GENÇLERİ GÖZ ARDI ETMEYİN…

Toplumun en küçük birimi olan ailede yaşanan olayların etkisi, ailenin statüsü ve aldığı eğitim ile gençlerin dış ortamlarda daha saldırgan bir yapıya büründükleri görülmektedir.

Gençler okulda, maçta, okul sonrası gidilen mekanlarda birbirlerini yaralamakta ve hatta bilinçli bir şekilde ölümle sonuçlanan olaylara karışmaktadır. Yakından inceleme yapılan gençlerde, bir çoğunun eğitim seviyesi oldukça düşük, maddi yönden çok yetersiz, alt sosyo-ekonomik statüye ait ailelerden geldiklerini görülmektedir. Ailelerin bu şartlarda olması, bir gencin şiddete yönelmesinin tek nedeni olamaz ve diğer faktörleri de göz ardı etmemek gerekir. Ailelerin çocuklarının enerjisinin en yoğun olduğu dönemlerde okulun yanı sıra spora ya da sanat gibi çeşitli yan dallara yönlendirme yapması etkili olabilir. Çeşitli sorunların yoğun bir şekilde yaşandığı aile ortamında gence yeterince ilgi ve sevgi gösterilememesi akla gelen ilk nedendir ve gençlerde karşımıza çıkan ortak bir sorundur.

Gençler daha çok kendilerini kanıtlamak zorunda kaldıkları zamanlarda bir gruba ait olma duygusu içinde olup, gruba dahil olduklarında da kendilerini güvende hisseder. Gençler evde görmediği kabulü, bir birey olarak algılanma hissini, ilgiyi ve sevgiyi beraber dolaştığı grupta yaşamaya başlar. Kurallarını kendileri koyar ve kendileri uygular ve birbirlerine arka çıktıkları ve güç aldıkları için kendi başlarına cesaret edemedikleri birçok şeyi grubun etkisiyle kolaylıkla yapar. Ailelerde ve toplumda; filmlerin, televizyon programlarının ya da her türlü haberin çocuğun ruh halini etkilediği görülür.

Kendilerini grup içinde kanıtlamaya ve grubun varlığını sürdürmeye gelince de bahsettiğimiz kaynaklarla birlikte bol bol işlenen ve neredeyse yüceltilen şiddet, gençlerin hayatlarında yerini alır. Bu stratejik noktalarda psikolojilerinden anlayan, negatif enerjilerini pozitif ortamlarda sarf etmelerini sağlayacak ve her şeyden önemlisi onları sevgiyle karşılayacak yetişkinlerin olmaması son dönemde yaşadığımız üzücü olayların en önemli nedenlerindendir.

Gençler bu noktalara gelmeden aile içinde sevilmeli, sayılmalı, bir birey olarak kabul edilip, ilgi gösterilmelidir. Aile içindeki yetişkinlerin davranışları ve tutumları örnek olma açısından bu dönemde çok belirleyicidir. Okullarda da eğitimcilere çok iş düşmekte ve onlara anlayışla yaklaşmaları, dinlemeleri, ihtiyaçlarına duyarlı olmaları ve okul sonrası faaliyetlerini mutlaka yönlendirmeleri gerekir.

Eğitim ve öğretim, bu yaş grubu için toplumun diğer kesimlerinden çok daha fazla ve belirleyici bir şekilde gerekli ve vazgeçilmezdir. Burada asıl önemli ve gerekli olan bu çocukları şiddete yönelmeden doğru yönlendirmek ve kazanmaktır.

Klinik Psikolog Sedef Akbay
Hisar Intercontinental Hospital