GÜNEŞ VE DERİ KANSERİ İLİŞKİSİ

Güneş ışığının dergi kanseri yapıcı etkisi 1890’lı yılların sonlarından beri bilinmektedir. Güneşte uzun süre kalanlarda, kısa sürelerle ve çok sayıdaki maruziyetlerde, tedavi amacıyla veya estetik amaçlı ultraviyole (UV) uygulanan kişilerde, güneş yanığı olan deri bölgelerinde ve meslekleri nedeniyle(denizci, çiftçi gibi) güneş altında fazla durmak zorunda olanlarda deri kanserlerinin daha sık görülmesi UV’nin kanserojen etkisinin delilleridir.

Güneş ışınlarının 290 – 400 nm. arasındaki dalga boyları, ozon tabakasını geçerek yeryüzüne ulaşan UV ışınlarıdır. UV-C ise ozon tabakasının normal olduğu bölgelerde yeryüzüne ulaşamamaktadır. Camdan da geçemeyen UV – C, bronzlaştırmamakla birlikte, deride kızarma yapabilmekte ve kanserojen etkisi de bulunmaktadır. Derinin yalnız en üst tabakasını etkilemektedir. UV-B, yeryüzüne ulaşan UV’nin yüzde 1 – 10’unu oluşturur. Deride orta tabakalara kadar ulaşabilir. Camdan geçemez. Kızarma, bronzlaşma ve kanser yapma etkileri bulunmaktadır.

UV-A ise camdan geçebilen, tüm gün bizi etkileyen, yeryüzüne ulaşan UV’nin yüzde 90 – 99’unu oluşturan, kızarma, bronzlaşma ve kanser yapma etkisi olan, derinin derin tabakalarına kadar inebilen güneş ışığı grubudur.

UV ışınları, deri üzerinde akut(kısa süreli) ve kronik(uzun süreli) değişikliklere neden olmaktadırlar.

Akut olanlar: Güneş yanığı, immünolojik supresyon(direncin baskılanması), pigmentasyon(koyulaşma) ve derinin kalınlaşmasıdır.

Kronik olanlar: Deri yaşlanması ve kanser oluşumudur.

Deri kanserlerinin en sık görülenleri ve güneşle ilişkilendirilenleri melanom, bazal hücreli karsinom(BHK), skuamöz hücreli karnisom(SHK)dur.

Tüm melanomların yüzde 95’i beyaz ırkta görülmektedir. Melanomların yüzde 70 – 80’i normal görünen deride, yüzde 20 – 30’u ise önceden olan bir benden değişimle oluşmaktadır.

UV, hem ben oluşumunda hem iyi huylu benlerden riskli ben dönüşümünde hem de melanom oluşumunda etkili olmaktadır. UV’ye aralıklı maruz kalmak melanoma dönüşme riski olan benlere neden olur. Bu şekildeki güneşe maruziyet sonucu görülen melanomlar, daha çok erkeklerde sırtta, kadınlarda alt bacakta görülmektedirler.

Normal deriden oluşan melanomlar ise uzun süre güneşe maruz kalan baş ve boyun bölgelerinde daha çok görülmekte ve UV’nin birikimiyle ortaya çıkmaktadırlar.

Melanom dışındaki deri kanserlerinin yüzde 80’i bazal hücreli karsinom(BHK), yüzde 20’si ise skuamöz hücreli karsinom(SHK)dur.

BHK, çok görülmesine rağmen metastaz yapmaz ve tedavisi daha kolaydır. SHK ise metastaz yapar ve ölümcül olabilir. Yaşam boyu SHK gelişme riski son 20 yılda 2 kat artmıştır. Bu artış, öncelikle toplam UV maruziyetinin artması ile ilişkilidir. Açık hava aktivitelerinin artması, ozon tabakasındaki incelme, bronzlaşma eğilimi ve solaryum kullanımının artması UV maruziyetini artırmaktadır.

Yaşanan coğrafik bölge Ekvator’a yaklaştıkça UV yoğunluğu ve SHK gelişme riski de artmaktadır. Deri rengi koyulaştıkça güneşten etkilenme güçleşmekte ve SHK gelişme riski azalmaktadır.

Kadınlarda uzun saç ve ruj kullanımı nedeniyle kulak ve dudakta SHK erkeklerden daha az görülmektedir.

Güneş, kanseri nasıl oluşturmaktadır?

UV, immüniteyi baskılayarak tümöral hücrelerin yok edilmesini zorlaştırmakta ve kanser hücrelerinin artışına neden olmaktadır.

UV, DNA tarafından emilerek DNA’da hasara yol açmakta ve hücre ölümüne neden olmaktadır.

UV, reaktif oksijen türevleri açığa çıkarmaktadır. Bunlar ise hücrenin zarını hasara uğratarak hücrelerde mutasyona(olumsuz, kalıcı değişiklik) neden olmaktadırlar.

Tümör baskılayıcı genlerde değişiklik yaparak normal hücrelerin tümör yapmalarına yol açan UV, bu şekilde de deri kanserlerinin oluşumuna neden olabilmektedir. Deri kanserlerinde UV ile baskılandıkları gösterilmiş olan tümör engelleyici genler: p53 geni, PTCH geni ve p16 genidir.

Amerikan Hastanesi
Dermatoloji Bölümü
Dr. Buket Pençe