HASTANE İŞLETMECİLİĞİNDE HALKLA İLİŞKİLER

GİRİŞ

Amerikan Halkla İlişkiler Birliği tarafından literatürde 200 kadar çeşitli tanımı saptanan Halkla İlişkiler, başlangıçtan günümüze, konu ile ilgilenen uzmanlarca değişik kavramlar kümesi olarak tanımlanmıştır. 1970’ li yılların ortalarında Dr. Rex F. HARLOW, halkla ilişkiler liderleri arasında kabul edilebilecek ortak bir tanımına yönelik olarak, İngilizce literatürde 472 tanımı analiz ederek halkla ilişkileri “bir örgüt ve bu örgütün hedef kitlesi arasında karşılıklı iletişim, anlayış, genel kabul ve işbirliğinin oluşturulmasına ve bunların sürdürülmesine yardımcı olan bir yönetim işlevi” olarak tanımlanmıştır. (Halkla İlişkiler İpra Raporu, 1987) HARLOW’ un bu tanımı, 1987 yılında Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği (IPRA)’ nin Eğitim ve Araştırma Komitesi’nce hazırlanan IPRA Raporu’nda Halkla İlişkilerin mesleki tanımı olarak yayınlanmıştır.

HASTANELERDE VERİMLİLİK BAĞLAMINDA HALKLA İLİŞKİLERİN ÖNEMİ

Hastanelerin Üretim İşlevi ve Halkla İlişkiler

Hastanelerin temel işlevi hasta ve yaralıların tedavisidir. Ancak, hastanelerin üretmiş oldukları tedavi hizmetleri, üretim sürecinde girdi olarak kullandıkları tıp bilim ve teknolojisinin bir dayatması olarak müşteri gereksinimlerine göre hastane hekimlerince yapılandırılmakta ve bireyselleştirilmiş hizmet olarak nitelendirilmektedir. Bireyselleştirilmiş hizmet üretim sürecinin ise kaliteye yönelik teknik, fiziksel ortamlar ve kişilerarası ilişkiler olmak üzere üç boyutundan söz edilebilir. Hastane müşterilerinin gereksinim duydukları ya da talebe dönüştürdükleri hizmet isteklerinin teknik yönünü değerlendirme konusunda çok az temele sahip olmaları, değerlendirmelerini hastanelerin fiziksel ortamları ve hizmet alırken karşılaştıkları iletişim doğrultusunda yapılandırmaktadır. Günümüzde hizmet işletmeleri açısından fiziksel ortamlar ve işgören boyutlarının önemi reddedilmez bir gerçektir. Ancak, bir hizmet işletmesi olan hastanelerde fiziksel ortamlar ve işgören boyutlarının bu denli ön plana gelişinin nedeni olarak hizmetin teknik yönünün müşterilerince değerlendirme güçlüğü denilebilir. Bu neden aynı zamanda hastaneleri diğer işletmelerinden ayıran bir özelliktir. Bu tesbit gerek fiziksel ortamların gerekse müşteri-işgören ilişkilerinin hastanelerde bu denli ön plana çıkışı özellikle halkla ilişkileri hastanelerde ön plana çıkarmaktadır.
Hastanelerde üretilen hizmetlerin çok disiplinli ekipler (bölümler) yoluyla üretilen hizmetler olması, bir yandan yatak kapasitelerine bağlı olarak hastanelerin geniş fiziksel ortamlarşeklinde yapılanmasına neden olmakta, bir yandan da pek çok işletmede müşteriler hizmet alımını bir veya birkaç bölüm ile ilişki kurarak gerçekleştirirken, hastanelerde rutin bir muayene bile en az beş birim ile ilişki kurularak gerçekleştirilebilmektedir. Bu tespite, hastanelerin hizmet sundukları müşterilerinin hizmet talep etmelerine neden olan hastalıklarının yarattığı korku, endişe, panik gibi duyguları ve hastanelere yönelik geçmiş deneyim ve medyadan edindikleri izlenim-kanı ya da ön yargıları gibi etmenlerde eklendiğinde hastane müşterilerine hizmet sürecinin işleyişi, karşılaştıkları sorunların çözümü gibi konularda danışmanlık hizmeti verebilecek danışma birimlerinin önemi kendiliğinden anlaşılabilir. Hastane müşterilerine sunulacak danışma hizmetlerinin örgütlenmesi ve etkin işletilmesi hastanelerde, yukarıdaki açıklamalar paralelinde halkla ilişkileri önemli kılan bir yaklaşımdır. (ŞAHİN, 1998)

Hastanelerin Eğitim İşlevleri ve Halkla İlişkiler

Yapılan araştırmalarda sağlık bilimleri ile ilgili bilginin, mesleki yeteneğin yarılanma süresinin 5-7 yıl arasında değiştiği belirtilmiştir. (AKSOY, 1988) Yine ABD’ de Department Of Labor tarafından yapılan araştırmada hastanelerde 800 değişik iş ünvanı saptanmıştır. (SCHULTZ, JONHSON, 1983) Tıp bilimi ve teknoloji ile hizmet sunumu yaklaşımlarındaki hızlı değişim de gözönüne alındığında hastanelerin tüm işgörenlerine sunmak zorunda oldukları hizmet – içi eğitim sürecinin etkinliği gerek hizmet kalitesi yönünden gerekse de örgütsel performansın yükseltilmesi yönünden önem kazanmaktadır. Özellikle eğitim amaçlı hastaneler, hizmet sunumu yanında tıp profesyonellerinin mesleki ve uzmanlık eğitimini de ağırlıklı olarak sunma işlevi ile karşı karşıyadırlar. Bu eğitim sürecinin etkinliği ise, hastanelerin örgütsel etkinliği ile direkt ilgilidir. Konferans, sempozyum, açık oturum, panel, söyleşi gibi eğitim amaçlı faaliyetlerin örgütlenmesi örgüt dışı bu faaliyetlerin izlenmesi ve işgörenlere duyurumu, örgüt içi bu tür faaliyetlerin kurumsal reklamcılık ve kamuoyunun eğitimi amaçlı olarak duyurumu, halkla ilişkilerin profesyonel alanına giren konulardır. Bu bağlamda, eğitim işlevinin etkinliği ve bu etkinliğin örgütsel performansa yansıması konusunda halkla ilişkiler işlevlerinin katkıları reddedilemez bir gerçektir. Aynı paralelde,şimdiye değin açıklamaya çalıştığımız eğitim işlevinin etkinliğinin arttırılmasında halkla ilişkiler araçlarının kullanımı sonuçta, halkla ilişkilerin amaçları arasında ele alınan, en yetenekli işgörenleri örgüte çekmek ve yetenekli personelin örgütten ayrılmasını önlemek gibi halkla ilişkilerin iki amacı ile çakışan bir sonucu da sağlayabileceği ileri sürülebilir. (ŞAHİN)

Ayrıca, hastanelerin gerek işgörenlerin hizmet-içi eğitimi, gerekse koruyucu tıp konularında kamuoyunun eğitim işlevlerine yönelik ulusal ve uluslararası etkinliklerin örgütlenmesi, toplumun diğer örgütlerinin işbirliği ve desteğinin sağlanması; (sözgelimi sponsorluk) bu süreçte halkla ilişkileri faaliyetleri ve araçlarının kullanımı ile gerçekleştirilebilecek yaklaşımlardır, denilebilir.

Hastanelerin Araştırma ve Geliştirme İşlevi ve Halkla İlişkiler

Bir tedavi, eğitim, araştırma ve sosyal bir örgüt olabilmenin bir gereği olarak, oldukça karmaşık bir yapıya sahip bulunan ve finansman, yatırım, yönetim gibi çeşitli sorunlarla karşı karşıya bulunan hastaneler, işlevlerini gereğince yerine getirebilmek için birçok önemli sorunu da çözümlemek zorundadırlar. (MECHANIC, 1968) Bu nedenle, hastanelerde hizmet sunumuna yönelik işletmecilik sorunlarının araştırılması ve bu araştırma sonuçları bağlamında da hizmet sunumunun geliştirilmesi önem kazanmaktadır. Müşteri odaklı kalite tanımlamalarının önemli bir kavram olarak ortaya koydukları hasta tatminine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri, tüm işletmelerde olduğu gibi hastane işletmeciliğinde de giderek önem kazanmaktadır. Hasta tatmini boyutuna yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin hastanelerin hizmet sunum performansları açısından önemi; hastanelerde halkla ilişkiler faaliyetlerinin daha etkin kullanımını gerekli kılmaktadır.

Bilimsel halkla ilişkiler tanımlamalarında işgörenler, hedef kitle tanımı içinde önemli bir yer almaktadırlar. Çok farklı eğitim, meslek ve kültür düzeylerine sahip hastane işgörenlerinin performanslarının yükseltilmesine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri karmaşık bir işgören karmasına sahip hastanelerde halkla ilişkileri önemli kılan bir diğer boyut olarak görülebilir.

Bir örgüt açısından üretim sürecinin en önemli öğesinin işgören boyutu olduğu düşünüldüğünde, işgörenlerin hizmet sunum performansının artırılmasına yönelik araştırma-geliştirme faaliyetlerinin önemi, dolayısıyla da karmaşık bir işgören boyutuna sahip hastanelerde bu araştırma ve geliştirme sürecinde halkla ilişkiler araçlarının kullanımının önemini daha net ortaya koymaktadır.

Müşterilerin bir hastane hakkındaki kanılarının olumsuz oluşu son analizde müşteri kaybına neden olabilmektedir. İngiltere’ de yapılan bir araştırmada hastaların en azından % 10’ ununşikayet etmeyerek başka sağlık kuruluşlarına yöneldikleri sonucuna ulaşılmıştır. (KOCADAĞ, ÖZGEN, 1995) Bu araştırma hastanelerde, müşteri ve işgören boyutlarına yönelik araştırma-geliştirme sürecinde halkla ilişkilerin etkin kullanımının önemini daha net ortaya koymaktadır.

Koruyucu Tıp Hizmetlerinin İşlevi ve Halkla İlişkiler

Hastanelerin bu işlevlerini istendik performansta yerine getirebilmeleri daha önceki bölümlerde değinildiği gibi ulusal sistem içinde yer alan diğer sistem ve alt sistemlerin desteğinin sağlanmasını gerektirmektedir. Sözgelimi, sistem içinde yer alan diğer hastane ve sağlık işletmeleri, ulusal ve yerel yönetim destekleri, hayırsever yardım ve bağışlar, sponsorluk sağlanması gibi. Sözünü ettiğimiz tüm bu destek ve işbirliklerin etkinliği halkla ilişkiler faaliyetlerinin etkinliği ile doğru orantılıdır.

Tüm işletmelerin temel amacı içinde yer verilen; toplumun genel kabul ve onayı alma amacını da kapsayan bu işlevlerin hastanelerde istendik boyutlarda yerine getirebilmesinde; halkla ilişkiler karması içinde tanımlanan kamu yararına faaliyetler bağlamında: duyurum, kuramsal reklamcılık, sponsorluk gibi halkla ilişkiler elemanlarının kullanımı önemli hale gelmektedir.

Karmaşık Bir Örgüt Olarak Hastaneler ve Halkla İlişkiler

Hastaneleri karmaşık kılan faktörlerden biri hastane dışında hastaneyi etkileyen etmenlerin yani çevresinin çok karmaşık oluşudur. Bu bağlamda hastaneler, geniş hedef kitlelere sahip işletmelerdir. Birbirinden oldukça farklı değerlere sahip bu hedef kitlelerle hastaneler arasında işbirliğinin sağlanıp sürdürülmesine yönelik iletişim sürecinin önemi, bu işletmelerde halkla ilişkileri de önemli kılmaktadır.

Yönetsel etkinlik ve diğer her tür başarı ölçüsü, temelde insan öğesinin çabalarına dayanır. Aynı işletme içinde olsa bile, değişik gruplarla değişik biçimlerde iletişim kurulması söz konusudur. Kuruluş dışında olumlu imaj oluşturabilmek, ancak çalışanlarla yaratılan olumlu imaj ile gerçekleştirilebilir. (LEWIS, 1976) Bu bağlamda, hastanede toplumsal, ekonomik, eğitsel ve mesleki özellikler açısından birbirinden farklı bireyler yakın iletişim ve beraberlik içinde çalışırlar. Sıkı işbirliği ve işlevsel dayanışmayı gerektiren bu tür görevler başka hiçbir örgütte bu kadar yoğun biçimde yer almaz. Yine aşırı iş bölümü ve uzmanlaşmanın bir başka boyutu olarak hastaneler, işlevsel bağımlılığın yoğun olduğu işletmelerdir.

Halkla ilişkiler uygulamaları ile elde edilen bilgiler, yöneticilere işletmenin son durumunu çalışanların gözü ile görmelerine yardımcı olarak, mevcut ve potansiyel sorunların saptanmasına önemli katkıda bulunur. Yine, böylesine karmaşık bir yapıdaki hastanelerde çok farklı özelliklere sahip hedef kitlelere yönelik etkin ya da ikna edici iletişim sürecinin örgütlenmesi, etkin çalıştırılması ve hizmet işletmelerinin en önemli öğesi olan hizmet sunan işgören ile müşteriler arasındaki iletişimin örgütsel performansı arttırıcı yönde yönlendirilmesi, bu işletmelerde halkla ilişkileri önemli kılmaktadır.

ROBINS tarafından, “örgütü oluşturan bireyler tarafından paylaşılan örgüt değerlerine yönelik olara algılanan ortak bir olay olarak tanımlanan, örgüt kültürü, çalışanların yönetilmesi, istenilenlerin kolaylıkla yaptırılması ve yeni değer ve anlayışların benimsetilmesi için onların, örgütteki kültürel değer ve ilkeleri bilmelerini gerekli kılan bir süreçtir. Bu anlamda, özellikle yöneticiler, gerek örgüt içinde yer alan bireylerin gerekse bu örgütü çevreleyen bireylerin davranışlarını ve kültürlerini bilmek zorundadırlar. Örgüte gelirken kültürel değerini de beraberinde getiren bireyler, aynı ya da benzer kültürün üyeleri iseler, örgütsel faaliyetlerin yürütülmesi daha kolay ve daha uyumlu olabilecektir. Ancak, örgüte gelen bireyler arasında kültür birliği yoksa ya da zıt kültürlerin varlığı söz konusu ise örgüt içi uyumu sağlamak güçleşir. Bu nedenle, yöneticiler örgütte çalışan bireyleri iyi tanımalı ve onları örgüt amaçlarına uygun birşekilde yönlendirmelidirler. (GÜRŞAY, TOZKOPARAN, 1996) Etkinlik, belirlenen amaçlara ulaşma derecesidir. Yönetsel etkinlik, her türlü faaliyette ilgili amaçların gerçekleşmesini ve başarısını ifade eder. O halde, yönetsel etkinlik ve diğer her tür başarı ölçüsü, temelde insan unsurunun çabalarına dayanır.

Hastanelerde farklı kültür, mesleki özelliklere sahip işgörenler hizmet sunumu sürecinde kalite bağlamında sıfır hataya yönelik olarak iletişim ve işbirliği içinde işgörürler. Bu işbölümü sonucunda oluşan bölümler ya da grupların farklı algılama tarzları, farklı değer görüntüleri, farklı davranışlar ve normlar geliştirerek kendi orijinal özelliklerini benimserler. Örgütlerdeki farklı grupların önem kazanma eğilimi, görüş ve dil farklılıkları, kendi görevlerini daha çok benimsemeleri ve kendi görevlerinin amacıyla diğer bölümlerinkinden daha uyumlu olduğuna inanabilirler. (KAYA, 1992)

Halkla ilişkiler süreci içinde yer alan hedef kitle işgören boyutunu da içeren bir kavram olarak ele alınmaktadır. Karmaşık yapıda, aşırı iş bölümü ve uzmanlaşmanın yoğun olduğu örgütler olarak hastanelerde de, üretim sürecinin en önemli öğesi işgören boyutudur. Bu nedenle, işgören ve işgören gruplarının kültürleri ile resmi örgütsel kültür arasındaki uyum, hastanelerin örgütsel etkinliği yönünden önemli kavram olarak ortaya çıkmaktadır. Hastanelerdeki aşırı işbölümü ve uzmanlaşma sonucu oluşan çok çeşitli kültürel değerlere sahip işgören ve işgören gruplarının kültürel özelliklerinin belirlenmesi ve tüm örgüt işgörenlerince genel kabul görebilecek örgütsel kültürün oluşturulması sürecinde halkla ilişkiler araştırma tekniklerinin kullanımı, iletişim sürecinde kariyere sahip bir disiplin olarak halkla ilişkileri önemli kılmaktadır.

Hastanelerde örgütsel kültür oluşturma sürecine katkıları yanında, örgüt kültürünün işgörenlere ulaştırılması sürecinde halkla ilişkiler araçlarının kullanımı da, bu işletmelerde halkla ilişkileri önemli kılmaktadır.

Sözgelimi, organizasyonların bağlı olduğu değer, tutum, inanış, alışkanlık, gelenek ve benzeri kültür özelliklerinin sosyal faaliyetlere de yansıdığı görülür. Organizasyon üyelerinin birbirleriyle ve dış çevre ile ilişkilerini yoğunlaştıran, toplantı, tören benzeri faaliyetler, aynı zamanda bireyin örgüt kültürü ile bütünleşmesini sağlar. Sözü edilen bu faaliyetler ise halkla ilişkiler kapsamındaki faaliyetlerdir.

Hastanelerde Kalite Yönetimi ve Halkla İlişkiler

TKY süreci bir örgütün tüm işgörenlerinin katılımını gerekli kılan bir yaklaşımdır. Bir kuruluş da TKY stratejisinin geliştirilebilmesi ve bu stratejinin hayata geçirilmesi kültürel bir dönüşüm gerektirir. Bu dönüşümün en fazla hissedilebileceği alan ise, çalışanların işlerine ve kuruluşa karşı tavır, tutum ve davranışları olacaktır. Aynı paralelde tüm örgüt işgörenlerinin TKY sürecine katılımının arttırılması için etkili bir haberleşme ve iletişim sistemi kurularak tüm çalışanlara işleri ve örgütle ilgili gerekli bilgiler zamanında, doğru ve hızlı birşekilde sağlanmalıdır. Bu bağlamda hastanelerde TKY sürecinin örgütsel performansı arttırıcı bir yaklaşım olarak kullanımı, aynı paralelde hastanelerde halkla ilişkiler işlevlerini önemli kılmaktadır, çünkü, halkla ilişkiler tanımında yer verilen hedef kitle kavramı aynı zamanda örgüt işgörenlerini de içine alan bir kavram olarak tanımlanmaktadır. TKY’ ni üretim sürecinde örgütsel performans arttırıcı bir uygulama olarak kullanan hastaneler örgüt işgörenleri ile karşılıklı iletişim, anlayış, genel kabul ve işbirliğinin oluşturulmasına ve bunların sürdürülmesine yardımcı olan, ayırıcı özelliğe sahip bir yönetim işlevi olarak halkla ilişkileri etkin olarak kullanmalıdırlar.

TKY yaklaşımının bir diğer özelliği müşteri odaklı bir yaklaşım olmasıdır. Bu tanımla, hastaların tecrübeleri ve sonuçları hakkındaki değerlendirmelerinin, bazı teknik yönleri de dahil olmak üzere, kalitenin göstergeleri olduğu kabul edilmektedir. Bu bağlamda müşteriler tarafından algılanan kalite ile beklenen kalitenin bir boyutu olarak tanımlanabilen müşteri tatmini kavramı karşımıza çıkmaktadır. Daha önce açıklamaya çalışıldığı gibi hastane müşterileri talebe dönüştürdükleri hizmetin teknik yeterliliğini değerlendirmede oldukça az temele sahip olduklarından, teknik yeterlilik hakkındaki yargıları daha ziyade bakım alırken karşılaştıkları örgüt işgörenleri ile iletişime paralel olarak oluşmaktadır.

TKY’ nin hastanelerde başarılı uygulama örnekleri oluşturabilmesi, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda müşteri gereksinimlerine yönelik hizmet üretimini gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda, müşteri gereksinimlerinin önceden tahmini, ancak işletmenin hedef kitleleri ile yakın ilişkiler içinde olmasını gerekli kılmaktadır. İşte bu noktada gerek müşterilerin gereksinimlerinin belirlenmesinde, gerekse hizmet sürecinde yer alan ya da hizmetten yararlanmış müşterilerin tatmin düzeylerinin belirlenmesinde halkla ilişkiler sürecinden yararlanılması gereklidir.

TKY yaklaşımı bir örgütün kültürel dönüşümünü gerekli kılan bir süreç olup; bu süreç bir TKY stratejisini geliştirilmesi ve bu stratejinin örgütsel yaşama geçirilebilmesini gerekli kılmaktadır. Halkla ilişkiler karması içinde yer alan yönetim danışmanlığı, kuruluşun üst yöneticilerine stratejik konularda danışmanlık hizmeti vermektedir. İşte bu noktada, TKY’ nin hastanelerde uygulanma sürecinde halkla ilişkiler verimlilik yönünden önemli katkılar sağlayacaktır.

Kâr Amacı Gütmeyen Hastane İşletmeleri ve Halkla İlişkiler

Hastane işletmeciliği sektörü daha önce açıklanmaya çalışılan nedenler dolayısıyla ağırlık olarak kâr amacı gütmeyen işletmelerden oluşan bir sektördür. Sözgelimi, ülkemizde hastanelerin % 94’ ü ABD’ de ise % 73’ ü kar amacı gütmeyen hastanelerden oluşmaktadır. Bu bağlamda daha önce açıklandığı üzere teknoloji yoğun işletmeler olan hastanelerin özellikle de kar amacı gütmeyen hastanelerin tüm işletmelerin amaçları arasında yer alan işletmenin yaşamını sürekli kılma ve büyüme amaçlarına ulaşabilmeleri; bina-donanım ve teknoloji yenileyebilmeleri için hizmet üretim gelirleri dışında finansal kaynaklar yaratmalarını gerekli kılmaktadır. Nitekim hastanelerde halkla ilişkiler bölümü oluşturmanın prestij sağlama, kredi ve finans problemlerini çözmeye yardımcı olduğu belirtilmektedir. Hastanelerin gereksinim duyacakları finansal kaynaklar bu işletmelerde halkla ilişkiler sürecinin etkin kullanımı yoluyla ulusal ve yerel yönetimler, demokratik kitle örgütleri ile işletmenin etkin iletişimin sağlanması ve de hayırsever yardım ve yatırımlarının işletmeye kanalize edilmesini sağlayacaktır. Özellikle kâr amacı gütmeyen hastanelerde hizmet geliri dışı ek finansman kaynaklarının yaratılmasında, bu işlevi etkin olarak yerine getirebilecek ve etkin örgütlenmiş bir halkla ilişkiler bölümü gereklidir.

KAYNAKLAR
1. Halkla İlişkiler İpra Raporu, (Çev. A. Fikret IŞIKYAYAR), Eskişehir: A.Ü. Yayın No: 251, 1987
2. ŞAHİN Ümit, Hastane İşletmeciliğinde Verimlik Yönünden Halkla İlişkilerin Önemi, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Eskişehir: Anadolu Üns. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hastane ve Sağlık Kurumları Yönetimi programı, 1998
3. AKSOY Güler, “Hemşirelik Eğitim Sempozyumu”, İstanbul: Hilal Matbaası, 1988
4. SCHULTZ Rockwell ve JONHSON Alton C.J., Management of Hospital, 2. B., New York: McGraw –Hill Book Company, 1983
5. ŞAHİN, a.g.e.
6. MECHANIC David, Medical Sociology. A Selective View, New York: The Free Press, 1968
7. KOCADAĞ Zahide ve ÖZGEN Hacer, “Toplam Kalite Yönetimi: Sağlık Bakanlığı Hastaneleri İçin Bir Model Önerisi, İçinde: a.y. (der.) , 1. Ulusal Sağlık Kuruluşları ve Hastane Yönetimi Sempozyumu-Bildiriler, İzmir: Dokuz Eylül Üns. Rektörlük Matbaası, 1995
8. LEWIS Gordon H., How to Handle Your Own Public Relations, Nelson-Hall Inc. Publıshers, 1976
9. GÜRŞAY Cemile ve TOZKOPARAN Güler, “Örgüt Kültürü ve İklim” Açık Öğretim Dergisi, C.2, S.1, Bahar – 1996
10. KAYA Sıdıka, “Hastanelerde Örgütsel Çatışmanın Nedenleri”, Hacettepe Üniversitesi Sağlık İdaresi Dergisi, C.1, S.1, Kış – 1992