Acil Kan Bankası
 SAĞLIK EĞİTİMİ

Sağlık Platformu'nu Twitter'da takip et

SAĞLIK platformu >> Sağlık Haberleri


Saglikta Dön(v)üsüm-I: Ilaç ve Tibbi Malzeme

Geçtigimiz yüzyilda saglik hizmetlerinin sunumu, organizasyonu ve finansmani büyük üçlüde saglik sanayisindeki gelismelere göre sekillenmistir. Bunlarin arasinda ilaç sanayi saglik arastirmalarindan, tip egitimine ve günlük pratikten, yönetsel organizasyonlara kadar her alanda lokomotif islevi görmüs; ilaç sanayinin belirledigi stratejik, taktiksel ve operasyonel planlar saglik hizmetlerinin olusturulmasinda en temel belirleyici olmustur. Ülke bazinda Saglik sektöründeki enflasyonun ülkelerdeki genel enflasyonun üzerine çikmasi (yani rölatif kaynak kisitliligi), iletisimdeki bas döndürücü gelismeler ve buna paralel olarak halkin beklenti çitasinin yükselmesi, saglik teknolojilerindeki (ilaç, malzeme ve cihaz dahil olmak üzere) yenilikler ve ortalama yasam sürelerindeki artislar tüm sistemi kökünden sarsmaya baslamis ve bütün dünyada dönüsümü zorunlu hale getirmistir. Sanayiye ve deneyime dayali tip modeli, yerini yavas kanita dayali tip modeline terk etmeye baslamistir. Yaklasik 20 yildir ABD ve AB ülkeleri de dahil olmak üzere, 4 bir kitada birden devam etmekte olan; ve basta Dünya bankasi, Dünya Saglik Örgütü, Dünya Ticaret Örgütü, ve Uluslararasi Para Fonu olmak üzere uluslararasi örgütler tarafindan –genel globalizasyon süreçlerine paralel olarak- planlanan, koordine edilen ve zaman zaman yürütülen dönüsüm süreçlerinin temelinde bu gerçekler yatmaktadir (http://www.euro.who.int/observatory/Hits/TopPage). Teorik düzeydeki temel hedef, “saglik hizmetlerinin sunumu, organizasyonu ve finansmani ile ilgili yapisal ve süreçsel degisimlerle (genel globalizasyon ilkeleri çerçeve olmak kosulu ile), daha düsük maliyette daha etkin / yaygin saglik hizmeti sunumu” seklinde ifade edilmektedir.

Saglik harcamalari içinde ilaç ve tibbi malzeme harcamalari ülkeden ülkeye degismekle birlikte, en temel harcama kalemlerini olusturmakla (%20-30); ve dönüsüm süreçleri içinde son derece karmasik dinamikleri nedeni ile en zorlu süreçleri içermektedir. Türkiye de bu oranin tam olarak bilinmemekle birlikte %50-60 civarinda oldugu tahmin edilmektedir. Bu oransal yüksekligin gerçek mi, yoksa oransal mi oldugu ayri bir tartisma konusu olmakla birlikte, gelismis hiçbir ülkelerde kabul edilemeyecek kadar yüksek bir orandir. Tüm dünyada ilaç ve tibbi malzeme kullaniminin akilci bir zemine oturtulmasi, toplam harcamalar içindeki payinin %20-25 ler üzerine geçmemesi için genel dönüsüm süreçleri yaninda, bu alana özgü düzenlemeler yapilmakta ve sonuç olarak da ilaç sanayi ile ciddi çikar çatismalari ve yeni paylasim savaslari yasanmaktadir. Ilaç ve tibbi malzeme sanayi, merkezinde kendisinin bulundugu sistemin degismesine, ve saglik sektöründeki paylarinin azalmasina (AR-GE yatirimlarinin yüksek olusu gibi nedenlerde, 300-800 Milyon $ / ilaç) ciddi dirençler göstermekte ve Amerika Birlesik Devletleri’ de dahil olmak üzere tüm dünyayi cendere altina sokan yaptirim ve uygulamalari (veri koruma ve veri imtiyazinda oldugu gibi) dayatmaktadir. ABD ve bazi AB ülkeleri için ilaç devlerinin sagladiklari dissal yararlar nedeniyle sorun simdilik kismen asilmis gibi görülse de, çatisma içten içe giderek artma egilimi göstermektedir. Özetle, tüm dünyada Ilaç ve tibbi malzeme konusu dönüsüm süreçlerini en fazla zorlayan, dönüsüm modelleri ve uygulamalarini siklikla basarisizliga sürükleyen en önemli unsur olarak dikkati çekmektedir.

Bu arada Türkiye’de de; dünyadaki gelismelere paralel olarak, uluslararasi dönüsüm süreçlerinin Türkiye kirilimlarini olusturan ve kendi gerçeklerimizin de kaçinilmaz kildigi dönüsüm süreçleri “saglikta dönüsüm programi / projesi” adi altinda derlenip toparlanmis ve son yillarda artan bir ivme ile yürürlüge sokulmustur. Ilaç ve tibbi malzeme konusu yüksek öncelikli alan haline getirilmedikçe ve hizli/etkin çözümler üretilmedikçe, bu program ve uygulamalarin -dogrulugu ve uygulanabilirligi gibi tartismalar bir tarafa, tüm program ve uygulamalarin dogru oldugu varsayimi ile bile- hedeflenen sonuçlara ulasmasi oldukça güç görünmektedir. Ilgili kurum ve kuruluslarin çok ciddi bir biçimde esgüdümünü gerektiren bu süreçlerin yönetiminde zaman zaman çok ciddi aksakliklarin yasandigi; bunun ilaç ve tibbi malzeme konusunda daha da belirgin oldugu dikkati çekmektedir (SSK’li hastalarin kurum disi tedavilerinde ilaç ve malzeme temini, tibbi malzeme fiyatlandirmada yasanan kaosta oldugu gibi). Ilaç ve tibbi malzeme basta olmak üzere organizasyon, sunum ve finansman ile ilgili dönüsüm süreçlerin yönetiminin bu sekilde devam ettirilmesi (yönetilememesi), “saglikta dövüsümü ve kaosu” kaçinilmaz hale getirecek, tüm çabalarin ve çekilen sikintilarin bosa gitmesine yol açacak gibi görünmektedir.

Ilaç ve Tibbi Malzeme konusunda yasanan ve zaman zaman medyatik ve hukuki siçramalar gösteren sorunlarin (Tibbi malzemede Nester-I ve Nester-II operasyonlari ve ilaçta Roche/Beser/ Gürel/SSK vakasi, geri ödemede referans fiyatinin esas alinmasinin sessiz sedasiz kaldirilmasi, veri koruma ve patent ile ilgili gelismeler, biyoesdegerlilikte yasanan sahtekarliklar, generik ilaçlarla ilgili kisitlama çalismalari vb) genel bir bakis açisiyla ve süreçsel bir bütünlük içinde degerlendirilmeden anlasilmasi ve yorumlanmasi oldukça güçtür. Üretim, ruhsatlandirilma / fiyatlandirilma, temin / dagitim, ve geri ödeme ilaç ve tibbi malzeme konusunun temel süreçlerini olusturmakta ve her temel süreç çok kompleks alt süreçleri içermektedir.

· Üretim: Ülkemizde kullanilan Ilaç ve Tibbi Malzemenin parasal karsilik olarak büyük bölümü ithal edilmektedir. Son yillara kadar gerek jenerik muadil ilaç üretimi, gerekse tibbi malzeme üretimi konusunda oldukça önemli ilerlemeler saglanmistir. Ancak ilaç tekellerinin ilaç satislarinda tekel konumlarini daha da güçlendirmek ve uzatmak için dayattiklari patent, veri koruma ve veri imtiyazi gibi uygulama ve mekanizmalar nedeni ile jenerik ilaç üretimi ve tüketimi giderek daha da zorlasmaktadir. Buna paralel olarak orijinal ithal ilaçlarin artan oranlarda kullanimi maliyetleri artirici bir faktör olarak islev görmektedir. 2007 yili itibari ile -önlem alinmaz ise, ilaç devlerinin tekel konumlari daha da güçlenecek ve orijinal yabanci ilaçlari kendi ülkemizde kendi ellerimizle ördügümüz duvarlarla koruma altina almis olacagiz. Türkiye’nin bugünkü kosullarda çok büyük yatirim ve maliyet gerektiren orjinal ilaç üretmesi neredeyse imkansiz gibi görünmektedir. Ancak generik ilaç üretimi konusunda dünyadaki sayili ülkeler arasindadir. Sadece rekabet ortaminin saglanmasi için degil, ayni zamanda stratejik önemi oldugu için -sigorta sistemlerinin üretim fonksiyonunun disinda kalmasi kosulu ile- jenerik yerli sanayinin korunmasi ve gelistirilmesi gerekmektedir. Bu konuda, hekimler ve hastalar da dahil olmak üzere, herkesin ve her kesimin yüksek düzeyde duyarlilik göstermesi, ulusal bir görev olarak karsimizda durmaktadir. Ayni sekilde tibbi malzeme üretiminin de desteklenmesi gerekmektedir. Bu konuda en önemli destek, uluslararasi kalite standartlarini karsilayan yerli ürünlerin önündeki idari ve bürokratik engellerin ortadan kaldirilmasi; ve önemli miktarlarda dövizin yurt disina çikisina neden olan ve süreçleri yavaslatan CE belgelendirilmesinin ülkemizde yapilabilir olmasinin saglanmasidir.

· Ruhsatlandirma / Fiyatlandirma: Ruhsatlandirma ve fiyatlandirma ilaçta ve tibbi malzemede yillardir en büyük karmasanin yasandigi, bilinçli ve bilinçsiz olarak suistimallere yardim ve yataklik eden temel alanlardan birini olusturmaktadir. Ruhsatlandirma ve fiyatlandirma Ilaç ve Tibbi malzemede farkli özellikler göstermektedir.

Ilaçta ruhsatlandirma ve fiyatlandirma: Saglik bakanliginin yetki alaninda olup, ruhsatlandirma ve fiyatlandirma, birbirinden bagimsiz fakat paralel süreçler olarak yürütülmektedir. Bu konuda son zamanlarda iki önemli asama kaydedilmis olmakla birlikte sorunlar tam olarak çözülememistir Generik muadil ilaçlarda biyoesdegerlik çalismasi olmayanlara ruhsat verilmemesi, sahte ilaç üretimi ve satisini engellemek adina önemli bir gelisme olmakla birlikte; biyoesdegerlik raporlarinda yasanan olumsuzluklar (sahte biyoesdegerlik raporlari) ve bunlari önlemede yasanan yetersizlikler, Türkiyede biyoesdegerlik çalismalarinin yeterli düzeyde yapilamayisi ruhsatlama asamasindaki temel eksiklikler olarak göze çarpmaktadir. Yurt disinda yapilan biyoesdegerlilik çalismalari, CE belgelendirmede oldugu gibi, önemli miktarda kaynagin yurt disina çikmasina neden olmaktadir. Yine ruhsatlamanin fonksiyonel esdegerlik kavramindan ve fiyatlandirmadan bagimsiz olarak yürütülmesi, fiyat olusumunu olumsuz yönde etkilemekte ve fiyati kismen de olsa üretici firmanin insiyatifine birakmaktadir. Yerli ve ithal ilaç fiyatlandirmasinda uygulamaya konan fiyatlandirma sistematigi (ilaç fiyat kararnamesi ve zaman zaman güncellemeler yapan SB baskanligindaki komisyon) bir diger olumlu gelismeyi olusturmaktadir. Avrupa’daki en düsük fabrika satis fiyatini referans alarak olusturulan fabrika satis fiyati (referans fiyat X 0.9) ve kademeli depo ve eczane azami kar oranlarini öngören fiyatlandirma sistematigi, öncekilere oranla nisbeten daha saglikli bir yöntem olarak uygulamaya konmustur. Çarpan faktörünün (0.9), Türkiyedeki kisi basi gelir ve refah standartlari göz önüne alindiginda, yeterli olup olmadigi ayri bir tartisma konusu olmakla birlikte; son gelismeler (Perakende Satis Fiyati 239 milyon olan bir ilacin depo satis fiyatinin 88 milyon olmasinda oldugu gibi), Avrupa’da tanimli 5 ülkedeki fabrika satis fiyatinin belirlenmesinde belirgin yetersizliklerin olabilecegini (beyan esasina bagli olmasi ve yeterli çapraz kontrol sistemlerinin bulunmayisi gibi nedenlerle) düsündürmektedir.

Tibbi Malzemede ruhsatlandirma ve fiyatlandirma: Ülkemizde maalesef ki tibbi malzemede herhangi bir ruhsatlandirma, ve saglikli isleyen bir fiyatlandirma mekanizmasi bulunmamaktadir. Tibbi malzemenin toplam harcama içindeki payinin düsük oldugu dönemlerde konu önemsenmemis ve harcama oranlarinin kontrolsüz ve kaotik bir ortamda hizla artmasi sonucunda nester vurulacak hale gelmistir. Ancak sorun, nester vurulmasina ragmen, saglikli mekanizmalar gelistirilmedigi için enfekte olmus açik yara seklinde devam etmektedir. Su an itibari ile ülkemizde; CE belgesi olan herhangi bir tibbi malzeme, herhangi bir ruhsatlandirma sürecine girmeden klinik kullanima girebilmektedir. Bu malzemelerle ilgili olumsuz sonuçlari medyatik yolla ortaya dökülene kadar, maalesef ki sistemin bu malzemeler konusunda herhangi bir bilgilenmesi veya yaptirimi olamamaktadir. Olumsuzluklar olustuktan sonra ise -ölümlere yol açan kalp kapaklari, kalp pilleri ve oldugu gibi- genellikle tibbi hasarlar geri dönüsümsüz olmakta ve bakanliklar arasi karsilikli anlamsiz polemik ve suçlamalarla neden olmaktadir. Fiyatlandirmada ilaçtakine benzer merkezi bir sistematigin olmamasi, birçok yolsuzluk ve suistimalin temellerini olusturmustur. SSK ve ES gibi kurumlarin geri ödeme sistemleri üzerinden fiyatlandirmaya (ES ve SSK protokolleri) gitmeleri, sorunu büsbütün karmasik ve anlasilmaz hale sokmustur. Bu fiyatlarin güncellenmemesi, hastane veya hastane gruplari (SSK) adina yapilan büyük toplu alimlarda -perakende birim satis fiyatindan baska bir anlami olmayan- protokol fiyatlarinin uygulanmasi, korkunç boyutlardaki yolsuzluk skandallarinin olusmasina kaynaklik etmistir. Üstüne üstlük protokol fiyatlarinin altinda satis yapildiginin tesbiti halinde aradaki farkin geri dönük olarak ilgili firmalardan tahsil edilecegi konusunda taahhütname alinmasi, yolsuzluk yapilmasi konusunda adeta tesvik sistemi olarak islev görmüstür. Maalesef onca olay ve skandallara karsin, bu konudaki taahhütname hükümleri hala geçerli oldugundan, bazi temel malzeme gruplarinda (ortopedik malzemeler ve kalp kapaklari ve kalp pillerinde oldugu gibi) büyük ihalelerde bile “yüksek fiyatlardan malzeme satis zorunlulugu” ayni sekilde devam etmektedir. Saglik bakanliginin bütçe uygulama talimati üzerinden fiyatlandirma girisimleri olumlu bir baslangiç olmakla birlikte, sinirli sayida malzemeyi kapsamasi nedeniyle yetersiz kalmaktadir. Taahhütname hükümlerinin feshedilmesi, tibbi malzemede-ilaçta oldugu gibi-ruhsatlandirma ve fiyatlandirma sistematiginin olusturulmasi bu konudaki olumsuzluklari azaltici çok önemli bir faktör olacaktir.

· Temin/dagitim zinciri: Ülkemizdeki temin zinciri büyük ölçüde ilaç ve tibbi malzeme sanayisinin öngörüleri ve planlamalari dogrultusunda gelisim göstermis olup; ilaçta üretici- depo-eczane-hasta (veya hastane); tibbi malzemede ise agirlikli olarak üretici / ana bayii (distribütör) / bayii / hasta (veya hastane) modeli üzerinden ve 2 ayri kol olarak sekillenmistir. Bu model saglik harcamalarindaki maliyet artislari yasal ve yasa disi soygun ve yolsuzluklarin en temel mekanizmalarindan birini olusturmaktadir. Bu modelin korunmasi ve mümkünse daha da yayginlastirilmasi konusunda ilaç üreticileri, dagiticilari (depolar/ana bayiler) ve perakende saticilari (serbest eczaneler/medikal market ve bayiler) arasinda stratejik bir ortaklik mevcuttur. Bu modelin maliyet artirici etkisi en iyimser kosullarda minimum %50 civarindadir (Fabrika satis fiyati + dagitici kari + son satici kari). Türkiye’de bu model ile (yerli ve yabanci üreticiler, dagitimin yaklasik %70 kadarini ellerinde tutan depolar ve serbest eczaneler zinciri) agirlikli olarak, SSK’li hastalar disinda tüm geri ödeme kurumlari kapsamindaki (ES, Kamu kurumlari, Bag-kur, Yesil Kart, MSB) ayaktan hastalarin ilaçlari saglanmaktadir. Yatan hastalar için “hastanede bulunmayan” ilaçlar da bu model ile saglanmaktadir. Hekim tercihleri, pazarlama fonksiyonlari ve dogal bir sonuç olan israf da eklenince, maliyet artirici etkisinin tam olarak hesaplanamamakla birlikte %50’lerin çok çok üzerinde olacagi kuskusuzdur. SSK semsiyesi altindaki hastalarin (ayaktan ve yatan) ve diger sosyal güvenlik kuruluslari kapsamindaki yatan hastalarin bir grup ilaç ve tibbi malzeme disindaki tüm ilaçlar ve tibbi malzemeler (hastaneden hastaneye sayi ve içerikleri degismekle birlikte) bu model üzerinden temin edilmektedir. Bu modelin islemesinde hekim kritik bir rol üstlenmekte ve maliyetlerin olusumunda en belirleyici unsur haline gelmektedir. Hastane veya hastane gruplarinin (SSK hastaneleri, MSB hastaneleri, Saglik Bakanligi hastaneleri) sistem disinda oldugu bu modelin yayginlasmasina yol açacak düzenleme ve uygulamalar, ilaç ve tibbi malzeme harcamalarinin artisina; modelin daralmasina yol açacak uygulama ve düzenlemeler (üretici / hastane veya üretici / ihale depolari / hastane zinciri) ise harcamalarin azalmasina yol açacaktir. Rekabet ortamini olusturmak kosulu ile mümkünse tek bir noktadan, mümkün degilse birkaç noktadan (SSK, Saglik Bakanligi ve MSB hastane gruplari), bu da mümkün degilse her hastane bazinda yapilan alimlar maliyetleri azaltici yönde etki gösterecektir. Ilaç ve Tibbi malzeme temin ve dagitim modelini etkileyecek faktörlerin, maliyetler üzerinde en belirleyici faktörlerden biri olmasi nedeniyle, son derece dikkatli ve titiz bir sekilde degerlendirilmesi gerekmektedir. Son zamanlardaki bir grup kanun ve düzenlemeler bu model üzerinde degisik yönde etkiler göstermektedir. Bütçe Uygulama Talimati ile ortaya konan “hastane tarafindan temini zorunlu malzemeler” listesi, hastanelerin döner sermayelerinden alinan hazine payinin %15 ten % 5’e düsürülmesi, tani gruplarina dayali paket uygulamalari, hastaneleri sistem içine soktugu için model üzerinde maliyetleri azaltici yönde etki gösterirken; özellikle tibbi malzemelerde fiyatlandirma ve geri ödeme konusundaki belirsizlikler ve kamu ihale kanunu sözlesme kanunu maliyetleri artirici yönde etki göstermektedir. Kamu ihale kanunu ve sözlesme kanununun yürürlükteki bazi hükümleri (muadilsiz ilaçlarda dogrudan alimin yapilamamasi, % indirim ile ihale yapilamamasi ve ilaçta fiyat farki ödenememesi), hedeflenenin aksine ve tahminlerin çok ötesinde maliyet artislarina yol açmaktadir. Ilaç firmasi-depo gruplari, yasadaki bu açikliklari çok iyi kullanmislar ve karliliklarini katlayarak artirmislardir. Bu kanunun yürürlüge girmesi ile birlikte, SSK basta olmak üzere, birçok hastane grubu ve hastanede planli yillik ihaleler yapilamamis; düzensiz ve periferik küçük alimlara gidilmek zorunda kalinmis, ve hatta dis reçete ile serbest eczanelerden temin yoluna gidilmistir. Alimlarin parçalanmasi ve perifere yayilmasi sonucu dogal maliyet artislarina ek olarak, bazi ihalelerde sartnamelere konan rekabeti önleyici hükümler alis fiyatlarini parekende satis fiyatlarina kadar, hatta bazi alimlarda perakende satis fiyatinin da üzerinde rakamlara çikarmistir. SSK kanun öncesi ilaçta aldigi büyük indirimlerin çok çok uzaginda kalmis, isletme yapilari güçlü birçok devlet ve Üniversite hastanesi ihalelerini iptal etmis veya ihaleye çikmamistir. Hastanelerin ihale yapmamalari veya ihaleleri iptal etmeleri ise dis reçete ve serbest eczane modelini isletmis ve maliyetlerin artisina yol açmistir. Isletme yapisi güçlü olmayan hastanelerde ise ihaleler yapilmis, ancak önceki yillardaki indirimler saglanamamistir.

· Geri ödeme: Ilaç veya Tibbi malzeme bedelinin sigorta kurumu veya kurulusu (SSK, ES, Bag-Kur, Maliye bakanligi, MSB) tarafindan son saticiya (eczaneye veya hastaneye) ödenmesini ifade eder. Ilaç ve tibbi malzemenin geri ödeme kapsaminda bulunup bulunmadigi, geri ödeme kapsamindaki kisitliliklar, hasta katilim payi alinip alinmayacagi, ödemenin hangi fiyat üzerinden yapilacagi, ödemenin ne kadar zaman sonra yapilacagi ilaç ve tibbi malzeme harcamalarinin boyutlarina etki eden belli basli geri ödeme faktörleridir. Bu alanda geri ödeme kurumlari arasinda belirgin farklar bulunmaktadir. Ilaç ve Tibbi malzemelerin geri ödeme kapsaminda bulunmamasi (ör:vitaminler) veya paket ücret kapsaminda bulunmasi (Ör: lens ve laparoskopik cerrahi sarf malzemeleri), sinirli sartlarda geri ödeme (Ör:osteoporoz tedavisinin kemik dansitometri sonucuna baglanmasi, bazi antibiyotiklerde enfeksiyon hastaliklari uzmaninin onayi gibi), hastadan katilim payi alinmasi (Ör: ayaktan hastalarda ilaç bedellerinin %10-20 kadarinin hasta katilim payi olarak hastadan alinmasi) ve referans fiyat uygulamasi (Ör: ayaktan ilaçta aritmetik ortalama ve koroner stent ve intraaortik balonda sabit fiyat ödeme), tüketimleri ve maliyetleri azaltici faktörler olarak etki etmektedir. Geri ödeme ile ilgili düzenlemeler geri ödeme kurumlari arasinda büyük fakliliklar göstermekte, ve ne yazik ki ortak düzenlemeler olusturulamamaktadir. Geri ödemelerle ilgili düzenlemelere, bundan en çok etkilenen gruplar çok hizli ve siddetli tepkiler vermektedirler, kurumlar arasi fakliliklarin bulundugu durumlarda tepkilerin siddeti daha da artmaktadir Ortopedik protezler ve kalp pilinde geri ödeme fiyatlarinin düsük bulunmasi nedeni ile firmalarin malzeme teminini durdurmalari, bazi ilaçlarin uzman hekimler tarafindan yazilmasi kosuluna pratisyen hekimler derneginin gösterdigi tepki, ortopedik protezler ve kalp kapaklarinin hastaneler tarafindan temini zorunlu malzeme listesine dahil edilmesine hastaneler ve firmalarin göstermis olduklari rezistans, ve referans fiyat uygulamasina karsi uluslar arasi ilaç tekellerinin AB mekanizmalarini harekete geçirmeleri, geri ödeme düzenlemelerine karsi gösterilen tepki ve dirençlerin sadece birkaçini olusturmaktadir. Ve yine çogunlukla tepki ve direnç mekanizmalari sonucunda, kisa bir süre sonra bu düzenlemelerden vazgeçilmektedir. 2001 ve 2002 yillarinda Ortopedik protez, kalp pili ve kalp kapagi gibi toplam maliyetleri oldukça yüksek olan tibbi malzemeler ile ilgili düzenlemeden hükümet içi bir krizle vazgeçilmesi, ve 2003 yilinda davul zurna ile günlerce hükümet bülteni olarak ilan edilen referans fiyat uygulamasinin 2004 yilinda sessiz sedasiz kaldirilmasi bu konudaki en dramatik uygulamalari olusturmustur. Geri ödemenin kisa süre içinde ve düzenli olarak yapilmasi, her basamaktaki pozitif etkileri ile maliyetleri azaltici en temel faktörlerden bir tanesidir. Bu konuda Maliye Bakanligi baskanliginda ve ilaca özel olarak olusturulan geri ödeme komisyonu, tibbi malzeme ve hastane ödemelerini de kapsayacak sekilde genisletilmelidir.

Bu bilgiler isiginda son ilaç skandali nasil degerlendirilebilir ?

1. Kamu Ihale Kanunu engellerinin bir sonucu olarak ihale merkezi olarak (SSK hastaneler grubu olarak SSK Genel Müdürlügü) yapilamamis, bu gruba bagli bir hastane tarafindan yapilmistir. Alim volüm olarak azalmis, kontrol / denetim / ve deneyimin düsük oldugu periferik alan devreye girmis, ve salam politikasi uygulanabilir hale gelinmistir. (Maliyeti artirici temel faktör).

2. Ayni ilaç, isletme yapisi olan hastanelerde (Üniversite ve devlet hastaneleri) degisik oranlarda da olsa önemli sayilabilecek indirimlerle alinmistir. Bu olay, “ihale yetkisinin isletme yapisi kazanmamis yapilarda (SSK) hastanelere devredilmemesi gerektigi” seklindeki düsünceyi dogrular niteliktedir.

3. Ilaç ihalesi generik olarak çikilmamis ve rekabet unsuru ortadan kaldirilmistir. Burada SSK nin kontrol ve denetim yetersizligi dikkati çekmektedir. Hatta 2 ayri firmaya ait ticari formlar 2 ayri kalem olarak çikilarak, kontrol ve sikayet mekanizmasi da yok edilmis, toplu alimda parekende satis fiyati uygulanarak 5’li saadet zinciri kurulmustur (2 ütetici firma, 2 depo ve hastane görevlileri)

4. Fabrika satis fiyati 89 Milyon TL olan ilacin perakende satis fiyati fiyat tesbit komisyonunca 232 milyon TL olarak belirlenmistir. Fiyatlandirma sistematigine göre Fabrika satis fiyatinin 88 MilyonTL den çok daha yüksek olmasi gerekirdi. Burada Firmanin tanimli 5 Avrupa ülkesi için vermis oldugu fabrika satis fiyatlarinin dogru olmadigi görülmektedir.

Görüldügü gibi olayin primer faiileri bir tarafa birakilacak olursa (ki yasal süreç sonunda gereken cezalari alacaklarina dair ümitlerimizi koruyoruz) , bu olayda basta Kamu Ihale Kurumu olmak üzere (bu konuda çok defa uyarildigi ve çözüm önerileri sunuldugu için), SSK Genel Müdürlügü ve Saglik Bakanliginin kurumsal sorumluluklari bulunmaktadir.

Ilaç ve Tibbi Malzeme konusundaki tüm yasal düzenlemeler belli bir yere kadar etki gösterebilmektedir. Kuskusuz ki bu süreçlerin tümünde temel belirleyici hekimdir. Önümüzdeki yillarda ilaç ve malzeme sanayinin dayatmalari ve tekel konumlarini saglamlastiracak mekanizmalari arttikça, hekimin rolü daha da kritik hale gelecektir. Ilaç ve tibbi malzeme kullaniminda nitelik ve niceligin temel belirleyicisi olarak islev gören hekimin, tüm bu temel faktörleri dikkate alarak, akil ve bilimin isiginda kanita-dayali tip modeli üzerinden ve ulusal bir bakis açisiyla tip pratigini uygulamasi, olasi sorunlari en aza indirecek en saglam çözüm gibi görünmektedir.

Prof. Dr. Erkan DEREBEK
DEÜ Tip Fak,
Nükleer Tip Anabilim Dali
www.saglikplatformu.com  


Web Sitesi Olanlara Özel
Günlük Sağlık Haberlerini Sizde Sitenizde yayınlayabilirsiniz

Diğer Güncel Haber Başlıkları
ACİL KAN DUYURULARI
  Aranan Kan: A RH +
Bezmialem Vakıf Hastanesi - Aksaray'sinde Yatmakta olan hastamız için acil A RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05346673021

12 Kasim Pazartesi riskli bir bypass ameliyati olacak babam için, ameliyat günü sıcak kan lazim olmasi halinde ameliyat bitene kadar kan verebilecek k A RH POZİTİF (a rh+) kan grubuna ait kisiler aranmaktadir.

Tarih: 11/10/2018 1:34:48 PM
Emin Bilge
  Aranan Kan: 0 RH -
Ege üniversitesi hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil 0 RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05075536676

Ege üniversitesinde yatan hastaya Ayşe Kaymak acil 0 negatif kana ihtiyaç vardır. İrtibat İsmail kaymak tel 05075536676

Tarih: 10/8/2018 5:17:19 AM
Ayşe kaymak
  Aranan Kan: A RH -
şelçuklu tıp fakültesi konya'sinde Yatmakta olan hastamız için acil A RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05385732670

acil böbrek hastası için gülten demirci için

Tarih: 9/3/2018 6:42:55 AM
fatih demirci
  Aranan Kan: AB RH -
NP BEYİN HASTANESİ 'sinde Yatmakta olan hastamız için acil AB RH - kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05312342646

Ümraniye Np Beyin hastanesinde yatmakta olan Nihat DURAN İÇİN acil AB RH (-) kana ihtiyaç vardır. Yardımcı olun allah rızası için ...

Tarih: 8/13/2018 1:26:30 PM
Halil Akkuş
  Aranan Kan: B RH +
Ozelkoru hastanesi'sinde Yatmakta olan hastamız için acil B RH + kana ihtiyaç vardır...
Telefon: 05443420869

Acil brh+pozitif kana ihtiyaç vardır ankara cukur anbar özel koru hastanesi irtibat 05443420869 hasta adı celalettin caba

Tarih: 8/10/2018 12:05:31 AM
Celalettin caba
EN SON EKLENEN LİNK

SİTE İÇİ ARAMA

Acil Kan Bankası