TÜRKLERİN “İYİ KOLESTEROL” ORANI GENETİK OLARAK DÜŞÜK

Türkiye’de 2 milyon kalp-damar hastası bulunduğu, bu hastalığa karşı koruyucu bir etken olan iyi kolesterol oranının, Türklerde ırksal bir özellik olarak düşük olduğu bildirildi.

“Total kolesterol”ün ise 200 mg’nin altında olmasının normal karşılandığını bildiren Prof. Dr. Remzi Önder, “kötü kolesterol” olarak adlandırılan LDL’nin 100’ün altında olmasını istediklerini, bu değerin, 130’a kadar “sınır” kabul edildiğini bildirdi.

Ege Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Hipertansiyonla Mücadele Derneği Başkanı Prof. Dr. Remzi Önder, 9. Ege Hipertansiyon Haftası etkinlikleri kapsamında yaptığı konuşmada, yüksek tansiyon hastalarının çoğunun hastalığından habersiz yaşadıklarını söyledi. Prof. Dr. Önder, kötü beslenme, sigara kullanımı ve stresin, Yüksek tansiyonda rol oynadığını bildirdi.

Prof. Dr. Önder ile aynı bölümden Doç. Dr. Filiz Özerkan’ın verdikleri bilgiye göre, kan basıncının 140/90 mmHg’nin üzerinde bulunması, “yüksek tansiyon” olarak kabul ediliyor. Normal tansiyon 120/80 mmHg olarak değerlendirilirken, kan basıncı 120-140 ile 80-90 mmHg arasında seyredenler, “hipertansiyona yatkın kişiler” şeklinde ele alınıyor. Bu kişilerin ailelerinde de aynı sorun yaşanıyorsa, beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi, kilo verilmesi ve spor yapılması öneriliyor. Kan basıncı ne kadar düşükse, kalp-damar hastalıkları riskinin o oranda azaldığı kaydediliyor.

KOLESTEROL

“Total kolesterol”ün ise 200 mg’nin altında olmasının normal karşılandığını bildiren Prof. Dr. Önder, “kötü kolesterol” olarak adlandırılan LDL’nin 100’ün altında olmasını istediklerini, bu değerin, 130’a kadar “sınır” kabul edildiğini bildirdi.

Damar sertliğini önleyen “iyi kolesterol” HDL’nin yüksekliğinin riski azalttığını, 40 mg. üzerindeki rakamı iyi bulduklarını belirten Prof. Dr. Remzi Önder, iyi kolesterol düzeyinin Türk ırkında ortalama 35-40 mg. arasında olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Önder, “şişmanlık”, “şeker hastalığı veya yatkınlığı”, “kan yağları yüksekliği” ve “hipertansiyonun”, “Ölümcül dörtlü” olarak adlandırıldığını da kaydederek bunların hepsinin düzeltilebilir risk faktörleri olduğuna işaret etti.