DİYABET HASTASININ SİNİRLERİ BOZUK

Doç. Dr. Şükrü Uğur, kişideki ruhsal bozukluğun, kan şekerindeki dalgalanmaları artırarak tedaviyi güçleştirdiğine dikkat çekti. Diyabetli yakınlarının ve doktorların da psikolojik durum üzerinde etkili olabileceklerini belirten Uğur, kişiye hasta ve farklı olduğu duygusunun verilmemesini önerdi.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şükrü Uğur, diyabetin çoğu kronik hastalıklar gibi psikiyatrik boyutları olduğunu, ruhsal, duygusal, sosyal, cinsel sorunlara neden olabildiğini söyledi. Diyabetli bireylerde uyum güçlükleri ve depresif bozukluklara sık rastlandığını kaydeden Doç. Dr. Uğur, “Kişi, hasta değilmiş gibi davranmayı ya da bir gün tamamen iyileşeceğine inanmayı tercih eder. Hastalığa yakalanmasının nedeni olarak kendisini ya da çevredekileri sorumlu tutmaya çalışır” dedi.

Diyabetlilerin hastalığa karşı çeşitli tepkiler geliştirdiklerini ifade eden Doç. Dr. Uğur, şöyle konuştu: “Hastalığı bir haksızlık olarak algılamak, kendine acımak ya da öfkelenmek, (artık eskisi gibi olamayacağım) diye düşünmek ve utanmak bu kişilerin ruhsal yaşamlarında olumsuz yansımalar oluşturur. Sürekli kullanılan ilaçlar nedeniyle sosyal hayatta yapılması gereken zorunlu düzenlemeler, hastalığa uyum sürecini zorlaştırabilir. Ancak bu düşünceler uzun süre devam edecek olursa bazı ruhsal bozuklukların ortaya çıkması kaçınılmaz olacaktır.”

’RUHSAL TEDAVİ, HASTALIĞIN ZARARINI AZALTIR’

Kısırdöngüye dönüşebilecek sürece dikkati çeken Doç. Dr. Uğur, “Diyabet hastasının ruhsal bozukluğunun olması, kan şekerindeki dalgalanmaları artıracak ve tedaviyi güçleştirecektir. Ruhsal bozukluğun tedavisi ile bedensel hastalığın zararları da azaltılacak” diye konuştu. Doç. Dr. Uğur, diyabetli hastalarda depresyona yakalanma sıklığının yüzde 24 olduğunu, kötü sosyoekonomik düzey, hastalığa erken yaşlarda yakalanma ve komplikasyonlar ile organ kayıplarının bu oranı artırdığını söyledi.

Diyabetli hastalarda sıkça rastlanan cinsel işlev bozukluklarının da özellikle evli çiftlerde sorunlara yol açtığını bildiren Doç. Dr.Uğur, şöyle devam etti: “Diyabetik hastada davranışsal, duygusal, zihinsel ve insanlar arası ilişkilere dönük tepkiler gelişir. Bu tepkiler hasta, aile ve doktor için güçlüklere yol açabilir. Gerginlik yaşayan hasta, beslenme, ensülin alımı, fiziksel etkinliklere ilişkin kurallara uyma konularında sorunlar yaşar. Çabuk sinirlenme, aşırı duygusallık, endişe gibi tepkiler geliştirir. Temel özgüven duygusu zedelenir. Geleceğe ilişkin umut ve beklentiler yaşam amaçları azalır.”

‘YAŞAMIN SONU ANLAMINA GELMİYOR’

Diyabetli yakınlarının ve doktorların psikolojik durum üzerinde etkili olabileceklerinin altını çizen Doç. Dr.Uğur, hastaya becerilerini kaybettiği, yardımsız yapamayacağı gibi mesajlar verilmemesi gerektiğini vurguladı. Kişiye hasta ve farklı olduğu duygusunun verilmesinin son derece yanlış olduğunu kaydeden Doç. Dr.Uğur, “Diyabetin yaşamın sonu anlamına gelmediği, gerekli kurallara uyulması halinde hayatın eksinden çok da farklı olmayacağı anlatılmalı” dedi.