SİGARANIN ZARARI KÂR OLARAK GERİ DÖNÜYOR

Sigaranın Zararı Kâr Olarak Geri Dönüyor

Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Tevfik Özlü, zararlı olan bir maddenin dünyada yaygın olarak, üstelik bir bedel ödenerek tüketilmesinin sebebinin çok iyi araştırılması gerektiğini, bu sorunun yanıtının bulunmasının, sadece sağlıkçıların işi olmadığını, psikologlar, sosyologlar, ekonomistler ve politikacıların da ilgi alanına giren birçok faktörün burada rol oynadığını ifade etti.

Terazinin bir kefesinde sigaradan zarar görenlerin yer aldığını, diğer kefesinde ise sigaradan büyük kazançlar sağlayan sermayenin bulunduğunu vurgulayan Doç. Dr. Özlü, şunları kaydetti:

”Bu sermayenin tüm dünyada çok başarılı reklam ve pazar genişletme, talep artırma teknikleri ile gerek parlamentolar, hükümetler, bürokratlar nezdinde ve gerekse basın-medyada sınır tanımayan nüfuzu söz konusudur. Sigara reklamının yasaklandığı ülkelerde bile, spor karşılaşmalarında ve kültürel toplantılarda firmalar yasağı rahatça delebilmektedirler. Öncelikle şunu vurgulamak gerekir ki, 20 yaşından sonra sigaraya başlamak nadir rastlanan bir durumdur. Sigara alışkanlığı yaygın olarak çocukluk çağlarında kazanılmaktadır.

İlkoköğretimden başlayarak lise dönemlerinde sigarayla tanışılmakta, birkaç yıllık pekiştirmeyi takiben alışkanlık gelişmektedir. Sigara kullanıp kullanmama konusunda henüz özgür bir irade ortaya koyamayacak durumda iken kazanılan bu alışkanlık maalesef ömür boyu sürebilmektedir.” Doç. Dr. Özlü, sigara pazarlayan şirketlerin de bu durumun bilincinde olduğunu, sigara reklamlarında çocukların ilgisini çekecek objelerin çok iyi kullanıldığını belirterek, şöyle devam etti:

”Sigara, özgürlük, başarı, zenginlik, şıklık, güzellik, cinsellik, erkeklik, cesaret ve güçle özdeşleştirilerek takdim edilmektedir. Çok güzel mekanlarda iyi giyinmiş güzel ince bayanların ve yakışıklı erkeklerin veya rallide birinci olmuş başarılı yarışmacının ya da vahşi doğada gönüllerince yaşayan kovboyların ellerinde sunulmaktadır. Toplum önderlerinin, şöhret sahibi sanatçıların, politikacıların ekranlarda ellerinde sigara ile poz vermeleri de ücretsiz reklam olarak sermayenin hanesine yazılmaktadır.

Yapılan analizler sonrasında çocuklardaki özenti, kendini ispatlama, arkadaş baskısı ve arkadaşları arasında yer edinme, otoriteye karşı gelme, stres ve sorunlara karşı sığınma gibi dürtülerin sigaraya başlamada etkili olduğu anlaşılmıştır. Anne-babanın, öğretmenin sigara içiyor olması da etkilidir.” Sigaraya başlayan her 100 çocuktan 75’inin anne veya babasının sigara içtiğini ifade eden Doç. Dr. Özlü, şunları kaydetti:

”Feminizmin yanlış bir yorumu olarak, sigara kadınların erkek otoritesine başkaldırımını sembolize ediyor gibi algılanmaktadır.

Bunun sonucunda, kadınların sigara içme oranları gelişmiş ülkeler dışında erkeklere göre daha hızlı olarak artmaktadır. Yine gelişmiş ülkelerde kadınların sigara içme oranlarındaki azalma erkeklerinkine oranla daha yavaştır. Bununla ilişkili olarak akciğer kanserleri kadınlarda da erkeklerde olduğu gibi en sık rastlanan ve en öldürücü kanser olarak yerini almaktadır.”