SAĞLIK PERSONELİNİN MESLEKİ DOYUMU

ÖZET

Biz bu çalışmada sağlık ocaklarında ve devlet hastanesi acil serviste çalışan sağlık personelinin mesleki doyumunu etkileyen faktörleri irdelemeyi ve karşılaştırmayı amaçladık. 2001 Ocak- Şubat aylarında rasgele örnekleme yoluyla seçilen 56 sağlık çalışanına 30 soru içeren bir anketi yüz yüze görüşme tekniğiyle uyguladık. Sonuçları SPSS istatistik programında ve ki kare testiyle değerlendirdik. Hekimlerin işini değiştirmeyi en sık düşünen grup olduğunu saptadık (p=0.036). Maaşlarından en az memnun olan grup da yine hekimlerdi (p= 0.004). Sağlık ocaklarında çalışan personelin acil serviste çalışanlara göre idare ile daha sık problemler yaşadığını saptadık. Bu iki grup arasında anlamlı fark mevcuttu (p=0.002). Sağlık çalışanlarının %30.4’ü ailelerine yeterince zaman ayıramadığını belirtti. Bu durum kadın sağlık çalışanlarında erkeklere, hekimlerde ise diğer meslek gruplarına göre anlamlı derecede fazla görülmekteydi (p=0.001, p=0.007). Tüm çalışma grubunun %58.9’u, eğer olanakları olsaydı, bu mesleği asla bir
daha seçmeyeceklerini belirtti.

Anahtar Sözcükler: mesleki doyum, sağlık çalışanları

GİRİŞ

Mesleki doyum ya da diğer adıyla iş doyumu, çalışan kişinin işiyle ilgili duygulanım ve tutumu olarak tanımlanmaktadır (1,2).

Mesleki doyumu etkileyen faktörler bireysel ya da örgütsel olabilir. Bireysel faktörler yaş, cins, medeni durum, meslekte geçen süre, zeka, eğitim, sosyo kültürel çevre gibi bireysel özelliklerin yanı sıra kişilik, değer yargıları, inançlar, deneyim, kendine uyan iş, çalışanın sosyal yapısı, işe ilişkin özel beklentilerin olmasıdır (1). Örgütsel faktörler ise çalışan için işinin anlamı ve işin çeşitli nitelikleridir. Çeşitli meslek gruplarında mesleki doyumda da farklılıklar vardır. Mesleğin saygınlığının artması, çalışanın kendi işini denetleyebilme yetkisi, çalışma grubunun kendi içinde bütünlük sağlamış olması, iş dışında mesleki topluluk oluşturarak o mesleğe özgü bir dünya yaratabilme olanağının mevcut olması, mesleki doyumu arttırmaktadır. Mesleki doyumun sağlanması, yani kişinin işiyle ilgili duygulanım ve tutumunun olumlu olması, bireysel mutluluğu arttırıp, bireyin işe bağlanmasını, hata oranının azalmasını sağlayabilecektir. Mesleki doyumsuzluk ise işten ayrılma, devamsızlık, sağlık sorunları, kayıt
sızlık ya da pasif bekleyiş gibi ifadeşekillerine yol açabilir. Bu durumda bireyler işlerinden ayrılmayabilir ve çalışmaya devam etmeleri, örgütsel performansı ve iş ilişkilerini olumsuz yönde etkileyebilir (2).

Sağlık hizmetleri ve politikaları alanında son yıllarda yaşanan hızlı değişim süreci, beraberinde sağlık çalışanlarının mesleki doyumsuzluk sorununu da gündeme getirmiştir. Bu değişimle birlikte, sağlık çalışanlarının etkin ve verimli hizmet vermesini engelleyen olumsuz çalışma koşulları ortaya çıkmış, ilişkiler ve ortam sağlıksızlaşmış, ücretler azalırken, iş temposu ve yoğunluğu giderek artmış, mesleğin gereği olarak kabullenilmek durumunda kalınan risklerin ve psikososyal stresin boyutları da büyümüştür (2). Personelin tükenmişlik sendromu (staff burnout) mesleki doyumsuzlukla yakından ilişkili bir durumdur ve sağlık çalışanları ve çalıştıkları işyeri için giderek önemli bir sorun haline gelmeye başlamıştır. Duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarısızlık olmak üzere üç boyutta incelenmektedir (3,4).

Sağlık personelinin mesleki doyum düzeylerini ölçmeye yönelik çalışmaların sayısı dünyada olduğu kadar ülkemizde de artış göstermiş, mesleki doyumla ilgili çeşitli kuramlar ortaya atılmış ve doyum düzeylerini ölçmeye yönelik çeşitli ölçekler hayata geçirilmiştir (4,5,6,7).

AMAÇ

Biz bu çalışmamızda, farklı kurumlarda çalışan sağlık personelinin mesleki doyumlarını etkileyen faktörleri irdelemeyi ve karşılaştırmayı, bu faktörlerin etkileri hakkında genel bir değerlendirme yapmayı amaçladık.

GEREÇ VE YÖNTEM

Çalışmamızda Ocak- Şubat 2001 tarihlerinde Kırıkkale il merkezindeki sağlık ocakları, ana çocuk sağlığı aile planlaması merkezi ve Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde çalışan, rasgele örnekleme yoluyla seçilmiş toplam 56 doktor, ebe- hemşire, sağlık memuru ve laboranta 30 sorudan oluşan bir anketi uyguladık. Anket formunda yaş, cins, meslek, çalışma süresi, medeni durum, çocuk, eş ve kira durumu, günlük çalışma süresi, yemek ve ulaşım koşulları, nöbet durumu, gelir durumu sorularının yanısıra, genel olarak meslekle ve çalışma koşullarıyla ilgili problemlere, düşüncelere, amirle ilişkilere yönelik sorular da bulunmaktaydı.

Anket sonuçlarını SPSS istatistik programı ve ki-kare anlamlılık testi ile değerlendirdik.

BULGULAR

Çalışmaya katılanların 29’u (%51.8) erkek, 27’si (%48.2) kadındı.

Yaşları 20-25 arasında olanların sayısı 20, (%35.7), 26-30 arasında olanların sayısı 24 (%42.8), 31-37 arasında olanların sayısı ise 12 (%21.4) idi.

Bunlardan 29’u doktor (%51.8), 11’i hemşire (%19.6), 14’ü sağlık memuru (%25) ve 2’si tıbbi sekreter(%3.6) idi. Evli olanların sayısı 31 (%55.4), bekar olanların sayısı 25 (%44.6) idi. Çocuğu olanların sayısı 25 (%44.6), olmayanların sayısı 31 (%55.4) idi. 14 kişinin 1(%25), 11 kişinin 2 çocuğu (%17.9) vardı. Evli olanlardan 20’sinin (%35.7) eşi çalışıyordu.

Çalışmaya katılanların 21’i (%37.5) sağlık ocağı ve ana çocuk sağlığı aile planlaması merkezinde, 35’i (%67.5)acil serviste çalışmaktaydı.

Nöbet tutanların sayısı 24 (%42.9) idi. Bunların hepsi de acil serviste çalışıyordu. Ayda 7 ila 8 nöbet tutmaktaydılar. Bunların tümü nöbet ertesi resmi izin kullanmaktaydı. Nöbet tutup da çalışma ortamından genel olarak memnun olanların oranı ile nöbet tutmayıp çalışma ortamından genel olarak memnun olanların oranı arasında anlamlı fark saptanmadı (p=0.351). Yine nöbet tutanlarla tutmayanlar arasında geçim sıkıntısı çektiğini ifade edenlerin oranı açısından da anlamlı bir fark saptanmadı (p=0.381).

Çalışmaya katılanların 17’si öğle yemeğini kendi imkanlarıyla (%30.4), 39’u ise (%69.6) devletin imkanlarıyla işyerinden yediğini belirtti.

17 personel (%30.4) işyerine gelişin ulaşım açısından problem olduğunu belirtti.

Katılanların 50’sinin (%89.3) maaş dışında başka bir geliri yoktu. 40 kişinin (%71.4)oturduğu ev kira idi. Maaş dışında ek geliri olan 6 kişiden 5’i (%83.3) mesleğinden genel olarak memnun iken, ek geliri olmayan 50 kişiden sadece 16’sı (%32) mesleğinden genel olarak memnundu. İki oran arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark mevcuttu (p=0.024).

37 personelin (%66.1) halen bulundukları işte çalışma süresi 1 yıl ya da daha az idi.

56 sağlık personelinden 15’i (%26.8) amiriyle veya idareyle zaman zaman tartışma ve problemler yaşadığını belirtti. Yaşın ileri olması ve meslekte çalışma süresinin uzunluğu ile amiriyle ve idareyle zaman zaman tartışma ve problem yaşama sıklığı arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmadı (p=0.366 ve p=0.597).

Ayrıca çalışılan kurumlarla amir ya da idare ile zaman zaman problem yaşanması sıklığına bakıldığında sağlık ocaklarında çalışanların % 50’sinin bu problemi yaşadığı ve bu oranın acil serviste çalışanlarınkine göre (%11.4) anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (p=0.002).

Çalışmaya katılanlardan 13’ü (%23.2) işyerindeki problemler yüzünden başka bir yere geçmeyi düşündüğünü belirtti. Meslekteki çalışma süresinin uzunluğu ile başka bir işyerine geçme düşüncesinin görülme sıklığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p=0.515).

Çalışmaya katılanların 13’ü (%23.2) işyerindeki problemler yüzünden bazen mesleği bırakmayı düşündüğünü belirtti. Bunların 11’i hekim, 2’si hemşireydi. Bu grupta sağlık memuru ve laborant yoktu. Hekim grubunda mesleği bırakma düşüncesi diğer gruplara göre anlamlı oranda yüksek bulundu (p=0.036).

Sağlık personelinden 17 kişi (%30.4) iş yoğunluğunun fazlalığı yüzünden kendisine ve ailesine yeterince zaman ayıramadığını belirtti. Bunların 14’ü kadındı (%82.3). İki cinste ailesine yeterince zaman ayıramama oranları karşılaştırıldığında aradaki farkın istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p=0.001).

Ayrıca iş yoğunluğu yüzünden kendine ve ailesine yeterince zaman ayıramamaktan en çok yakınan meslek grubunun hekimler olduğu (%68.9) ve bu açıdan diğer meslek gruplarıyla bulunan farkın anlamlı olduğu bulundu (p=0.007).

48 personel (%85.7), mesleğinin maddi açıdan tatmin edici olmadığını ve zaman zaman geçim sıkıntısı çektiğini belirtti. Geçim sıkıntısından yakınanların sayısı hekimler grubunda diğer meslek gruplarına göre anlamlı olarak fazlaydı (p=0.004).

35 personel (%62.5) çalışma ortamından genel olarak memnun olduğunu belirtti. Evli olan 31 personelin 19’u (%61.2), bekar olan 25 personelin ise 16’sı (%54) çalışma ortamından genel olarak memnundu. İki grup arasında anlamlı fark saptanmadı (P=0.434). Eşi çalışan 20 personelin de 10’u (%50) çalışma ortamından genel olarak memnundu. Memnun olmayan grupla aralarında anlamlı fark saptanmadı (p=0.485).

Çalışmaya katılanların 17’si (%30.4) bu mesleği ailesinin isteği üzerine, 27’si (%48.2) kendi isteğiyle, 12’si ise (%21.4) ise tesadüfler sonucu seçtiğini belirtti.

Katılanların 33’ü (%58.9) tekrar meslek seçme imkanı olsa kesinlikle bu mesleği seçmeyeceğini belirtti.

Acil servis ve sağlık ocaklarında çalışan personel arasında, çalışma ortamından genel olarak memnun olma ve mesleği bırakmayı zaman zaman düşünme oranları açısından anlamlı bir fark saptanmadı (p=0.426, p00.544).

TARTIŞMA

Sağlık personelinin mesleki doyumu ile ilgili yapılan çeşitli çalışmalara bakıldığında, mesleki doyumsuzluk sorununun giderek ağırlaştığını ve yoğunlaştığını söylemek mümkündür.

Bizim çalışmamızda sorunun iki boyutunu irdelediğimizde, geçim sıkıntısından en çok yakınan ve iş değiştirmeyi en çok düşünen grubun hekimler olduğu saptanmışsa da, daha büyük örnekleme grubuyla yapılan çalışmalardan bazılarında sorunun meslek grubu gözetmediği, bazılarında da hekim ve hemşire gibi belli bir grubu daha çok etkilediği gösterilmektedir (4,5). Örneğin bir çalışmada ebe ve hemşirelerin çoğunun maaşlarını yetersiz buldukları (6), bir çalışmada da hekimlerin yarıdan fazlasının maddi imkanlardan memnun olmadıkları, ancak iş değiştirmeyi düşünmedikleri saptanmıştır (7). Bu da belli meslek gruplarının beklentilerinin diğerlerine göre daha farklı olması ve mesleki doyumu etkileyen faktörlerin etkileşimlerinin farklı sonuçlar doğurmasıyla açıklanmaktadır.

İlerleyen yaşla ve meslekte geçen süreyle birlikte mesleki doyumsuzluğun daha sık görüldüğünü gösteren çalışmalar mevcuttur (8). Bazı çalışmalarda ise bireyin işiyle ve işyeriyle zaman içinde özdeşleşmesinin mesleki doyumunu arttırdığı bildirilmektedir (9). Biz çalışmamızda meslekte geçen süreyle başka bir işyerine geçme düşüncesi sıklığı arasında anlamlı bir ilişki saptamadık.

Evli olmanın ve eşi çalışıyor olmanın mesleki doyumu arttırdığını gösteren çalışmalar mevcuttur (9,10). Bizim çalışmamızda evli olanlarla olmayanlar ve eşi çalışanlarla çalışmayanlar arasında çalışma ortamından memnun olma oranları arasında anlamlı fark saptanmadı .

Yönetici ile ilişkilerde güven ve iyi niyetin mesleki doyumu arttırdığı belirtilmektedir (10). Biz çalışmamızda yönetici ve yönetim ile zaman zaman yaşanan problemlerin sağlık ocaklarında daha sık olduğunu saptadık ancak literatürde birinci basamak sağlık hizmeti veren kurumlarla acil servis arasında bu açıdan karşılaştırma yapıldığına dair bir bilgiye rastlamadık.

Yapılan çalışmalarda mesleki doyuma cinsiyetin etkisi konusunda farklılıklar olmakla birlikte genelde kadınların işlerinden daha çok memnun oldukları belirtilmektedir (8,9,10). Bizim çalışmamızda iş yoğunluğu nedeniyle kendine ve ailesine zaman ayıramadığından yakınanlar arasında ise kadınlar çoğunluktaydı.

Çalışmalarda nöbet tutanların ek ödeme beklentileri ve yaptıklarına göre elde ettiklerinin yetersiz kaldığını düşünmeleri nedeniyle maaşlarından daha az memnun oldukları belirtilmektedir (8,9,10). Nöbet tutanlarla tutmayanlar arasında çalışma ortamından memnun olma ve geçim sıkıntısı çekme oranları açısından biz çalışmamızda anlamlı bir fark saptamadık .

İşyerine ulaşım açısından problemi olmayanların, problemi olanlara göre mesleki doyumlarının daha fazla olduğu bildirilmektedir (8,9). Bizim çalışmamızda ulaşım güçlüğü çekenler azınlığı (%30.4) oluşturmaktaydı ve bu grupta genel olarak işinden memnun olanlarla ulaşım güçlüğü çekmeyenler grubunda genel olarak işinden memnun olanların oranları arasında anlamlı fark saptanmadı (p=0.380).

Çalışmamızda ek geliri olanların mesleğinden genel olarak memnun olma oranının ek geliri olmayanlara göre anlamlı derecede yüksek çıkması, bireyin ekonomik beklentilerini karşılayabilmesinin mesleki doyumunu arttırdığı yönündeki çalışma sonuçlarıyla uyumlu bulunmuştur (6,7,9).

Sonuç olarak, çalışmamız mesleki doyum düzeylerinin doğrudan ölçüldüğü bir çalışma olmamakla birlikte mesleki doyumu etkileyen faktörler irdelenip karşılaştırıldığında, maddi doyumun mesleki doyumun sağlanmasında önemli bir faktör olduğu, ancak çalışma ortamı, işyerindeki çalışma koşulları ve yönetimle ilişkilerin, meslekten beklentilerin, evlilik ve aile hayatı gibi meslek dışı bazı faktörlerin de mesleki doyumu etkiledikleri söylenebilir. İşinden memnun olmayanların iş değiştirmeyi isteyebilecekleri, ancak bunun davranışa dönüşmesinde yeni iş olasılıklarının ve daha pek çok faktörün rol oynadığı belirtilmektedir. Sağlık çalışanlarının mesleki doyumunu arttırmada, mevcut çalışma koşullarına uygun sağlıklı davranış geliştirme konusunda eğitilmeleri, kendi alanlarıyla ilgili sorunlarda çözüm üretme ve her aşamada katılımcı ve söz sahibi olmalarına fırsat tanınması, ekip çalışması ve yönetime katılımın öneminin vurgulanması büyük önem taşımaktadır. Mesleki doyumsuzluk sorununun çözümü için kısa ve uzun vadeye y
önelik plan ve hedefler saptanarak hayata geçirilmelidir.

KAYNAKLAR
1. Gürbüz Y, Karavuş M, Cebeci D, Akdaş A. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan sağlık personelinin iş tatmini düzeyleri. 3. Ulusal Sağlık ve Hastane Yönetimi Sempozyumu Bildiri Kitabı, 28-29 Eylül 2000.
2. Piyal BY, Piyal B, Çelen Ü. Sağlık çalışanlarının iş doyumu farklılıklarının hastaneler ve meslekler temelinde çözümlenmesi. 3. Ulusal Sağlık ve Hastane Yönetimi Sempozyumu Bildiri Kitabı, 27-28 Eylül 2000.
3. Ersoy F, Edirne T, Yıldırım RC. Tükenmişlik (Staff Burnout) Sendromu. Sürekli Tıp Eğitimi Dergisi. Şubat 2001.
4. Ergin C. Sağlık personelinin iş anlayışları ve tutumları araştırması. TC Sağlık Bakanlığı Sağlık Projesi Koordinatörlüğü Yayınları, 1996.
5. Musal B, Ergin S. Pratisyenler Hekimlerde Mesleki Doyum ve Etkileyen Faktörlerin Belirlenmesi, Toplum ve Hekim Dergisi, İstanbul, 68(4), 1993.
6. Şenol V, Mucuk S, Öztürk Y: Kayseri Doğum ve Çocuk Bakımevinde çalışan ebe ve hemşirelerin işyeri sorunları ve bunları etkileyen faktörlerin değerlendirilmesi. V. Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kitabı, İstanbul 1996.
7. Babayiğit Zİ, Özden YI, Yücalaslan V: Üç farklı klinikte görev yapan hekimlerin anksiyete ve depresyon düzeyleri konusunda karşılaştırmalı bir araştırma. V. Halk Sağlığı Kongresi Bildiri Kitabı, İstanbul 1996.
8. Erdoğan İ. İşletme Yönetiminde Örgütsel Davranış ve Yönlendirilmesi. Avcıol Basımevi, İstanbul 1996.
9. Eroğlu F. Davranış Bilimleri. Beta Basım Yayın Dağıtım, İstanbul 1996.
10. Encyclopedia of Occupational Health and Safety, ILO Publication, Geneva 1999.

Füsun ERSOY, Tamer EDİRNE, R.Cenap YILDIRIM