“TATARCIK” RİSKİ

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu yaptığı açıklamada hastalığın “tatarcık” adı verilen sinekler aracılığı ile insan ve köpekteki “leishmania parazitleri”nin taşınması sonucu bulaştığını açıklayarak sözlerine şöyle devam etti: “Şark çıbanı tedavi olmaksızın kendiliğinden iyileştiğinde derin izler bırakıyor.”

Taşıyıcı sineklerin yüzde 45-60 oranındaki nemli ortamlarda yaşadığını ve çoğalabilmeleri için de hava sıcaklığının yılda en az bir ay süre ile 20 derecenin üstünde olması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Memişoğlu, “Tatarcıkların kan emme amacı ile insanları ısırması sonucu parazitler deriye yerleşir. Kuluçka döneminden sonra sivilceye benzer bir yara oluşur.

Göçün artığını ve bunu önlemenin ise mevcut koşullarda mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Memişoğlu, “Bunun sonucunda, doğu insanının hastalığı olarak bilinen şark çıbanı güney illerine de sıçradı” dedi. Birçok hastanın ya imkansızlıktan ya da yeterli bilgi sahibi olmadıkları için tedavi yönüne gitmediğini ifade eden Prof. Dr. Memişoğlu, şöyle devam etti: “Daha önce Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden gelen tarım işçilerinde münferit olarak görülen şark çıbanı vakaları, son yıllarda Adana, Osmaniye, Kahramanmaraş, İçel ve Hatay illerinde de artış gösterdi. Sadece Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki kayıtlı hasta sayısı 7 binin üzerindedir.”

Hastaneye başvurmayanların çoğunlukta olduğu dikkate alındığında, hastalığın önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunun görüleceğine dikkati çeken Prof. Dr. Memişoğlu, şöyle devam etti: “Ana kaynak olan hastaların tedavi edilmemeleri ve tatarcıkların ilaçlı mücadeleye karşı direnç kazanmalarının yanında kentlerarası ulaşımın kolaylaşması ve göçlerin artması şark çıbanının tüm ülkeye yayılmasına neden olabilecektir. Göç engellenemez, ancak sağlık ocakları aracılığıyla yapılacak bir tarama hastalığı önleyebilir.”