DERİ KANSERLERİ ARTIYOR

Günümüzde yalnız güneşlenme değil, solaryuma giren insan sayısındaki artış deri kanserinin de artışına neden oluyor. Uzmanlara göre bu nedenle derideki benlerin çok yakından takip edilmesi gerekiyor.

Deri kanserleri genel olarak melanom ve melanom dışı deri kanserleri olarak sınıflandırılıyor. Melanom en tehlikeli kanser türlerinden biri.

Ancak Acıbadem Sağlık Grubu onkoloji uzmanı Prof. Dr. Haluk Onat, en sık görülen deri kanserlerinin melanom dışı olanlar olduğunu belirterek, “Bunlarda bazal hücreli kanser ve yassı hücreli kanser diye ayrılır. Bir istatistik vermek gerekirse ABD’de her 5 kişiden biri hayatı boyunca deri kanseri olacaktır ve bu deri kanserlerinin yüzde 97’si melanom dışı deri kanseridir. ABD’de görülen kanserlerin yarısı deri kanserleridir. Bu kanserler genellikle kötü kanserler değildir, tedavileri çok kolaydır. Bu tip deri kanserleri öldürücü değildirler” diyor.

Deri kanserinin oluştuğu yerler

Deri kanserlerinin en önemli özelliği genellikle derinin güneş gören kısımlarında oluşmaları. Yüzde, boyunda, baş derisinde, ellerde görülen deri kanserlerinden güneş koruyucuları kullanarak, şapka giyerek korunulması mümkün. Deri kanserlerinin tanısıyla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Haluk Onat, şu uyarılarda bulunuyor:

“Deride deriden kabarık, girintili çıkıntılı, şekilsiz bir lezyon görülürse veya önceden mevcut bir deri lezyonu şekil değiştirirse kanserden şüphe edilmeli. Tanı biyopsi ile konur veya o lezyon olduğu gibi çıkarılır. Bu kanserlerin tedavisi cerrahidir, tümör tamamen çıkartılmalı ve patolojiye gönderilmelidir, Cerrahi tedavinin alternatifi radyoterapidir. Ancak cerrahi tercih edilmelidir, cerrahi müdahale ile iz kalabilecek ise, cerrahi zorluğu varsa ve hasta yaşlı ise radyoterapi tercih edilebilir. Bazal hücreli kanser daha iyi seyirlidir ve bu tedaviler ile tamamen iyileşebilir. Yassı hücreli kanser biraz daha önemlidir, lenf bezlerine yayılabilir onun için iyice kontrol edilmelidir, gerekirse lenf bezlerine de müdahale edilmesi gerekebilir.”

Melanom artıyor

Deri kanserlerinin en tehlikelisi olarak kabul edilen melanom, deride koyu renkli benlerle kendini gösteriyor. Prof. Dr. Haluk Onat, “1930’larda 100 bin kişide 1 görülürken şimdi 100 bin kişiden 15’inde görülmektedir ve 1975’den beri 2 misli artış olmuştur. ABD’de her 75 kişiden birinde melanom gelişir. Değişik coğrafi bölgelere göre görülme sıklığı 100 binde 0.2’den 100.000’de 40’a kadar değişir” diyor ve melanomun artmasında etkili olan faktörlerle ilgili şu bilgiyi veriyor:

“Melanom genellikle beyaz tenli ve sarışınlarda görülür. Ancak her ırkta görülebilir. Dünya üzerinde beyaz tenli kişilerin güneşin etkili olduğu sıcak ülkelere göç etmeleri önemli bir etkendir, bu kanser en çok Yeni Zelanda ve Avustrulya’da görülmektedir. Güneşlenmenin artması, solaryumlar bu kanserin artmasında bir etkendir. Diğer deri kanserlerinde olduğu gibi güneşin yakıcı etkisinden korunmak için kullanılan koruyucu yağlar bu kanseri önlemez hatta arttırabilir, insanlar korunuyoruz diye koruyucu yağları sürdüklerinde güneşin yakıcı etkisine toleranslarını arttırarak ultraviyoleye maruz kalmalarını da arttırabilirler. Bunda korunmanın en iyi yolu güneşlenmemek ve güneş ışınlarına fazla maruz kalmamaktır. Yükseklere çıktıkça güneş ışınlarına maruz kalma artmaktadır, her 300 metrede ultraviyole radyasyon yüzde 4 ile 5 artmaktadır; dağcılar, kayakçılarda yükseklerde güneş ışınlarına fazla oranda maruz kalmaktadırlar”.

Tanı ve tedavisi

Düzenli kontroller sırasında eğer melanomdan şüphe edilirse o benin muhakkak çıkarılması ve patolojik olarak incelenmesi yoluna gidiliyor. Erken dönemde yakalanan melanom ameliyatla tedavi edilebiliyor. Bu yüzden erken tanı son derece önemli.

Bir kez melanom saptanan kişide başka melanomların olma riskinin de yüksek olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Haluk Onat, tedaviyle ilgili şu bilgiyi veriyor:

“Bu yüzden kişinin kontrolde olması gerekir. Ameliyat edilen melanomlu hastaların bazılarında hastalığın vücuduna yayılabilme riski saptanırsa ilave tedavi gerekebilir, bu tedavi yine cerrahi olarak bölgesel lenf bezlerinin çıkarılması ve bu lenf bezlerinde tutulum varsa deri altına yapılan interferon tedavisidir. Bu her hasta için gerekli değildir sadece söz edilen riskli durumlar mevcut ise yapılır. Vücuda yayılmış melanomda tedavi zordur. Tedavide kemoterapi kullanılabilir. Ancak kemoterapiye iyi cevap vermeyebilir. Bazı durumlarda cerrahi de kullanılabilir. Erken yakalanan melanom’da şifa yüzde 90 civarında iken, ileri hastalıkta bu oran yüzde 5 civarındadır, onun için erken tanı ve tedavi bu hastalıkta çok önemlidir.”

Kaposi sarkomu

Melanom dışı diğer bir deri kanserleri de özellikle ayaklarda ve bacaklarda görülen kaposi sarkomudur. Bununda değişik tipleri bulunmaktadır. Klasik tip dünyanın her yerinde görülebiliyor. Hastalığın en sık görüldüğü Afrika’da (endemik tipi) bulunduğunu söyleyen Prof. Dr. Haluk Onat, şöyle devam ediyor:

”AIDS hastalığında sonra görülen ve gittikçe görülme sıklığı artan tipi vardır, AIDS hastaları uzun süre yaşatılabildiklerinde bu hastalığın oluşma olasılığı da artmaktadır. AIDS hastalığında görülen bu tip daha çok homoseksüel kişilerde görülmektedir, seksüel yolla buluşmaktadır. Bidr herpes virüsü olan HHV 8 virüsüne bağlı oluşmaktadır. Diğer bir tipi tedavi ile bağışıklık sisteminin baskılandığı durumlarda karşımıza çıkmaktadır. Bu durumlar organ transplantasyonları sonrası dokunun reddedilmemesi için hastaların ilaçlarla bağışıklık sistemlerinin baskılanması nedeniyle oluşabilmektedir. Bu hastalığın tedavisi eğer küçük bir lezyon ise ve dağınık değil ise cerrahidir, radyoterapi de bu lezyonlara etkili olabilmektedir, hastalık yaygın ise tedavisi kemoterapidir.” (haber Saglik)