SARS’TAN ÖLENLERİN SAYISI 600’Ü GEÇTİ

Doğum yeri Çin olarak bilinen akud solunum yetmezliği sendromu (SARS), dünya genelinde 600’den fazla kişinin ölümüne yol açtı.

Çin’in başkenti Pekin’e 120 kilometre uzaklıkta bulunan liman kenti Tianjin’de salgına karşı sıkı önlemler alınmış durumda. Tespit edilen 167 SARS vakasının neredeyse tamamı Pekin kaynaklı. Bu nedenle kente girişler sıkı denetim altında. Tianjin’de yaşananlar, tüm ülkede SARS paniğinin ulaştığı boyuta dair ipuçları veriyor.

Çin ile birlikte en çok ölümün olduğu Hong Kong’da bugün 7 kişinin daha hastalığa yenik düşmesiyle SARS’tan ölenlerin sayısı 602’ye yükseldi. Ölümlerin büyük bölümü Hong Kong ve Çin’de olurken, en az 25 ülkede 7600 vakaya rastlandı.

Hastalıktan ölenlerin dağılımı şöyle:

Çin: 271
Hong Kong: 234
Tayvan: 34
Singapur: 28
Kanada: 24
Vietnam: 5
Malezya: 2
Filipinler: 2
Tayland: 2

HONG KONG’DA 7 KİŞİ DAHA SARS’TAN ÖLDÜ

Hong Kong’da akut solunum yetmezliği sendromundan (SARS) 7 kişinin daha öldüğü bildirildi. Bir hastane yetkilisi, düzenlediği basın toplantısında, 5 kişinin daha bu hastalığa yakalandığını kaydetti. Yetkili, 32 kişinin de hastaneden taburcu edildiğini belirtti. Hong Kong’ta bu son kayıplar ve hastalığa yakalananlarla beraber ölü sayısı 234’e, hasta sayısı da 1703’e yükselmiş oldu.

TAYVAN’DA 3 KİŞİ DAHA ÖLDÜ

Tayvan’daki sağlık yetkilileri, ülkede SARS’tan 3 kişinin daha öldüğünü, 26 yeni vaka saptandığını açıkladı. Bu yeni ölümlerle birlikte, Tayvan’da hastalıktan ölenlerin sayısı 34’e yükseldi.

ÇİN’DE SARS’TAN 4 KİŞİ DAHA ÖLDÜ

Çin’de son 24 saat içinde 52 yeni SARS (akut solunum yetmezliği sendromu) vakasının ortaya çıktığı, 4 kişininse bu hastalıktan öldüğü bildirildi. Sağlık Bakanlığı, ölümlerin birinin ve yeni vakaların 27’sinin başkent Pekin’de olduğunu bildirdi. Böylece Çin’de hastalıktan ölenlerin sayısı 271, hastalığa yakalananların sayısı da 5163’e çıktı.

Salgına karşı sıkı önlemler alındı

Kısa adı SARS olan akut solunum yetmezliği sendromu’nun ilk ortaya çıktığı ülke Çin’de, hastalığın korkusu kendisinden daha hızlı yayılıyor. Ülkenin en önemli liman kentlerinden Tianjin’de SARS hastalığına karşı olağanüstü önlemler alınmış durumda. 400 sağlık çalışanı, kentin ana yollarında kurulan denetim noktalarında başka kentlerden gelen yolcuları sağlık kontrolünden geçiriyor. Günde ortalama 35 bin kişi bu noktalarda durduruluyor. Daha önce, Pekin’den kente giden bir kişinin hastalığı 150 kişiye bulaştırmış olması nedeniyle yetkililer işi şansa bırakmak istemiyor.

Kentteki istasyonlar da benzer manzaralara tanık olunuyor. Termal kameralarla yolcuların vucut sıcaklıkları ölçülüyor. Vucut sıcaklıkları 38’in üzerinde olan yolculara başka testler uygulanıyor. Kentin fakir semtlerinde ise SARS salgınına karşı bilimsel olmayan yöntemlere başvuruluyor. Hastalığa yakalanmaları halinde tedavi masraflarını karşılayamayacaklarını düşünen bazı düşük gelirliler, mahallelerinin girişlerine barikatlar kuruyor.

Çin’de, son bir kaç gündür SARS hastalığının yayılma hızında düşüş görülüyor, ancak resmi rakamlara göre 5100’ü aşkın SARS hastası hala hastanelerde tedavi edilmeyi bekliyor.

SARS MODASI

SARS hastalığı, hastalığın yaygın olduğu ülkelerde halk için yepyeni bir yaşam tarzı yarattı. Hastalıktan korunmak isteyen herkes artık koruyucu maskelerle dolaşıyor. Bu yeni alışkanlıktan da yepyeni bir moda doğuyor. Maskeli yüzler başta Çin ve Hong Kong olmak üzere SARS hastalığının yaygın olarak görüldüğü ülkelerde günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Hastalıktan korunmak isteyen herkes evde, işte, alışverişte maskesini yüzünden çıkarmıyor. Ancak sürekli bir maskeyle yaşamaktan sıkılanlar da var.

İşte bu noktada devreye giren modacılar , koruyucu maskeleri kadınların kullandığı aksesuarlara dönüştürdü. Modacı Dorian Ho Do koruyucu maskeleri kendi hazırladığı işlemeli kumaşlarla kaplayarak SARS’tan korunmak isteyenlere yeni bir şıklık kazandırmış. Bazıları salgını bahane ederek modacıların bu şekilde kazanç elde etmesini eleştirse de Dorian Ho 40 dolara sattığı maskelerinin gördüğü ilgiden oldukça memnun.

ÇİN’DE BÜYÜK CEZA
SARS’ın doğumyeri olarak bilinen Çin’de, hastalığı kasten bulaştıranlar ile karantina uygulamalarına karşı gelenler ölüm cezasına çarptırılabilecek.
Çin Yüksek Mahkemesi, SARS gibi ölümcül hastalıkları bilinçli olarak bulaştıranların, ölüm veya ömür boyu hapis cezalarına çarptırılabileceğini açıkladı.
Çin haber ajansı, bilinçli olarak bulaşıcı hastalık patojenleri yayanların, kamu güveliğini tehlikeye sokan ve halk arasında ölüm veya kayıplara yol açanların, 10 yıldan başlayarak ömür boyu hapis cezalarına veya ölüm cezasına çarptırılacaklarını duyurdu.

WHO: SARS VİRÜSÜ ARTIK KANADA’DA YAYILMIYOR
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Kanada’da akut solunum yetmezliği sendromu (SARS) virüsünün artık yayılmadığını bildirdi. Bunun, hastalık nedeniyle 23 kişinin öldüğü Kanada’da, artık virüsün kontrol altına alındığı ve kişiden kişiye geçmediği anlamına geldiği belirtiliyor.

SARS SORUNUNUN BOYUTU, TANISI VE KORUNMA İLKELERİ
Toraks Derneği İzmir Şubesi’nce düzenlenen “SARS Sorununun Boyutu, Tanısı ve Korunma İlkeleri” toplantısında konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gazanfer Aksakoğlu, SARS etkeni olarak ortaya çıkan “coronavirüsün” havayolu ve uçak taşımacılığıyla yayıldığını söyledi.
SARS’ın bulaştırıcılık açısından farklılık gösterdiğine işaret eden Prof. Dr. Aksakoğlu, şöyle konuştu: “Çin, Singapur, Tayvan, Kanada ve ABD’de görülen bu hastalık, Brezilya ve Avustralya’ya da gitmiş, ancak kimseye bulaşmamış. Bu da SARS’ın kuzey yerküreyle sınırlı olması demektir. Kuzey yerküre ile sınırlı olması, mevsimsel özelliğini gösteriyor. Bu da coronavirüsten beklenen bir şeydir.”
Prof. Dr. Aksakoğlu, Dünya Sağlık Örgütü’nün rakamlarına göre 2002 yılında 1.7 milyon kişinin, tüberküloz, 2.9 milyon kişinin AIDS, 2 milyon kişinin ishal, 700 bin kişinin kızamık, 300 bin kişinin tetanos ve 4 milyon kişinin de solunum hastalıklarından öldüğünü belirterek, SARS’ın 13 Mayıs 2003 tarihi itibariyle 7 bin 548 kişiye bulaştığını, 573 kişinin öldüğünü kaydetti. Aksakoğlu, “Buna karşın SARS çok konuşuluyor ve gündemde kalıyor.” dedi.
DEÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eyüp Sabri Uçan da SARS’ın yakın temas, öksürük, hapşırma, mendil ve havlu gibi yollarla bulaştığını bildirdi.
Ege Üniversitesi (EÜ) Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selda Erensoy ise SARS’ın etkeni olan “coronavirüsün” bilinen coronavirüsten farklılık gösterdiğini ve yüzde 55-60 oranında benzediğini söyledi.

YUNANİSTAN’DAKİ SARS ŞÜPHELİ HOSTESTE VİRÜSE RASTLANMADI
Yunanistan’ın başkenti Atina’da önceki gün SARS şüphesiyle hastaneye kaldırılan Güney Afrikalı hostese yapılan testler sonucu, hastalığa yol açan virüse rastlanmadığı açıklandı.
SARS için geliştirilen “Moleküler analiz” dahil tüm mevcut testlerin uygulandığı 23 yaşındaki kadın hastada virüse rastlanmadığını açıklayan Sağlık Bakanı Kostas Stefanis, yüksek ateş ve grip benzeri belirtilerle hastaneye kaldırılan hastanın durumunun memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Stefanis, hastanın, doktorlar SARS olasılığının kesinlikle ortadan kalktığı kanaatine varana kadar karantina koşullarında hastanede tutulacağını da belirtti.

“SARS” VİRÜSÜNÜN UZAYDAN GELDİĞİ İDDİASI
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (çomü) Astrofizik Araştırma Merkezi ve Gözlemevi Müdürü Prof. Dr. Osman Demircan, dünyayı korkutan “SARS” virüsünün, uzaydan yeryüzüne düşen tonlarca maddenin barındırdığı bakteri ve virüslerden kaynaklanmış olabileceğini ileri sürdü.
Demircan, tarihte aniden ortaya çıkan hastalıklarla, birçok ülke insanlarının, orduların büyük zararlar gördüğünün bilindiğini hatırlatarak şunları söyledi: “Atmosferdeki yıldız yağmuru olarak bilinen göktaşlarıyla birlikte, yeryüzüne irili ufaklı tonlarca madde inmekte, bunun kimse farkına varamamaktadır. Bu maddelerin içinde organik maddeler, moleküller ve bakteri kalıntıları vardır. Henüz bu maddelerin içinde canlı bakteri yakalanamadı ama bu konuda dünyada yapılan bir araştırma da yok. Göktaşlarıyla, organik yapıların ve bakterilerin geldiği bilinmektedir. Virüs ve bakteriler, atmosferdeki buz kalıplarının içinde yıllarca yaşamakta, daha sonra göktaşlarıyla birlikte dünyaya düşmektedir. SARS virüsü, bugüne kadar neredeydi ve nasıl aniden ortaya çıktı? Eğer yer orijinli ise daha önceden de olması gerekirdi. Bu olaylar, bir uzay bilimci olarak beni şüpheye düşürüyor. Tıp adamlarına bu konuda büyük iş düşüyor.”
Birkaç yıl önce çok büyük kar ve buz kütlelerinin atmosfere girdiğinin bilim adamlarınca saptandığını belirten Prof. Dr. Demircan, bakterilerin bu tür buz kalıplarının içinde yüzbinlerce yıl saklanmasının mümkün olduğunu, atmosfere girince eriyen buz kalıplarının, bakterilerle birlikte yeryüzüne döküldüğünü söyledi.
AIDS virüsünün de yıllar önce aynı şekilde atmosferden göktaşlarıyla birlikte düşerek ortaya çıkmış olabileceğini savunan Osman Demircan, “Dikkat edilirse, AIDS virüsü de Afrika’da aniden ortaya çıkıp dünyayı sardı. Atmosfere uzaydan hergün binlerce ton madde giriyor. Bunların içinde kirlilik diyebileceğimiz her şey var. Ben bir uzay bilimci olarak bazı hastalıkların aniden ortaya çıkmasının nedenini, atmosferden yeryüzüne inen kirlilikten kaynaklanmış olabileceğini düşünüyorum” diye konuştu.