BİYOTEKNOLOJİYLE SAĞLIKLI GELECEK

Pirinç tüketiminin yüksek olduğu ülkelerde A vitamini eksikliği nedeniyle her yıl binlerce çocuk kör oluyor. A vitaminince zengin pirinç üretimine yönelik biyoteknolojik araştırmalar başarıya ulaştığı takdirde, bu hastalıkların önüne geçilebilecek.

Biyoteknolojideki gelişmeler sayesinde, gelecekte insanların, çok düşük fiyatla taze tükettikleri meyvelerle, sebzelerle veya onlardan üretilen aşılarla aşılanabileceği, astronomik fiyatlarla satılan ilaçların da düşük maliyetlerle, bitkilerle üretilebileceği bildirildi.

Ankara Üniversitesi (A.Ü) Biyoteknoloji Enstitüsü tarafından düzenlenen 2. Ankara Biyoteknoloji Günleri, A.Ü. Tıp Fakültesi Morfoloji Binası’nda başladı. Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Akar, bugün birçok hastalığın tanı ve tedavisinde biyoteknolojik yöntemlerin yaygın olarak kullanılmaya başlandığını ve gelişmelerin hızla devam ettiğini söyledi.Türkiye’de de bu çalışmaları hızlandırmak amacıyla Ekim 2002’de kurulan enstitünün, ekonomik getirisi olan ürün oluşturmayı, biyoteknoloji araştırıcı gücünü artırmayı ve bu konuda çalışanları tek platformda toplamayı amaçladığını kaydetti.

GIDA AÇIĞI KAPATILACAK

Dünya nüfusunun 50 yıl içerisinde 9 milyara ulaşacağının tahmin edildiğine işaret eden Prof. Dr. Akar, bu nüfusun beslenebilmesi için gıda üretiminin de ikiye katlanması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Akar, son 15 yılda gerçekleştirilen “biyoteknoloji devrimiyle” bu gıda açığının kapatılabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Akar, biyoteknolojide gerçekleşen ilerlemeler sayesinde; hastalıklara, böceklere, virüslere, ot öldürücülere, kuraklığa, dona, sel baskınlarına, toprak tuzluluğu ve asitliliğine dayanıklı bitki çeşitleri elde edildiğini; bitkilerin verimleri, besleme değerleri ve depolama sürelerinin de artırılabildiğini anlattı.

Pirinç tüketiminin yüksek olduğu ülkelerde A vitamini eksikliği nedeniyle her yıl 500 bin çocuğun kör olduğunu anlatan Prof. Dr. Akar, A vitaminince zengin pirinç üretimine yönelik biyoteknolojik araştırmaların yoğun olarak devam ettiğini, bu proje gerçekleştiği takdirde A vitamini eksikliğinden kaynaklanan hastalıkların önüne geçilebileceğini bildirdi.

“TRANSGENİK PATATES”

Prof. Dr. Akar, biyoteknolojideki gelişmelerin, insan tedavisinde kullanılan çok pahalı aşı ve ilaçların da bitkiler üzerinde çok ucuza ve bol miktarda üretimine olanak sağlayacağını vurgulayarak, şu örnekleri verdi:

“Hepatit B virüsü, kronik karaciğer hastalığına neden oluyor. Bu hastalığa karşı mayalardan aşı geliştirilmesine karşın fiyatının yüksek olması ve eksik donanım aşı kullanımını engelliyor. ABD’de, biyoteknolojik yöntemler kullanılarak Hepatit B yüzey antijeni üreten transgenik tütün ve patates bitkileri elde edildi. Patates yumrularının ağızdan farelere verilmesi sonucunda, farelerin savunma sistemlerinin uyarıldığı belirlendi. Benzer çalışmalar, gelişmiş ülkelerde muz üzerine de yoğunlaştı.”

Kızamık, çocuk felci, difteri, kuduz ve viral hastalıklara karşı kullanılan aşıların bitkilerle üretimi konusunda da yoğun çalışmalar yürütüldüğünü anlatan Prof. Dr. Akar, “Gelecekte insanlar, çok düşük bir fiyatla taze olarak tükettikleri meyvelerle, sebzelerle veya onlardan üretilen aşılarla aşılanabilecekler” dedi.

PAHALI İLAÇLARIN YERİNİ ALACAK

Aşıların yanı sıra hastalıkların tedavisinde kullanılan çok pahalı ilaçların transgenik bitkilerde üretimine yönelik çalışmaların da devam ettiğini kaydeden Prof. Dr. Akar, akciğerlerdeki sıvı ve tuz dengesini bozan “kistik fibrosis” hastalığı ve karaciğer hastalıklarında kullanılan proteinin, çeltik bitkisinde üretilebildiğini bildirdi. Prof. Dr. Akar, ayrıca, kalıtım yoluyla geçen ve ölümcül olan “Gaucher” hastalığında kullanılan, dünyanın en pahalı ilacı olan ve insan plasentasından elde edilen maddenin de tütün bitkisinde üretildiğini kaydetti.

“Şimdilik bu ürünlerle ilgili en önemli problem, bitkilerde üretim seviyesinin düşük ve saf olarak elde edilmelerinin güç olması” diyen Prof. Dr. Akar, bu problemlerin zamanla aşılacağını, bu gerçekleştiği takdirde, astronomik fiyatlarla satılan ilaçların, çok düşük maliyetlerle ve bol miktarlarda bitkilerle üretilebileceğini vurguladı.

SAKINCALARI

Biyoteknolojinin, sağladığı yararların yanı sıra bazı olumsuzlukları da beraberinde getirdiğine işaret eden Prof. Dr. Akar, “Bitkileri hastalıklara, böceklere dayanıklı kılan genler, çoğunlukla bakterilerden elde edilip bitkilere aktarılıyor. Bu genlerin bakteriyel kökenli olmaları, birçok bilim adamı ve tüketicileri endişelendiriyor. Genetik olarak değiştirilmiş bu bitkilerin üretiminin, çevre açısından da birçok olumsuzluğu beraberinde getireceği düşünülüyor” dedi. Biyoteknolojide son gelişmelerin ele alınacağı uluslararası katılımlı “2. Ankara Biyoteknoloji Günleri”, 26 Eyül’de sona erecek.