DİYABETLİ ÇOCUKLARDAN TEŞEKKÜR

Yaklaşık 10 yıldır sürdürülen çalışmalar sonucunda diyabetli çocukların tedavisi için önemli adımlar atıldı.

Bu çabaların başarıya ulaşmasının altında pek çok kişinin katkısı bulunuyor. Diyabetli çocuklar hepsine minnettar

Bir çocuk diyabet olduğunda, her şey sarsılır. Ama en çok sarsıntı çocuğun iç dünyasında olur. Önce, yaşamında önemli olan sözcüklerin anlamı değişir. En sevdiği yiyeceğin adı olan şeker, bir hastalık adı olmuştur artık. Bu anlam değişikliğini yadırgasa da adı şeker olduğu için hastalığına daha kolay alışır. Ne de olsa artık ‘şekerli’ olmuştur. Yaşamındaki esas değişiklik ise, bebekliğinden beri korkutulduğu ‘iğne’nin herkes tarafından sevimli gösterilmeye çalışılmasıdır. İçinde birikmiş iğne korkusunu yenmek için bütün ruhsal güçlerini seferber eder ve sonunda ‘ensülin iğnesi’ne teslim olur. Ben de diyabetli çocukların sorunlarıyla uğraşmaya 8-10 yıl önce böyle bir zorluğa tanık olunca başladım. Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi’nde diyabet koması nedeniyle yatan 13 yaşındaki çorumlu köylü kızın, ailesi ensülin bulamadığı için komaya girdiğini öğrendik. O günlerde Bülent Sarıoğlu bu konuyu Cumhuriyet’te ‘Yoksul çocuk ensüline ulaşamıyor’ başlığıyla haber yaptı. O günlerde Sağlık Bakanlığı’ndaki dostlarımız (Dr. Füsun Sayek, Dr. Şenay Özdemir ve Kadir Sönmez) ulusal bir diyabet programı için uğraşıyorlardı ve onlar sayesinde diyabetli çocukların haklarını önemli bir konu haline getirdik. O yıllarda sosyal güvenlik kuruluşları ensülin tedavisinin bir parçası olan evde kan şekeri ölçüm çubuklarını ödemiyordu. Bu nedenle önceliği bu konuya verdik. Bir taraftan Sami Karaören gibi editörlerin desteği ile diyabetlilerin sorunlarını işleyen yazıları gazetelerde yayımlarken diğer taraftan Sağlık Bakanlığı çalışmalarını güçlendirmeye çalıştık. 1995’te Ankara’dan Kocaeli’ye gelince bu kez işçi çocuklarının sorunlarıyla karşılaştık ve hemen Gölcük Tersanesi’nde çalışan Hüsamettin Çetin’in şeker hastası oğlu için SSK aleyhine dava açtık. O zamanlar yeni kurulma hazırlıkları yapılan Türkiye Diyabet Vakfı’nın Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz hem bu dava sürecine bilirkişi olarak katkıda bulundu, hem de diyabetli çocukların hakları için gösterilen çabalara büyük ivme kazandırdı. Dünya Diyabet Günü nedeniyle 14 Kasım 1996’da düzenlenen toplantıya katılan Süleyman Demirel’in diyabetli Neslihan’ın konuşmasından çok etkilendiğini gözlemlemiştik. Sonraki günlerde İsmet Solak köşesinde sürekli bu konuyu işledi, kişisel dostluklarını seferber etti, Adolesan Diyabetikler Derneği gibi örgütler kamuoyunu uyardılar ve bütün bu çabalar Türkiye Diyabet Vakfı tarafından Boğaz Köprüsü’nde yapılan yürüyüş ile doruğa ulaştı. Biz de 6 Aralık 1996’da 17 diyabetli çocuk ve ailesiyle Demirel’i ziyaret ettik ve desteğini aldık. Bu çabaların sonunda önce Ekim 1997’de SSK aleyhine açtığımız davayı kazandık, arkasından SSK, rahmetli Doğan İstanbulluoğlu’nun imzasıyla diyabetli çocuklara kan şekeri ölçüm çubuğu sağlamayı 1997’de kabul etti. Emekli Sandığı ve Bağ-Kur da yalnızca diyabetli çocuklara ayda 30 adet kan şekeri ölçme çubuğu imkânı sağladı. Bu ilk kazanımlardan sonra çabalarımızı bütün ensülin kullanan şeker hastaları için yeterli miktarda (günde en az üç adet) kan şekeri ölçüm çubuğu sağlanmasına yoğunlaştırdık. Bu arada birçok diyabetli çocuk ailesi açtıkları davaları kazanmaya başladı ve Danıştay 9 Ekim 2002’de devletin diyabetli çocuklar için şeker ölçüm cihazı ve çubukları bedelinin tamamının ödemesine karar verdi.

Son olarak milletvekillerinin kendileri için bu konuda ‘kıyak’ bir karar aldıklarını öğrenince yeni göreve gelen Sağlık Bakanı’na açık bir mektup yazarak konuyu Radikal gazetesi yardımıyla yeniden gündeme getirdik.

Posta gazetesinden Aşkın Gönüler ve diğer gazeteci arkadaşlar konuyu ısrarla takip ettiler. Bütün bu çabaların sonunda diyabetli çocuklar ve gençler için sevinçli haber 1 Nisan Günü geldi: Emekli Sandığı kapsamındaki bütün Tip 1 diyabetlilere günde üç adet kan şekeri ölçüm çubuğu sağlanması kabul edildi. Bundan sonra da sağlık güvencesi olmayan çocuklar için benzer hakların sağlanması için uğraşmaya devam edeceğiz. Bu yazıda size küçük bir hakkın kazanılması için son sekiz yılda yapılanları kısaca özetlemeye çalıştım. Son kararın alınmasında katkıları olan Radikal gazetesi editörü Ali Topuz’a ve bir çocuk hekimi olarak konuyu takip eden Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a, bu yazıda ismi geçenlere, isimlerini anamadığım ama katkısını bildiğim onlarca diyabet gönüllüsüne, diyabetli çocuklar adına teşekkür ederken bu küçük kazanımın sevindirdiği çocuk yüzlerinin unutulmamasını dilerim.

Prof. Şükrü Hatun:

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hastalıkları Anabilim Dalı

21.04.2003, radikal