ŞİMDİ SEZERYAN ZAMANI!

İstanbul Cerrahi Hastanesi Kadın Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, Türkiye’de sezaryen operasyonu ile gerçekleşen doğumların son 20 yılda yüzde 10’dan yüzde 50’ye çıktığını söyledi.

Yeni neslin tercihi

Prof. Dr. Buyru, yaptığı açıklamada, Türkiye’de sezaryenle yapılan doğum sayısının artmasındaki etkenler arasında, tıbbi gerekliliklerin ve anne adaylarının ağrısız doğum istemelerinin bulunduğunu belirtti.

Kanada, ABD ve İngiltere’de sezaryen oranının yüzde 20, Brezilya’da ise yüzde 36 civarında olduğunu belirten Buyru, “1980’li yıllarda İstanbul Tıp Fakültesi’nde hasta isteğiyle sezaryen yapılmazken, bu oran yüzde 10’un altındaydı. Günümüzde ise gerek riskli gebeliklerin doğumunda sezaryenin tercih edilmesi, gerekse tıbbi gerekler dışında hastaların da isteğiyle bu oran yüzde 50’lere ulaştı. Kardiotokograf denilen ve bebeğin kalp seslerinin ve hızının yakından izlenmesini sağlayan aygıtın hatalı kullanımı da sezaryen oranını yükseltti. Zira bebek iyi olsa bile, testte hatalı olarak bebeğin sıkıntı içinde olduğunun tespitine bağlı olarak bir kısım gereksiz sezaryenler yapılabiliyor” dedi.

Sezaryenin ve normal doğumun kendine özgü avantaj ve dezavantajları bulunduğunu ancak hangisinin daha iyi olduğu konusunda genel kabul gören tek bir cevap bulunmadığını ifade eden Buyru, şöyle devam etti:

“Örneğin iri bebek pelvis darlığı, makat gelişi ve bebeğin rahim içinde yan durması, bebeğin kalp atışlarının bozulması, çocuğun eşinin önde olması gibi bebekle ilgili sezaryen gerektiren durumların yanı sıra, annenin gebeliğe bağlı tansiyon yüksekliği, gebeliğe bağlı şeker hastalığı gibi durumlarda da sezaryen yapılması tüm hekimlerin ortak görüşü. Sezaryen doğumların artışının diğer bir sebebi de daha önce aynı yöntemle doğum yapmış kadınlara sonraki gebeliklerinde de sezaryen uygulanması. Daha önce sezaryenle doğum yapmış kadınlar, sonraki gebeliklerinde normal doğum yapabiliyor ama bu durumda binde 5 oranında rahmin yırtılması söz konusu olabiliyor” diye konuştu.

Kaynak:İHA