YARGIDAN ÖRNEK “MESLEKİ RİSK” TAZMİNATI

Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kendisine KKKA hastalığı bulaşan hekim, Sağlık Bakanlığından tazminat almaya hak kazandı

Mahkeme, emsal teşkil edebilecek bir karara imza atarak, kendisine Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı bulaşmış bir hekime tazminat ödenmesi gerektiğine hükmetti. Yargı bu kararla, sağlık sektöründe “mesleki risk” ilkesini kabul etmiş oldu.

Davaya konu olan olay, 2008 yılı Haziran ayında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi 1. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniğinde yaşandı. Burada KKKA teşhisi ile yatan bir hastada, 6 Haziran 2008 tarihinde kardiyopulmoner arrest gelişmesi üzerine, bu hastaya resüsitasyon için tıbbi müdahalede bulunan görevli sağlık personeline de aynı hastalık bulaştı.

Görevi başında ve görevi nedeniyle bu ölümcül hastalığa yakalanan bir hekime, 10 Haziran 2008 tarihi itibariyle KKKA hastalığına yakalandığı yolunda kesin tıbbi teşhis konuldu. Yaklaşık 8 gün aynı hastanede yatan, 10 gün de evde zorunlu istirahat edip tıbbi olarak takip edilen hekim, sağlığına kavuştuktan sonra tedavi sürecinde kendisine ödenmeyen döner sermaye payının ödenmesi ve doğan maddi ve manevi zararlarının karşılanması için Sağlık Bakanlığına yazılı başvuruda bulundu, ancak bu başvurusu reddedildi. Bunun üzerine Ankara Tabip Odasının sunduğu hukuki destek kapsamında Sağlık Bakanlığına karşı dava açan hekim, tazminat almaya hak kazandı.

“Mesleki risk” vurgusu

Ankara 11. İdare Mahkemesinin kararında şunlar kaydedildi:

“Davacının görevini ifa sırasında hizmetin kuruluş ve işleyişinden dolayı uğradığı zararın, zarar ile idari eylem arasında nedensellik bağını ortadan kaldıracak haller olmadığı sürece tazmini gerekmekte olup, davacının idarece sağlanan imkânlar ölçüsünde gerekli tedbirleri aldığı, ancak henüz bulaş yolları tam olarak ortaya konmamış KKKA hastalığına kendi kusuru sebebiyle veya nedensellik bağını ortadan kaldıracak başka bir sebebe dayalı olarak yakalandığına dair somut bir bilgi veya belge bulunmadığından davacının varsa maddi ve manevi zararlarının tazmini gerekmektedir. Ölümcül bir hastalık olduğu kamuoyunca da bilinen ve son yıllarda sıkça rastlanan KKKA hastalığına, bu hastalığı tedavi ettiği sırada salt görevinin sebep ve etkisi ile yakalanan ve bu konuda kusurlu davrandığı ortaya konmayan, hastalığın tedavi sürecinde ve sonrasında manevi olarak ağır elem ve üzüntü duyduğu tartışmasız olan davacının tazminat isteminin mesleki risk ilkeleri çerçevesinde takdiren kısmen kabulü gerekmektedir.”

Sağlık birimleri kurulmalı

Ankara Tabip Odasından yapılan açıklamada, sağlık sektöründe “mesleki risk” ilkesinin kabul edilmesi ve bundan böyle benzer olaylarda sağlık personelinin uğradığı zararların idarece karşılanması açısından emsal değer taşıdığı ifade edildi. Sağlık sektöründe mesleki risk ilkesinin geçerli sayılması isteminden hareketle Sağlık Bakanlığına karşı açılan maddi ve manevi tazminat davasında, Ankara 11. İdare Mahkemesinin hekim lehine manevi tazminata hükmettiği belirtildi.

Açıklamada, sağlık çalışanlarının çalışma ortamları ve iş yükleri nedeni ile en riskli meslek gruplarının başında geldiği, söz konusu risklerin şiddete maruz kalmaktan enfeksiyonlara kadar çok geniş bir yelpazede olduğu anımsatıldı. Hastaları için fedakârca çaba harcarken hekimlerin kendi sağlıkları için de azami bir özen içinde olmalarının çok önemli olduğu belirtilen açıklamada, şunlar dile getirildi:

“Bu konuda eğitimin önemi tartışılmaz. Ancak çalışma koşulları da en az kişisel önlemler kadar önem taşımaktadır. Sağlık çalışanlarının, meslektaşlarımızın çok yoğun çalışıyor olmaları bu tür kazaların ortaya çıkmasını tetikleyebilmektedir. Dolayısıyla kişisel farkındalık kadar çalışma koşullarımızın düzeltilmesi de gerekmektedir. Bu konu sağlık çalışanlarının sağlığı ve risk değerlendirmesi alanında yapılacaklarla iyileştirilebilir.

Ankara Tabip Odası sağlık birimlerinde risk değerlendirmesi eğitimi çalışması başlatmıştır. Ancak, vakit geçirmeksizin bütün sağlık kuruluşlarında ‘Sağlık Çalışanlarının Sağlığı Birimleri’ kurulması gerekmektedir. Çünkü bu sorun ciddi, sistemli bir birimin çalışanların sağlığı alanında yapacağı çalışmalarla ortadan kaldırılabilir ya da en aza indirilebilir.”