ERKEKLERDE DE ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR

Prostat kanseri; Amerika’da erkeklerde akciğer tümöründen sonra en sık teşhis edilen, (yılda 230.000 civarında), en sık ikinci ölüm nedeni olan kanser türüdür. Risk faktörleri arasında, ileri yaş, etnik, genetik ve diyetle ilgili faktörler yer alır. Kadıköy Şifa Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mustafa Günhan, prostat kanserinde erken teşhisin önemini anlatıyor.

Prostat kanserinin şikayetleriyle prostatın iyi huylu büyümesine ait belirtiler birbiriyle paralellik gösterir. Şikayetler irritatif-rahatsız edici- ve/veya obstrüktif – tıkayıcı- olup, idrar yapma bozukluğu ile ilgili genel problemlerdir. Bunlar arasında; gece sık idrara çıkma, mesane boşalamama hissi, idrarın uzağa gitmesinde ve kalınlığında problemler, idrar yaparken yanma ve idrarda kanama bulunur.

Prostat kanserinin taramasına, ailede prostat kanseri mevcut değilse 50 yaşında, aksi takdirde 40 yaşında başlanmalıdır. PSA denilen kan testi ve muayene düzenli ve yıllık olarak mutlak önerilmektedir. Yukarıda bahsedilen yöntemler yönlendirici olup, kesin tanısı prostat ultrasonu eşliğinde yapılan prostat biyopsisiyle konur. Prostat kanserli hastaların yaşamlarını sürdürmelerinde en önemlisi erken teşhistir.

Eğer PSA normalin çok üstünde ise, biyopsi sonrası sınıflama yapmak için, kemik sintigrafisi ve tüm batın MR radyolojik tetkikleri istenmelidir.

PSA testi, prostat organına spesifik fakat kanserine spesifik bir test değildir. Diğer bir deyişle; prostatın iyi huylu büyümelerinde, prostatın enfeksiyon hastalıklarında ve biyopsi gibi prostata yönelik girişimlerde de yüksek olabilir. Bu nedenle prostatın muayenesiyle desteklenmelidir.

Hastalığın tedavi seçenekleri arasında; cerrahi olarak prostatın çıkartılması, radyoterapi, brakiterapi denilen implantasyon ışınlama tedavisi ve hormon tedavisi yer alır. Uygun tedavi yöntemi uygun hasta ve hastalığa göre seçilmelidir. Cerrahi yöntemler; açık, laparaskopik ve robotik cerrahi olarak sınıflandırılabilir. Son zamanlarda cerrahi deneyimin de kazanılmasıyla operasyon sonrası oluşabilecek komplikasyonlar minimalize edilmiştir. Klasik olarak bildirilen komplikasyonlar arasında; idrar kaçırma, ereksiyon problemleri, kanamalar, tümör hücresinin kalması sayılabilir.