FAZLA KORUYUCULUK ÇOCUKTA YARATICILIĞI ENGELLİYOR

Türk toplumunda, bireysel faktörlerin dışında yöneticilerin, öğretmenlerin, ebeveynlerin yaratıcılığı engelleyen etkenlerden olduğu vurgulandı.

Anne ve babaların gereğinden fazla koruyucu olmasının, çocuklarda yaratıcılığı engellediği bildirildi.

Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Sungur, anne ve babanın gereğinden fazla koruyucu yaklaşımlarının, ilerideki yıllar açısından fazla yararlı olmayacağını belirtti.

Uluslararası araştırmalarda, yaratıcı bireylerin çoğunlukla anne ve babalardan birini ve daha çok da babalarını kaybetmiş kişiler olduğunu ifade eden Sungur, şu bilgileri verdi: “Bu durum, çocuğun klasik sosyalleşmesinin niteliğini değiştirip, çocuğun dünyayı daha az klasik biçimde algılamasını sağlıyor. Yaratıcı kişiler, genellikle ailedeki ilk çocuklardır. Gelecekte yaratıcı olacak çocuğun ev çevresi, entellektüel ve kültürel uyarıcılardan oluşan metaryellerle doludur. Evde kitaplık, gazete aboneliği, sanatsal ve mekanik hobilerin gerektirdiği objeler vardır.”

Sungur, Türk kültürünün, diğer kültürlere benzer biçimde kendi içinde yaratıcı düşünceye ilişkin yanlış söylemleri barındırdığını da bildirdi. Bu söylemlerin, kuşaktan kuşağa aktarılıp, yaratıcı çocuğun, gencin ve tüm toplumunun cesaretini kırdığını anlatan Sungur, şöyle devam etti: “Bu tür yanlış söylemlerin dayanakları, bireysel ve toplumsal güvensizlik duygusunda yatar. Türk kültürünün, egemen kültürün etkisi altında olduğu, yaratıcı ürünler ortaya koymasının mümkün olmadığı, dinsel, cinsel, siyasal tabu ve yasaklarla dolu olup yaratıcı işlevi her alanda engellendiği görüşü yanlış, kolay ve aceleci yargılardır. Türkler, yaratıcılığın bazı faktörlerle engellenmesine rağmen çok yaratıcıdır. Türk toplumunda, bireyselliğin dışında yöneticiler, öğretmenler ve ebeveynler, yaratıcılığı engelleyen faktörlerdir.”

Nuray Sungur, yaratıcı süreçlerin her alanda gelişmesi için öngörülen yeni değerleri de şöyle sıraladı: “Bireyler için anlamlı bir yaşamın amacına ulaşacağı yolda psikolojik güvenlik ve hata yapma özgürlüğü, yöneticiler için başkalarına duyarlı olma ve toplumsal sorumluluk, toplum için de başkalarının düşüncelerinde doğruyu arayabilme ve bireysel olana saygı duymaktır.”