TÜRKİYE’DE 3 MİLYON DİABETLİ VAR

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünyada 110 milyon şeker hastası bulunuyor. Bu rakamın 2010 yılında 240 milyona çıkacağı tahmin ediliyor.

Ege Pediatrik Endokrinoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, çocuk yaştaki diyabetlilere sağlık kuruluşlarından verilen insülin ve kan şekeri ölçüm cihazlarının çok yetersiz kaldığını, bu uygulamanın da geri dönüşü olmayan organ hasarlarına yolaçabildiğini söyledi.

WHO’dan alınan bilgilere göre, şeker hastalığının erkenden tanınması, tedaviye erken başlamanın yararlarını göstermek ve komplikasyon oluşumunun azaltılması amacıyla her yıl Kasım ayının 14’ünde dünyada şeker hastalığı ele alınıyor. 14 Kasım Dünya Diabet Günü’nde, özellikle şişmanlar, oturgan (sedanter) hayat yaşayanlar, tansiyonu yüksek olanlar, kolesterolü bulunanlar, gizli şekerliler, kalp ve damar hastalığı geçirmiş gençler kontrole davet ediliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, şeker hastalığının toplumda görülme sıklığı yüzde 2 civarında. Halen dünyada 110 milyon şeker hastası bulunuyor. Bu rakamın 2010 yılında 240 milyona çıkacağı tahmin ediliyor. Öte yandan yapılan çalışmalar, tanısı konmuş, bilinen hastaların en az bir katı kadar daha hastalığının farkında olmayan kişiler bulunduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’de ise yeterince sağlıklı istatistiki bilgilerin bulunmaması nedeniyle kesin rakamları tespit edilemiyor, ancak 3 milyondan fazla kişinin şeker hastası olduğu tahmin ediliyor. Uzmanlar, son yıllarda kötü beslenmenin ve şişmanlığın yaygınlaşması nedeniyle batı ülkelerinde ve Türkiye’de şeker hastalığının yaygınlığında artma olduğunun gözlendiğini belirtiyor.

DİABET NEDİR?

Şeker hastalığı (Diabetes Mellitus), kandaki şeker miktarının normalden yüksek olmasıyla kendini belli eden kronik bir metabolizma hastalığı. Hastalarda insülin hiç olmuyor veya gerekenden daha az bulunuyor. İnsülin olmadığı zaman şeker hücreler içine giremiyor ve bunun sonucunda da hücrelerin normal çalışması için gerekli olan enerji üretilemiyor

Hastalıkta bazen hiçbir belirti görülmezken, halsizlik, yorgunluk, ağız kuruluğu ve çok su içme, sık idrara çıkma, kaşıntı ve cilt enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları ve bulanık görme gibi belirtiler yaşanabiliyor. Tedavi edilmeyen şeker hastalarında bunların yanı sıra açlık hissinin fazlalaşması ve çok yemek yeme, halsizlik, zayıflama, bulanık görme ve kadınlarda vajinal kaşıntı gibi belirtiler de görülebiliyor.

Hastalık, Tip 1 ve Tip 2 olarak ikiye ayrılıyor. Tip 1’de insülin yapımı çok az oluyor, genellikle 30 yaş altında ve ani belirtilerle başlıyor ve tedavide insülinin mutlaka kullanılması gerekiyor. Tip 2 şeker hastalığında ise insülin bulunuyor ancak işlevi yetersiz kalıyor. Hastalığın, genellikle 40 yaşın üzerinde, yavaş belirtilerle başlıyor ve diyet, egzersiz ve ilaçlarla tedavi edilebiliyor. Hastaların yüzde 85-90’ını Tip 2, geri kalanını Tip 1 diyabetliler oluşturuyor.

Şeker hastalığına bağlı, böbrek, göz, sinir harabiyeti, kalp-damar hastalıkları ile ayakta iyileşmeyen yaralar oluşabiliyor.

Hastalıkta, diyet ve düzenli egzersiz, tedavinin temel prensiplerini oluştururken, bunları sırasıyla ağızdan alınan ilaçlar ve insülin tedavisi izliyor.

ÇOCUK DİYABETLİLERE VERİLEN İNSÜLİN VE KAN ŞEKERİ ÖLÇÜM CİHAZLARI ÇOK YETERSİZ

Ege Pediatrik Endokrinoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Atilla Büyükgebiz, “14 Kasım Dünya Diyabetliler Günü” dolayısıyla diyabetli çocukların katılımıyla bir basın toplantısı düzenledi. Çocukluk çağında görülen tip 1 diyabetin, dünyada en sık rastlanılan kronik bir hastalık olduğunu belirten Büyükgebiz, bu çocukların vücudunun insülin hormonu salgılamadığını, bu nedenle dışarıdan insülin iğnesi yapmak zorunda kaldıklarını anlattı. Büyükgebiz, “Aksi takdirde, kan şekeri düşüklüğü, böbrek, kalp ve birçok damarsal hastalıklar yan etki olarak ortaya çıkmakta ve tedavisi çok zor ve pahalı olmaktadır” dedi.

Büyükgebiz, SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kapsamında bulunan ailelerin çocukları için gerekli olan insülini bu kuruluşlardan yetersiz de olsa sağlayabildiklerini ancak, hiçbir sosyal güvencesi olmayan ailelerin, aylık gideri 200 milyon lirayı bu cihazları almakta zorlandıklarını kaydetti. Kan şekeri ölçüm cihazlarının yurt dışından geldiğine, fiyatlarının dolara bağlı olarak sürekli arttığına işaret eden Prof. Dr. Büyükgebiz, SSK’nın 18 yaşından küçük diyabetlilere ayda 90 adet, Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’un ise 30 adet kan şekeri ölçüm çubuğu sağladığını belirtti. Büyükgebiz, “Oysa, diyabetli çocukların günde en az 4 kez kan şekerinin ölçülmesi gerekir. Bunun için de ayda 120 tane kan şekeri ölçüm çubuğu gerekiyor” dedi.

Büyükgebiz, ömür boyu süren diyabet hastalığı tedavisinin düzenli yapılabilmesi için gerekli kan şekeri ölçüm çubuklarının, sosyal güvenlik kuruluşlarınca verilmesinin 18 yaşında sonlandırılığını, bunun da diyabetli çocuk hastalar için büyük bir sorun teşkil ettiğini söyledi. Büyükgebiz, dernek olarak bu cihazların ömür boyu sağlanması için Sağlık Bakanlığı nezdinde girişimde bulunduklarını bildirdi.