SPOR HEKİMLİĞİ GEREKEN ÖNEMİ GÖRMÜYOR

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Gür, profesyonel kulüplerin son yıllarda spor hekimliğine gereken önemi verdiğini, ancak diğer kulüplerde, ‘durumu idare edecek’ uygulamalar görüldüğünü söyledi. Doç. Gür, futbolun, yaralanma oranı açısından birinci sırada geldiğini ifade ederek, ‘aşir tendomunun kopması’nda bilinçli müdahale yapılmadığı takdirde, lif kopması vakasıyla karşılaşılabileceği uyarısında bulundu.

Doç. Dr. Hakan Gür, yaptığı açıklamada, spor hekimliğinin ilgi alanına giren başlıca konuları, “Sporcu yaralanmaları, teşhis, tedavi, sporcuların müsabakalara hazırlanması, antrenman, performans, performans testleri, sporcuların beslenmesi, sporcuların psikolojisi, psikolojik destek, ergozenik yardımlar ve ilaç kullanımı” olarak sıraladı.

Profesyonel takımların, spor hekimliğine son birkaç yıldır biraz daha ciddi yaklaştıklarını belirten Doç. Gür, “Ama ne yazık ki, o istenen düzey yakalanmış değil. Spor hekimliğini istihdam etmek, kullanmak durumunda kulüpler. Ve şu anda büyük kulüplerimizde böyle güzel sistemler var. Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Ankaragücü, Gençlerbirliği gibi, sağlık açısından iyi organizasyonlar var. Ama diğer kulüplerde, tabiri yerindeyse, idare edecek, vaziyeti kurtaracak uygulamalar görmekteyiz” dedi.

Futbolun, yaralanma açısından en riskli spor dalı olduğuna dikkat çeken Doç. Gür, “Futbol, popülaritesi sebebiyle daha çok kişinin tercih ettiği bir branş olduğu için, yaralanma oranları açısından da hastanelere başvurular açısından birinci sırada. Olaya baktığımızda, yaralanmaların yüzde 90’ı belden aşağısını ilgilendiriyor. Bunun yaklaşık yüzde 20 civarını diz, yüzde 10 küsurlarını ayak bileği ve kasık oluşturuyor. Pozisyonlara göre baktığımızda da, savunma oyuncularının daha çok yaralandığını görüyoruz. Yüzde 40’lar civarında bir rakam” diye konuştu.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Bilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hakan Gür, birçok kişinin yaşadığı ‘aşir tendomunun kopması’nda ilk yapılacak şeyin, o bölgeyi zorlamamak olduğunu ifade ederek, “Eğer o tendomu gererseniz, kopmaya müsait duruma gelen lifleri de kopartabilirsiniz. Dolayısıyla, çok fazla oynamadan, işi bilen bilinçli kişi tarafından muayene yapılırsa sorun teşkil etmez. Zaten dakikalar içerisinde bir yer şişiyorsa, burada kesin büyük travma vardır, birden kan boşalmış demektir. Hiç üstüne basmamak, oynamamak gerekir. Yapılacak ilk şey, orayı istirahate almak. Soğuk uygulamak. Dolaşımını azaltmak, kanama riskini azaltmak açısından. Eğer bir-iki gün içinde olay pozitife dönmüyor ve rahatlama yoksa, kesin doktora gitmek gerekiyor” dedi.

Profesyonel takımların karşılaşmasında bir sakatlık söz konusu olduğunda hemen ilk müdahalenin yapıldığını ve sporcunun muhakkak maça dönmesinin sağlandığını hatırlatan Doç. Gür, “Saha kenarındaki hekim arkadaşın, olayı iyi izlemesi lazım. Yani, sakatlanmanın ortaya çıktığı mekanik sorun önemli. Nasıl sakatlandığı konusunda fikir verebilir. Ama iyi izleyemediyse, sporcudan alacağı cevaplar önem kazanıyor. Sahada ilk yardıma ihtiyaç duyma oranı futbolda yüzde 26, bütün diğer sporlarda ise yüzde 14. Tıbbi tedavi gerektiren yaralanmalar açısından baktığımızda, futbol ve diğer sporlar arasında bir fark yok, yüzde 40’lara yakın değerler var. Tedaviye gerek duyulmayan yaralanmalar açısından baktığımızda futbolda yüzde 20’ler diğer sporlarda yüzde 27, yüzde 30’lara çıkan değerler var” diye konuştu.