ANTRENMAN BAĞIMLILIĞI

Büyük şehir hayatının koşuşturmacası içinde kişinin kendine zaman ayırıp hem fiziksel hem ruhsal sağlığı için iyi gelecek bir uğraş olan sporu tercih etmesi oldukça faydalıdır. Ancak her şeyde olduğu gibi sporu da dozunda yapmak ve aşırıya kaçmamak gereklidir. Aksi taktirde yarar için yapılan spor kişiye zarar veren bir bağımlılık haline dönüşebilir.

Antrenman bağımlılığının da tıpkı diğer bağımlılıkların(sigara, alkol vb.) olduğu gibi hem fizyolojik hem de psiko-sosyal açıklamaları vardır. Fizyolojik açıklaması spor yapan vücudun ürettiği hormonlara alışıp tıpkı diğer bağımlılıklarda olduğu gibi o hormon düzeylerini vücutta tutmak istemesidir. Yine diğer bağımlılıklarda olduğu gibi kişinin vücudu aynı tatmin düzeyi için o hormonun daha çok ve daha düzenli sağlanmasına ihtiyaç duyar. Bu da kişiyi sürekli ve git gide daha artan düzeyde spor yapmaya sürükler.

Psiko-sosyal nedeni ise genellikle bayanlarda yeme bozuklukları(anorexia nervosa ve bulimia nervosa) na neden olan, kişinin kendiyle barışık olmayışı hatta bunun kimi zaman kişilik bozukluğu düzeyinde oluşudur. Bu kişiler ne kadar çok spor yaparlarsa yapsınlar asla “ideal” kilolarına, ölçülerine veya görüntülerine sahip olamazlar. Hep daha iyisi, daha fazlası vardır. “İdeal’e” ulaşmak için hep daha fazla spor yapılmalıdır. Yapıldıkça ise hormonal denge de psikolojik denge kadar etkilenmekte ve daha fazla spor kaçınılmaz hale gelmeye başlamaktadır.

Aşırı düzeyde, hatta bağımlılık derecesinde yapılan antrenmanın zararları sadece bedensel(kasların aşırı yorulması, sakatlıklar vs.) değildir. Kişinin kendi vücuduyla ilgili sürekli olarak çarpıtılmış fikirlere sahip oluşu ve bunun beraberinde seyreden kendileri hakkında olumsuz düşünceleri kişiyi depresyona kadar götürebilir. Bu bağımlılık yüzünden kişinin sosyal hayatı da zarar görebilir. Bir süre sonra bu kişilerin tek sosyal yaşantıları spor olur. Arkadaşlarıyla, eşleri dostlarıyla yenecek bir yemek ya da gidilecek bir sosyal ortamın yerini çoğu zaman spor yapmak alacaktır. Hayat düzenleri tamamen spor antrenmanlarına göre düzenlendiği için sosyal izolasyona varacak düzeyde sıkıntılı durumlarla karşılaşmaları olasıdır.

Her türlü bağımlılıkla mücadelede olduğu gibi antrenman bağımlılığıyla mücadelede de en önemli unsur kişinin farkındalığıdır. Farkındalık, bireyin kendini neden bu kadar egzersiz yaptığıyla ilgili sorgulamaya başlamasıyla başlar. Kişi bu sırada belli ölçülerde de olsa düşünce yapısındaki değişimleri görmeye başlar. Farkındalık geliştirmeye başlayan bireyler yavaş yavaş spora ayırdıkları zamanlarını biraz daha azaltmaya ve bu zamanları başka aktivitelere ayırmaya başlamaları(hatta kendilerini buna zorlamaları) faydalı olacaktır. Her bağımlılık tedavisi sırasında yaşandığı gibi kişi ilk başta yoksunluk semptomları(huzursuzluk, gerginlik, sıkıntı vb.) gösterebilir. Ancak bu hormonal dengenin oturmasıyla azalacak ve zamanla tamamen kaybolacaktır.

Farkındalık geliştirmekte zorlanan ve yeni düzen kurmaya niyetlenmeyen “antrenman bağımlılarının” ise daha köklü psikolojik yakınmalarının olması beklenir. Bu durumda bir uzmana kendi psiko-sosyal dengeleri için başvurmaları önerilebilir.

VKV Amerikan Hastanesi
Psikiyatri Bölümü
Psi. Aklı Akkan