SEKİZ SORUDA PROSTAT BİYOPSİSİ

Prostat kanseri tanısının kesinleştirilmesine yardımcı olan prostat biyopsisi, acı verici bir işlem olarak bilinir. Oysa günümüzde genel anestezi altında yapılan biyopsiler hem hastanın hiçbir şey hissetmemesini, hem de çok fazla parça alınmasına olanak tanıyarak daha sağlıklı bir sonucun elde edilmesini sağlıyor. İşlemi yaptırmaktan çekinenler için Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Ataşehir Tıp Merkezi’nden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cüneyt İşeri’den sekiz soruda “Prostat Biyopsisi Rehberi”.

PSA ne demektir ve prostatla ilgisi nedir ?

PSA, prostata özgül antijen anlamına gelen İngilizce “Prostate Specific Antigen” deyiminin baş harflerinden oluşan bir kısaltma. Erkeklerde en sık görülen ve kansere bağlı erkek ölümlerinin başta gelen nedenlerinden olan prostat kanserinin tanısında kullanılıyor. PSA, prostat kanserli hastalarda kandaki değeri yükselten bir protein. Hastalardan kan alınarak yapılan ölçüme de PSA testi deniliyor.

PSA hangi düzeye yükselirse prostat kanseri tanısı konulur ?

PSA ölçümü ile ancak kime prostat biyopsisi yapılacağına karar verilebiliyor. Zira kesin tanı ancak biyopsi ile mümkün. Biyopsi kararı verdirten değerin ne olduğu ile ilgili de bazı belirsizlikler var. En son çalışmalar böyle mutlak bir sınır değerin mevcut olmadığını gösteriyor. Güncel bilgiler ışığında, ardışık ölçümlerdeki sürekli artışların kanserden şüphelenmek için daha anlamlı bir ölçüt olduğu söylenebilir. Tabi ki PSA testiyle birlikte parmakla yapılan prostat muayenesini de ihmal etmemek lazım.

Diyelim ki bir hastada PSA ölçümleri ve/veya prostat muayenesi ile kanserden şüphelenildi. Bundan sonra ne yapılıyor ?

Kesin tanı biyopsi ile konuluyor. PSA testi ve prostat muayenesi, yalnızca kime biyopsi yapılacağına karar vermek için yapılan incelemelerdir. PSA’nın serbest ve total değerlerinin ayrı ayrı ölçülmesi gibi işlemler, gereksiz yere biyopsi yapmayı engellemek, gerektiğinde de ihmal etmemek amacıyla yapılıyor.

Prostat biyopsisi nasıl yapılıyor ?

Biyopsi aynı prostat muayenesinde olduğu gibi anal yoldan yapılıyor. Ancak işlemi prostat anatomisini ayrıntılı olarak görerek yapabilmek için ultrasondan yararlanılıyor. Ultrason, kanserli dokuyu tanımaktan çok örneklemeyi daha doğru yapmak, yani prostatın kanser gelişimi açısından riskli bölgelerinin tamamını sağlıklı bir şekilde örnekleyebilmek amacıyla kullanılıyor.

Biyopsiden kanser çıkmazsa, hastada kesinlikle kanser olmadığı söylenebilir mi?

Maalesef söylenemez. PSA ve/veya muayeneden şüphelenilerek biyopsi yapılan ve kanser saptanmayan olgularda ikinci kez biyopsi yapıldığında, yüzde 30’u bulan oranlarda kanser saptanabiliyor.

Biyopsi hasta için kolay bir işlem midir ?

Lokal anestezi ile yapıldığında, işlemin zorluğu kişiye göre değişiyor. Bazı hastalar kabul edilebilir olarak tanımlarken, bazıları çok ağrılı buluyor ve tekrar biyopsi yaptırmaktan kaçınıyor. Bu nedenlerle bir başka seçenek olarak biyopsi genel anestezi altında yapılabiliyor. Genel anestezi altında yapılan biyopsinin diğer bir üstünlüğü de ağrı sorunu olmadığından, lokal anestezi altında yapılana kıyasla çok daha fazla sayıda biyopsi alınarak daha güvenli bir örneklemeyi mümkün kılmasıdır.

Biyopsiyi kim yapıyor ?

Hem ürologlar hem de radyologlar yapabiliyorlar. Ancak ameliyathanede genel anestezi altında yapılan işlemi genellikle ürologlar yapıyorlar. Böylece yalnızca hasta için konforlu ve örneklemenin çok yeterli olduğu bir işlem olmakla kalmayıp, bizzat hastanın özelliklerini en iyi bilen ve biyopsi kararını veren hekim tarafından gerçekleştirilebiliyor.

Anestezi altında biyopsi yaptırmak için hastaneye yatmak gerekiyor mu ?

Hayır gerekmiyor. Genel anestezi altında prostat biyopsisi günübirlik cerrahi ünitesinde yapılan bir işlem. Yani işlemden sonra gündüz ünitesinde birkaç saat istirahat ettikten sonra hasta evine gidebiliyor ve ertesi gün işine dönebiliyor.