolar
Almanya 18.511
Avusturya 1.659
Belçika 2.547
Danimarka 977
Finlandiya 1.074
Fransa 16.744
Hollanda
İngiltere
İrlanda
İspanya
İsveç
İsviçre
İtalya
Japonya
Norveç
Portekiz
TÜRKİYE
Yunanistan
* Üretici fiyatlarıyla

Kaynak: The European Federation Of Farmaceutical Industries Association (EFPIA) 2000

Tablo Hakkında Yorum

Türkiye’deki ilaç tüketimi Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında düşük düzeyde olduğu görülmektedir. Toplam harcamalar, ülke nüfusu dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Buna göre Türkiye’de Hollanda ve Yunanistan’ın dörtte biri, Portekiz’in altıda biri oranında ilaç tüketimi saptanmıştır.

İlaç Tüketimini Etkileyen Faktörler

 Yeni ilaçların ve yeni farmasötikşekillerin keşfi gibi bilim ve teknolojideki gelişmeler

 Ülkenin ekonomik ve kültürel seviyesi

 Nüfus artışı

 Ortalama yaşam süresi

 Şehirleşme oranı

 Gelir dağılımı

 Sağlık hizmetlerinin ve sağlık sigortası sisteminin gelişimi ve bu hizmetlerden yararlanan kişi sayısı gibi sosyoekonomik faktörler ilaç tüketimini etkileyen en önemli unsurlardır.

Sağlık Harcamalarının Ulusal Gelirdeki Dağılımı

Türkiye’nin toplam sağlık harcamalarının ulusal gelirdeki payı %4’tür. OECD ülkelerinde ortalama oranın %7.2 olduğu düşünülürse Türkiye bu açıdan oldukça geri bir durumdadır. Son 20 yılda, toplam sağlık harcamalarının ulusal gelir içindeki payı 1980 1990 arasında %2.9-3.4 arasında seyretmiş, 1989 ile bir yükselme kaydetmiş, 1990lı yıllar boyunca %3.4-4.2 arasında seyretmiş, 1994’ten 1997’ye doğru bir gerileme yaşamıştır (%3.6-4.0).

Sağlık Sektörü Harcamalarının Harcama Konularına Göre Dağılımı (1992-1997)

 %63-64’ü ayakta tedavi giderleri

 %25-29’u yatarak yapılan tedavi giderleri

 %1-2’si koruyucu sağlık hizmetleri

 %6-9’u da diğer giderler

Toplam Kamu Harcamaları İçinde Sağlık Harcamaları (1992-1997)

1. Hastane harcamaları

2. Yatırım harcamaları

3. İlaç harcamaları

Özel Sektör Harcamaları İçinde Sağlık Harcamaları (1992-1997)

1. İlaç harcamaları

2. Yatırım harcamaları

3. Hastane harcamaları

OECD Ülkelerinde Sağlık Harcamaları

• OECD ülkelerinde sağlık harcamaları ile harcamaların kamu ve özel sektöre göre dağılımında; ülkelerde sağlık harcamaları içinde kamunun payı özel sektörün payından daha yüksektir (World Bank,1999).

• %42.5’ini yatarak tedavi hizmetleri

• %30.3’ünü ayakta tedavi hizmetleri

• %15’ini ilaç tüketim harcamaları

Dünya Ülkelerinde Sağlık Harcamaları

En yüksek payı yatarak yapılan tedavi hizmetleri almaktadır. 1997 yılı itibariyle, AB’ de toplam sağlık harcamalarının %41.8’i yatarak tedavi hizmetlerine, %32.1’i ayakta tedavi hizmetlerine ve %15.1’i ilaç tüketimine yapılmıştır.

Sağlık Harcamalarının Aile Bütçesindeki Payı 1970’lerde 4. Sırada iken; son yıllarda, barınma harcamalarından sonra ikinci sırada yer almaya başlamıştır (Sağlık Bakanlığı 1992). Bu payın artması, sağlık sektöründe yaşanan yüksek enflasyonun bir göstergesidir.

SAĞLIK HARCAMALARININ ARTIŞ NEDENLERİ

1. Fiyat artışı: Dünyada, özellikle OECD ülkelerinde sağlık sektöründeki fiyat artışı, genel fiyat artışından daha yüksektir. Bu ülkelerde, 1980-1996 döneminde, genel fiyat artışı %4.4 iken, sağlık hizmetleri fiyat artışı %5.1 olmuştur.

2. Devlet tarafından sağlığa ayrılan pay: Sektörde hizmet sunumu ve finansmanında ilk sırayı %80’lik payla Sağlık Bakanlığın almaktadır. Bakanlığın bütçesi, sektörde en önemli payı alması nedeniyle, devletin sağlık sektörüne verdiği önemin bir göstergesi olması açısından anlamlıdır. Bakanlığın toplam bütçesi ve GSMH içindeki payı, özellikle 1992 yılından sonra azalma göstermiş olup, 1999 itibariyle, Bakanlığın Devlet Bütçesi içindeki payı %2.4, GSMH içindeki payı %0.5’dir (Sağlık Bakanlığı İstatistikleri).

3. Nitelikli insan gücü ihtiyacının artması: Genel olarak hemen hemen tüm ülkelerde sağlık sektörü maliyetinin %60’ından fazlasını insan gücü maliyetleri oluşturur.

Türkiye’de ise Sağlık Bakanlığı’nda bu oran %80 civarındadır. Sağlık sektöründe de etkili hizmet sunmanın en önemli koşullarından biri, gerekli özelliklere sahip yeterli insan gücünün sektörde istihdam edilmesidir. Sağlık sektörü emek ve teknoloji yoğun bir sektör olduğundan, istihdam edilen personelin hem nicel hem de nitel açıdan yeterli olması önemlidir. Ülkemizdeki sağlık insan gücünün 1923 yılında 554 hekim,60 eczacı, 560 sağlık teknisyeni,4 hemşire ve 136 ebe görev yapmaktaydı. 1997 sonu itibariyle 73.350 hekim,15.375 diş hekimi,19.265 eczacı,46.475 sağlık memuru,75.011 hemşire, 48.900 ebe bulunmaktadır. İlerleyen yıllarda sağlık insan gücünün yıllara oranla arttığı görülmektedir.

4. Teknolojik gelişmeler

5. İlaç endüstrisi harcamaları

6. Ar-Ge çalışmaları

7. Tıbbi Hatalar: İlaç yanlışları, hastane infeksiyonları, ameliyat komplikasyonları, kimlik hataları,düşmeler, tedavinin geciktirilmesi, transfüzyon hataları, yanlış taraf cerrahisi gibi.Tıbbi hataların kişisel ve toplumsal sonuçlarının yanı sıra doğrudan, artmış sağlık harcamalarışeklinde ya da dolaylı, üretim ve verim kaybı, sakatlık maliyetleri, gelir azalması gibi nedenlerle önemli bir sağlık maliyetine de neden olduğu açıktır. ABD’deki yıllık hastane yatışlarındaki yan etki maliyetinin en az 37,6 milyar USD, önlenebilir hatalara bağlı miktarın da 17 milyar USD olabileceği hesaplanmaktadır.

8. Bireylerin ve toplumların ekonomik, kültürel ve sosyal özellikleri

9. Madde bağımlılığı

10. Özel sağlık kuruluşlarına talebin artması: Devletin sağlık hizmetleri arzı esnasında getirdiği sınırlılıklar nedeniyle bireylerin hizmeti piyasadan talep etmesi, özel hastanelere ve özel sağlık sigortalarına talebin artması

11. Devletin üstlendiği temel tedavi düzeyinin ötesindeki sağlık hizmetinin bireyler tarafından kendi gelirlerinden ödenmesi

12. Bazı infeksiyon hastalıklarının sayısında artış (Özellikle HIV, Hepatit B gibi).

13. Sanayileşme, kentleşme ve çevre kirliliği

14. Nüfus artışı: Nüfus arttıkça nüfus artışıyla doğru orantılı olarak devletin sunması gereken sağlık hizmeti maliyetinin artması

15. Yaşlı ve emekli nüfusun artması: Gelişmiş ülkelerde yaşlıların ve emeklilerin genç ve çalışan nüfusa oranı arttıkça, hem sağlık hem de gelir aktarıcı refah yardımları ulusal gelirden daha hızlı artmaktadır.

16. İşsizlik: Bazı ülkelerde işsizlere sağlanan sağlık ve gelir arttırıcı yardımlar devletin bütçesinden fazla harcama yapılmasına neden olmaktadır.

20. Doğal afetler (Coğrafik özelliklerle uyumlu): Ülkelere özgü doğal afetlere hazırlıksız olunması durumunda bulaşıcı hastalıkların sayısı ve sekellerin sayısı artmaktadır.

21. Gelişmekte olan ülkelerde çevre sağlığına, gelişmiş ülkelerde tedavi edici sağlık hizmetlerine fazla pay ayrılması

22. Tıp etiği: İyileşmeşansı olmayan hastaların tıp etiği açısından tedavisinin
sürdürülmesi ve bunun gerekliliği maliyeti arttırıyor.

23. WHO’nun 2000 yılında herkese sağlık projesi: Bu proje nedeniyle ülkelerin bu proje hedeflerini gerçekleştirmek için çalışmaları ve bu yönde harcamaların artması ( Anne ve bebek ölüm hızlarının azaltılması gibi. Bu göstergeler aynı zamanda ülkelerin gelişmişlik göstergesidir).

24. Bölgesel hizmet farklılıkları; Hizmetlerin yoğunlaştığı yerlere talep artar. Bütçeden bu alanlara ayrılan ödenek artar

25. Savaş: Savaş sonrası sakatlıkların artması ek maliyet gerektiriyor.

ÖNERİLER

1. Yaşam kalitesinin yükseltilmesinde önemli bir girdi olan sağlık hizmetlerinde verimlilik ve kaliteyi artırma hedefine ulaşmak için insan sağlığına yönelik sağlık politikası oluşturma ve hizmetlerin iyileştirilmesine hız verilmelidir.

2. Koruyucu sağlık hizmetlerine gereken önemin verilmesi ve teşvik edilmesi. Koruyucu sağlık hizmetleri harcamaları yapan tek kuruluş Sağlık Bakanlığıdır. S.B harcamaları içinde koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan pay %7.2’den (1992), %3’e (1998) düşmüştür. Buna karşın aynı dönemde hastane harcamaları %51.1’den %63.8’e yükselmiştir.

3.Erken tarama ile belirlenebilen hastalara yönelik tarama çalışmalarına ağırlık verilmesi.

4.Gelir dağılımındaki eşitsizliklerin giderilmesi

5.Eğitim kampanyaları düzenlenmesi (madde bağımlılığı, cinsel yolla bulaşan hastalıklar vs)

6.Bölgesel hizmet farklılıklarının giderilmesi.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

1. Kenan Bulutoğlu, Kamu Ekonomisine Giriş, YKY, İstanbul 2002
2. Dr. Nejla Can (Avrupa Birliği Uzmanı), Avrupa Birliği İle Entegrasyon Sürecinde Türk Sağlık Sektörünün Durumu
3. OECD Health Data, 1999
4. World Bank, World Development Report 1998-1999
5. Prof. Dr. Metin ÇAKMAKÇI, Sağlıkta Yeni Kalite Göstergesi: “Hasta Güvenliği ve Tıbbi Hatalar”
6. Dr.S.Haluk Özsarı, Cumhuriyet Dönemi Sağlık Politikaları, Aralık 1998 (Cumhuriyet’in Kazanımları Konulu Panel Sunumu).
7. Ata Soyer, Türkiye’de Sağlık Hizmetleri, Sağlık, Hekimler ve Eşitsizlikler; Bugünden Yarına…