KİLO VEREREK DİYABETTEN KORUNUN

Dünyada obezite ve genellikle obeziteyle birlikte görülen tip 2 diyabet hızla yaygınlaşıyor.

Fazla kilo ve obezite oranı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde nüfusun %30-40’na ulaşmış durumda, bu rakamın yüzde 90 gibi yüksek bir oranı da erişkin yaşta edinilen tip 2 diyabetten muzdarip çünkü tip 2 diyabetin gelişiminde obezitenin yani şişmanlığın hızlandırıcı rolü çok fazla.

“Amaç tip 2 diyabeti tedavi etmek değil, önlemek olmalı”

Dört yıl süren ve üç bin 304 obez hasta üzerinde yapılan XENDOS Araştırması’na göre diyet ve sporla verilen kilolar obeziteyle birlikte tip 2 diyabete yakalanma riskini de azaltıyor. Diyabet, Obezite ve Beslenme Derneği’nin düzenlediği Obezite Sempozyumu’nda XENDOS Araştırması hakkında bilgi veren İsveç Goteborg Sahlgrenska Üniversitesi’nden Prof. Dr. Jarl Torgerson dünyada diyabeti ortadan kaldırabilecek hiçbir tedavi olmadığını belirterek “Bu yüzden amacımız hastalığı tedavi etmek değil, önlemek olmalı” dedi. Torgerson’a göre XENDOS Araştırması tip 2 diyabet gelişiminin önlenmesinde diyet ve spora ek olarak obezitenin ilaçla tedavisinin çok etkili olduğunu ortaya çıkardı.

Diyet ve spora ek olarak obezite ilacıyla kilo veren obez hastalarda tip 2 diyabet, sadece diyet ve spor yapanlara oranla yüzde 37 oranında daha az gelişiyor.

Dünyada obezite ve genellikle obeziteyle birlikte görülen tip 2 diyabet hızla yaygınlaşıyor. Fazla kilo ve obezite oranı gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde nüfusun yüzde 30-40’na ulaşmış durumda, bu rakamın yüzde 90 gibi yüksek bir oranı da erişkin yaşta edinilen tip 2 diyabetten muzdarip çünkü tip 2 diyabetin gelişiminde obezitenin yani şişmanlığın hızlandırıcı rolü çok fazla. Tip 2 diyabet riski, obezitenin azalmasıyla doğru orantılı olarak azalıyor. Bu yüzden diyet ve spor tip 2 diyabet için temel önlemler olarak görülüyordu. Hala öyle, ancak XENDOS Araştırması tip 2 diyabet gelişiminin önlenmesinde yeni bir gelişmeyi ortaya çıkardı.

1998-2002 yılları arasında yapılan XENDOS, bugüne kadar obezite alanında yapılmış en geniş çalışma. Bu çalışmaya yaşları 30 ile 60 arasında ve beden kitle indeksleri obezite sınırı olarak kabul edilen 30 ve üzerindeki hastalar kabul edildi. Çalışmaya alınan obez hastaların diyabetik olmamasına özellikle dikkat edildi. Grup ikiye ayrıldı. Birinci grup sadece diyet ve sporla kilo vermeye çalışırken ikinci gruba diyet ve spora ek olarak obezite ilacı verildi. Dört yıl sonunda birinci gruptaki hastaların yüzde 9’unda, ikinci gruptakilerin ise yüzde 6’sında diyabet geliştiği gözlendi. Ayrıca dört yıl sonunda birinci grupta 4 kiloluk bir kayıp gözlenirken ikinci grupta 7 kiloluk bir kayıp gerçekleşti.

Obezite tedavisinde ilk defa dört yıl gibi uzun bir süreçte test edilen ve güvenilirliği kanıtlanan obezite ilacı ile ilgili olarak Torgerson sözlerine şöyle devam etti, “Birinci ve ikinci grup arasındaki 3 kiloluk fark az gibi görünse de bu fark diyabet riskini yüzde 37 oranında azaltmıştır. Araştırmanın sonuçları gösteriyor ki diyet ve spora ek olarak obezite ilacı kullanan obez hastalarda tip 2 diyabet, sadece diyet ve spor yapanlara oranla yüzde 37 oranında daha az gelişiyor. Ayrıca araştırmada kullanılan obezite ilacı obez hastalarda kan basıncı, kolesterol gibi kardiyovasküler risk faktörlerini de azaltıyor. Örneğin birinci grupta kolesterol yüzde 15 oranında görülürken bu sayı ilaç kullanan grupta yüzde 2’ye düştü. Toplum sağlığı açısından bu son derece önemli bir mesaj.”

“Anti-aging uygulamasının da ilk şartı kilo vermek”

Diyabet ve Beslenme Derneği Başkanı Prof. Dr. Üstün Korugan da ‘obeziteyle birlikte bulunan hastalıklar’ kullanımının yanlış olduğunu obezitenin bir hastalık etmeni değil, kendisinin bir hastalık olduğunu belirterek şunları söyledi “Obezite diyabeti yaratır. Obezlerin çok ama çok azında diğer hastalıklara rastlanmaz. Son günlerde sıkça sözü edilen anti-aging uygulamasının da ilk şartı kilo vermektir. Çünkü 30 yaşındaki bir obez hastada 60 yaşındaki bir insanda görülecek hormon azalmaları görülür.”