SAĞLIK HİZMETLERİNİN YÖNETİMİ

Yönetim

Yönetim kavramı çoğu insan için “iş yönetimi” ile eş anlamlıdır. Gerçekten de bugünkü anlamıyla yönetim ilk kez büyük çaplı iş kuruluşlarında ortaya çıkmıştır. Ancak, bugün bilinmektedir ki yönetim, sadece ticaret ya da kar amaçlı kuruluşlar için değil, hatta ticari olmayan kuruluşlar için daha fazla önem taşımaktadır. İster kamu yararına bir kuruluş, ister devlet dairesi, ister gönüllü kuruluş olsun tüm kurum ve kuruluşlar için gerekli bir kavramdır yönetim.

Yönetimin sadece iş dünyasına özgü olmadığı ilk kez ABD’de anlaşılmış, daha sonra tüm gelişmiş ülkelerce benimsenmiştir. Özellikle ikinci dünya savaşı sırasında ABD’nin geliştirdiği yönetim ve eğitim ilkeleri, savaş sonrası Japonya tarafından benimsenmiş ve bu ülkenin hızla gelişmesine katkıda bulunmuştur. Benzer durum 1950’lerin başında Kore savaşı sonrasında Güney Kore için de geçerlidir.

İkinci dünya savaşı sonrasına kadar yönetici demek “astların işinden sorumlu olan kimse” demekti. Başka bir deyişle yönetici bir tür patron, yönetim de bir makam, bir güç idi. 1950’lerin başlarında değişen yönetim ve yönetici kavramlarının bugünkü anlamınışuşekilde ifade etmek mümkündür:

“Yönetici, bilginin uygulanmasından ve performansından sorumlu olan kişidir.”

Toplumbilimci ve geleceğe ilişkin bilimsel tahminler yapan futuristlere göre 1950’lerden beri bugün içinde bulunduğumuz dönem dahil olmak üzere tüm dünyada “yönetim devrimi” yaşanmaktadır.

Onsekizinci yüzyıl ortasından ondokuzuncu yüzyıl ortasına kadar “sanayi devrimi”ni gerçekleştiren insanoğlu, bu dönemde bilginin aletlere, süreçlere ve ürünlere uygulanmasını başarmış, daha sonra 1880’den ikinci dünya savaşı sonrasına kadar yetmiş yıllık dönemde bilginin işe uygulanmasıyla “prodüktivite devrimi” gerçekleştirilmiş, bugün ise bilginin bilgiye uygulanması sayesinde “yönetim devrimi” yaşanmaya başlanmıştır.

Yönetim kavramı artık sadece kar amaçlı ticari kuruluşlardaki beden gücüne dayalı işler için değil, aksine beden işçisi olmayan kişilerin yaptıkları işlerin verimi için de gerekli bir kavram haline gelmiştir. Bu nedenle özellikle sağlık sektöründe çağdaş yönetim anlayışı ve ilkelerinin bilinmesi gerekmektedir.

Yönetim Kavramının Tanımı :

Yönetim için çeşitli tanımlar bulunmaktadır:

“Yönetim insanlarla işlerin yapılmasını sağlamaktır .”

“Yönetim, saptanan amaçların insanlarla birlikte ve onlar sayesinde gerçekleşmesi için gereken örgütsel bir süreçtir .”

“Önceden belirlenen hedeflere, insanlar ve diğer kaynaklar yardımıyla, örgütlü bir biçimde ulaşmak için gerekli olan, birbiri ile ilişkili teknik ve faaliyetler ile işlevlerden oluşan bir süreçtir .”

Sağlık hizmetlerinin yönetimi için uygun olabilecek bir tanım ise:

“Sağlık hizmetleri yönetimi, bireylere, toplumlara ya da kurumlara, sağlık ve tıbbi bakım ile iyi bir ortamda yaşamalarını sağlamak için,yapılacak işleri ve kullanılacak kaynakları ihtiyaçlar ve talepler doğrultusunda, planlamak, örgütlemek, yönlendirmek, denetlemek ve koordine etmektir .”şeklindedir.

Yönetimin Özellikleri:

Yönetimin başlıca dört özelliği vardır:

1. Birbiri ile ilişkili ve sürekli olan faaliyetler ile işlevlerden oluşan bir süreçtir.

2. Örgütsel amaç ve hedeflerin gerçekleştirilmesine yöneliktir.

3. Hedeflerin gerçekleştirilmesinde insanların yardımını ve kaynakların uygunşekilde kullanımını öngörür.

4. Örgütlü bir düzenleme içinde gerçekleşir.

Yönetimin İşlevleri

Yönetimin işlevleri klasik olarak, yöneticilerin, insanların yardımı ile ve kaynakları kullanarak, hedefler doğrultusunda yaptıkları işlerin nasıl yapıldığının bir sınıflandırılmasıdır .

Etkili bir yönetimin başlıca işlevleri planlama, örgütleme, eleman alma ve çalıştırma, yönlendirme ve denetlemedir:

I.Planlama:

Teknik bir işlev olan planlama mevcut durum ve gelecekteki durum ile ilgilidir. Bu anlamda nelerin, ne zaman ve nasıl yapılması gerektiğini kapsar. Planlama, kısa ya da uzun vadeli olabilir. Diğer yönetim işlevleri bununla yakından ilişkili olduğu için önemlidir.

II. Örgütleme:

Teknik bir işlev olan örgütleme, yetki, sorumluluk ve raporlama ilişkilerinin kurulması ve yapılanmanın oluşturulması anlamını taşır Örgütleme sırasında, gerekli olan faaliyetler ve eldeki kaynaklar gözönünde tutularak, bir mantık zinciri içerisinde, iş bölümü ve görev paylaşımı yapılır, iş ve işlemlerin nasıl yapılacağı, birimler arasında koordinasyonun nasıl kurulacağı, bilgi akışının nasıl ve kontrol mekanizmalarının neler olacağı tanımlanır.

III. Eleman Alma ve Çalıştırma:

Personel yönetiminin hem teknik hem de sosyal yönü vardır. Teknik yönü, insan kaynaklarının planlanması, görev analizi, seçme, değerlendirme ve atama, performansın değerlendirilmesi, yönetsel yararlar ile iş güvenliği ve sağlığıdır. Sosyal yönü, örgüt elemanlarının performans ve davranışlarını etkileyecek faaliyetler ile, hizmet içi eğitim, ödüllendirme, danışmanlık ve disiplin gibi faaliyetleri içermesidir.

IV. Yönlendirme:

Yönlendirme işlevi, insanla ilgili olması nedeniyle doğal olarak psikososyal bir işlevdir. Başlıca yönlendirme faaliyetleri olarak, motivasyon, liderlik, iletişim ile çalışanların davranışlarını etkileyebilecek diğer faaliyetler sayılabilir. Çatışmaların çözümü, rol dağılımı, çalışanların görev ya da yapılanma sayesinde kaynaştırılması da bu anlamda önem taşır.

V. Denetleme-Kontrol:

Teknik bir işlev olup, izleme, uyarlama ve performansı arttırma konularını içerir. Denetlemenin anlamı, sonuçları değerlendirmek için gereken performans standartlarının belirlenmesi, izleme ve müdaheleye karar verme için gerekli olan sistem ve tekniklerin tanımlanmasıdır.

VI. Karar verme:

Karar verme, teknik bir işlev olup, yönetimin tüm diğer işlevleri ile yakından ilişkilidir. Yönetici demek kararı veren demektir. Sağlık hizmetlerini yönetenler her aşamada, planlama, düzenleme, örgütleme, denetleme, istihdam, yönlendirme gibi konularda karar oluşturmak durumundadır.

Karar vermek demek, seçenekler arasından en uygun olanı seçmek demektir. Bu işlev tüm yöneticiler için gerekli ortak bir işlev olmakla birlikte, yapılan işin niteliğine, yapılanmaya, görevlerin ve teknolojinin gereklerine, insanlararası ilişkilere bağlı olarak farklışekillerde gerçekleşebilmektedir.

Planlama

Tanım:

Planlama için yapılan çok çeşitli tanımlar arasında belki de en uygun olanışu tanımdır :

“Bir işe yön vermek için amaçlar saptamak ve bu amaçlara ulaşmak için gereken stratejileri tasarlayarak uygulamaya koymak.”

Bu tanıma göre planlama, işe yön vermek için gereken sıralı bir süreç olup, işi yapacak örgütün gerekli değişim için hazırlanmasını sağlamak ve belirsizlikleri önlemektir.

Başka bir deyişle planlama, nelerin, nasıl yapılacağının kararlaştırılmasıdır. Bu anlamda hem gelecekle hem deşimdiki koşullarla yakından ilgilidir. Planlamaya ilişkin yapılan tüm tanımlarda vurgulanan ortak unsurlarşunlardır:

Planlama;

1.Gelecekle ilgilidir, çünkü gelecekte sağlık örgütünün neleri başarmış olması gerektiğini ve bunun nasıl gerçekleştirileceğini tanımlar.

2.Bir karar sürecidir, çünkü nelerin, ne zaman, nerede, nasıl ve ne amaçlarla yapılacağı konuları, alternatifleri iyi incelemeyi ve kaynakları yerinde kullanmayı gerektiren konulardır.

3.Dinamik ve süreklilik gerektiren bir süreçtir. Planlanan düzenlemeler iç ve dış çevresel güçlerin ve beklenmedik olayların etkisine açıktır. Bu nedenle de planlamadaşartların sürekli olarak incelenmesi ve bunlara uyum sağlanması gerekecektir.

Planlama, sağlık yöneticilerinin çevre koşulları ile uyumlarını, belirsizliklerin, kuşkuların ve risklerin en az düzeyde tutulmasını sağlar.

Planlamanın hedefi, amaçları gerçekleştirmektir. Amaçlar ise, sonuçlar, arzu edilen değişimler, ya da sağlık örgütünce belirlenen her türlü çıktıdır. Bu sonuç ve çıktılar doğrultusunda girdiler belirlenmelidir. Planlama, yöneticilerin öncelikleri saptama ve değişim için gereken en doğru kararları vermesine, kaynakların en iyişekilde paylaştırılıp kullanılmasına imkan sağlar.

Planlamanın Özellikleri:

Planlamanın özellikleri, planın türü, kapsadığı zaman dilimi, planı yapanlar ve planlamada kullanılan yaklaşımlarca belirlenir. Bu özellikler Tablo 7-1’de özetlenmiştir:
Tablo 7-1: Planlamanın Özellikleri

PLANLAMANIN TÜRÜ ZAMAN DİLİMİ PLANI YAPAN

__________________________________________________________________

Stratejik Planlama Uzun vadeli Üst düzey yönetici

-görev

-amaçlar

-stratejiler

-genel politikalar

Operasyonel Planlama Kısa vadeli Orta düzey yönetici

-birimlerin amaçları

-operasyonel programlar

-operasyonel politika ve işlemler

__________________________________________________________________


Sağlık hizmetlerinde stratejik planlama, sağlık örgütünde lider konumunda olan kişilerin de katkısıyla üst düzey yöneticiler tarafından yapılan, gerek zaman gerekse kapsam olarak geniş planlamadır. Bu planlamada koşullar değerlendirilerek, amaçlar ve izlenecek stratejiler belirlenir.

Operasyonel planlama daha dar kapsamlı olup, daha alt düzeydeki yöneticiler için gereklidir. Operasyonel planlar, stratejik planlara göre yapılmış, stratejik planlara hizmet edecekşekilde ya da stratejik planlama ile uyumlu olmalıdır.

Stratejik planlama uzun vadeli olup genellikle uzun yılları kapsar. Operasyonel planlama ise kısa vadeli olup bir yıl hatta daha kısa bir süre için yapılır.

Planlamaya yaklaşım çok çeşitli olabilmektedir. Planlama, bireysel ya da bir grup faaliyeti, sistematik ya da öngörülenşekilde, kantitatif ya da kalitatif, etki ya da tepkiye neden olacak, artışcı ya da geliştirici, ve daha başka yaklaşımlarla yapılabilir .

Sağlık hizmetlerinin planlanması, hizmetten yararlanması beklenen kişilerin, başka bir deyişle “müşterilerin” kimler olduğuna bağlı olarak üçşekilde yapılabilir:

1. Toplumsal planlama:

Toplumsal planlama, sınırları belirlenmiş bir bölgede yaşayan tüm nüfusun sağlığı için elde bulunan kaynakların kullanımı amacıyla yapılan planlamadır. Bu planlamada, var olan sağlık hizmetleri sisteminin kullanımındaki eksiklik ve fazlalıklar, o bölge için en uygun olabilecek hizmet kullanımı ile kıyaslanır ve değişim için gerekli olan strateji belirlenir. Hizmetlerin kullanımı için öngörülen bu değişim, kaynaklar için de geçerli olabilir .

2. Kurumsal planlama:

Kurumsal planlama, bir sağlık kurumunun hangi tür hizmetleri ne düzeyde verebileceğinin belirlenmesi amacıyla yapılan planlamadır. Burada, kurumun, tanımlanan görevlerini başarmasının yanısıra, pazarda müşteriler açısından talep edilen hizmetler de gözönünde tutulur. Toplumsal planlamadan farkı, bölgesindeki nüfusa “pazar” gözüyle bakması ve bölge dışından kişilere de açık olmasıdır.

3. Program planlama:

Program planlama, diğer iki planlamadan da parçalar içerir.

Toplumsal planlamaya benzer, çünkü, bir sağlık sorunu için program planlanırken (örneğin , sıtma eradikasyonu), hedef toplumlar, bunların ihtiyaçları, bu ihtiyaçları karşılamak için gerekli hizmetler ve bu hizmetleri sunmak için kaynakların kullanımını kapsar. Program planlamanın amacının belirli bir toplum için, özel bir sağlık hizmeti sunmak olması nedeniyle toplumsal planlamanın yöntemlerini kullanması gereklidir.

Kurumsal planlamaya benzer, çünkü plan, hedef topluma verilecek hizmeti genellikle bir kurum düzeyinde başlatır ve geliştirir. Gelişmiş ülkelerde, özellikle ABD’de çok yaygın olan bir planlamaşeklidir.

Planlama Faaliyetleri :

Planlama, amaçların saptanmasından başka başlıca üç tür faaliyeti gerektirir:

1. Mevcut durumun değerlendirilmesi,

2. Gelecekte ulaşılmak istenen durumun tanımlanması,

3.Gelecekteki duruma ulaşabilmek için gereken değişim ve müdahelelerin belirlenmesi.

Mevcut durumun değerlendirilmesi:

Sağlık hizmetlerinde planlama yapılırken, mevcut durumun değerlendirilmesi sırasında, var olan fiziki imkanlar, insangücü, para-bütçe, araç-gereç, mevzuat, halkın bilgi-tutum-inanç ve davranışları, hizmetin planlandığı nüfus ya da bölgedeki sağlık düzeyi göstergeleri, sağlık açısından ihtiyaç ve önceliklerin neler olduğu, sağlık personelinin nicelik ve nitelikleri, personelin eğitim durumu ve eğitim ihtiyaçları, kısacası belirlenen amaç açısından gerekli olan her değişkenin ne durumda olduğu değerlendirilmeli ve somut birşekilde ifade edilmelidir.

Örneğin, eğer çocuk sağlığını geliştirmek amacıyla, sınırları tanımlanmış bir bölge içinde program planlanıyorsa durum saptaması açısındanşu noktalar üzerinde durulmalıdır:

-Çocuk sağlığı hizmeti veren kurum ve kuruluşlar hangileridir, fiziki imkanları nelerdir?

-Bu hizmet kimler tarafından verilmektedir?

Bu hizmeti veren sağlık insangücünün, personelin sayısı, dağılımı, eğitim-öğretim ve bilgi düzeyi, nedir?

-Eldeki parasal imkanlar nelerdir?

Hükümetin bütçeden ayırdığı para, bu amaçla var olan hükümet dışı kuruluşlar ya da gönüllü kuruluşların durumu ve imkanları nelerdir?

-Kullanılabilecek tıbbi araç-gereçler ile, demirbaş malzeme, araba, iletişim araçları, eğitim için kullanılabilecek gör-işit araç-gereçleri, sayı ve kalite olarak ne durumdadır?

-Hizmet veren sektör ve kurumları ilgilendiren yasa, yönetmelik, tüzük, yönerge ve genelgeler nelerdir?

-Halkın çocuk sağlığına ilişkin bilgi düzeyi, tutumları, inançları, beklentileri ve davranış biçimleri nelerdir?

-Çocuk sağlığı düzeyinin göstergesi olan yaşa özel ölüm hızları, ölüm nedenleri, ölümlerin önlenebilirlik oranları, en çok görülen hastalıklar, bağışıklanma durumu, beslenme durumu, çevre koşulları, vb. nelerdir?

Gibi sorulara aranacak ve bulunacak cevaplar ile mevcut durum hakkında bir sonuca ulaşılmalıdır.

Mevcut durumun değerlendirmesinde gözönünde bulundurulması gereken noktalar aşağıda ana başlıklar halinde verilmiştir.

Bölgeyi Tanıma:

A. Genel Olarak Bölgeyi Tanıma:

1. Coğrafi Yapısı

2. İklimi

3. Ulaşım Olanakları

4. Haberleşme Olanakları

5. Ekonomik Yapısı

6. Yerleşim Özellikleri

7. Genel Kamu Yönetim Yapısı ve Yöneticileri

8. Bölgenin Genel Yatırım Durumu

-Sağlıkla ilgili yatırımlar

-Alt yapı ile ilgili yatırımlar

9. Sağlık Hizmetini Etkileyecek Diğer Konular

B. Bölgeyi Sağlık Örgütü Yönünden Tanıma:

1. Birinci, İkinci ve Üçüncü Basamak Sağlık Örgütleri

-Personel durumu

-Bina, fizik alt yapı durumu

-Demirbaş malzeme, araç-gereç durumu

-Hasta yatak sayısı, yatak işgal oranı

-Laboratuvar, ameliyathane gibi olanaklar

-Yönetim yapısı ve ilgili mevzuat

-Verdiği hizmetler

-Hizmet alanı, sorumlu olduğu nüfus grubu

C. Bölgeyi Sağlık Yönünden Tanıma:

1. Nüfusun Yaş Grubu, Cinsiyet ve Yerleşim Birimlerine Dağılımı

-Nüfus piramidi, yaşa ve cinsiyete göre dağılımı

-Göçler ve nüfusun değişim oranı

2. Doğurganlık Durumu

-Kaba doğum hızı

-Genel doğurganlık hızı

-Doğumların olduğu yer ve yaptıran kişiye göre dağılımı

3. Hastalık Durumu

-En çok görülen hastalıklar

-Bulaşıcı hastalıklar

-Kronik hastalıklar

-Morbidite hızları, prevalans ve insidanslar

-Beslenme durumu ve ilgili sağlık sorunları

4. Ölümlülük Durumu

-En çok ölüme neden olan hastalıklar

-Kaba ölüm hızı

-Bebek ölüm hızı

-Neonatal ve post-neonatal ölüm hızları

-Ana ölüm hızı

-Yaşa özel ölüm hızları

-Bulaşıcı hastalık ölümleri

-Ölümlerin temel, ara ve son nedenleri

5. Sağlık Enformasyon Sistemi Durumu

-Doğum, ölüm ve hastalık bildirimleri

-Hastalıkların sınıflandırılması

-Sağlık istatistiklerinden sorumlu olan kurum ve kuruluşlar

Gelecekte Ulaşılmak İstenen Durumun Tanımlanması:

Mevcut durumun bilgileri ışığında, uzak ve yakın gelecekte, sağlık hizmetlerinde ulaşılmak istenen durum tanımlanır. Başka bir deyişle, planın amaçları ve hedefleri saptanır.

Amaçlar, gerçekleştirilmek istenilenlerin geniş kapsamlı ifadeleri olup genellikle uzun vadelidirler.

Hedefler, nüfus ya da bölgede, sağlık alanında nelerin başarılması gerektiğine ilişkin bir tür yönlendirmelerdir. Kişiler için anlaşmazlık konusu olabilecek ayrıntıları içermezler.

Örneğin çocuk sağlığına ilişkin hizmetler planlanırken amaçlarşöyle olabilir:

-Bebek ölüm hızı düşürülecektir.

-Bağışıklama oranları arttırılacaktır.

-Beslenme bozuklukları en aza indirilecektir.

-Ailelerin çocuk sağlığına ilişkin bilgi düzeyi geliştirilecek, hizmetlerin kullanımı yaygınlaştırılacaktır, gibi.

Amaçlar konusunda hizmetle ilgili tüm tarafların görüşbirliği içinde olmaları gerekir.

Hedefler ise, amacın gerçekleştirilmesi için gerekli olan ödevleri tanımlayan kesin ve net ifadelerdir. Bunlar genellikle kısa zaman dilimleri için tanımlanır.

İyi tanımlanmış, anlaşılır bir hedef:

1. Kesin ve vurgulu bir ifade olmalı,

2. Tek ve özel bir amaca yönelik olmalı,

3.Tek ve özel bir sonucu olmalı,

4.Tanımlanmış bir zaman kesiti için geçerli olmalıdır .

Hedef, kesin ve vurgulu bir dille ifade edilmelidir. Örneğin, “bebek ölüm hızı azaltılmaya çalışılacaktır”şeklinde zayıf bir ifade yerine, “bebek ölüm hızı %o20’ye düşürülecektir”şeklinde ölçülebilir, kesin ve güçlü birşekilde ifade edilmelidir.

Birden fazla ya da genel bir amaca yönelik olmamalıdır. Örneğin:”bebek ölüm hızı düşürülecek ve çocuk sağlığı düzeyi geliştirilecektir”şeklindeki bir hedefte farklı stratejiler gerektiren iki ayrı iş vardır.

Öte yandan: “bebek ölüm hızı düşürülecek ve doğuşta beklenen yaşam umudu arttırılacaktır”şeklindeki bir hedef te iki sonucun ortaya çıkmasını gerektirdiğinden uygun değildir.

Tek bir hedefin kendi sonucunun yanısıra başka sonuçların da ortaya çıkması mümkün olabilir. Ancak, hedef belirlenirken, tek bir sonuç gözetilmelidir.

Hedeflenen işin hangi zaman kesitinde -bir yıl, iki yıl, beş yıl gibi- yapılacağı belirli olmalıdır. Bu anlamda, örneğimiz için iyi tanımlanmış bir hedefin ifadesişöyle olmalıdır: “önümüzdeki bir yılın sonunda bebek ölüm hızı binde 20’ye düşürülecektir.”

Gelecekteki duruma ulaşmak için gereken değişim ve müdahelelerin belirlenmesi:

Mevcut durumdan, gelecekte ulaşılmak istenilen duruma varmak için gerekli olan değişimler ile bu değişimi sağlayacak müdahele ve uygulamalar gerek sağlık örgütünde, gerekse örgüt dışında pek çok düzenlemeyi gerektirebilir.

Örneğin, çocuk sağlığı düzeyinin geliştirilmesinde kısa vadeli hedeflerden birisi bebek ölüm hızını düşürmek ise, bu değişimi sağlamak için özet olarakşu bilgilere gerek duyulabilir:

-Bebeklerin başlıca ölüm nedenleri nelerdir? Bunları önlemenin ya da azaltmanın yolları nelerdir?

-Eldeki sağlık personeli, bütçe, araç-gereç, alt yapı bunun için yeterli midir? Desteğe ihtiyaç var mıdır? Hangi konularda, ne kadar, ne tür destek gereklidir? Bunlar nerelerden sağlanabilir?

-Eldeki kaynaklar neşekilde dağıtılacak ve nasıl kullanılacaktır?

-Bu işin başarılması için yeni bir örgütlemeye, mevzuat değişikliğine, yeni düzenlemelere gerek var mıdır? Bunlar nasıl gerçekleşecektir?

-Sağlık dışındaki diğer sektörlerle işbirliğine gidilecek midir? Hangileri ile ve nasıl?

-Halkın bu konudaki bilgi, tutum, davranış, inanç ve beklentileri nelerdir? Bu konuda bir talepleri var mıdır? Talep yok ise nasıl oluşturulacak, yanlış inanç, tutum ve uygulamalar nasıl düzeltilecektir?

Özet olarak, mevcut durumdan, gelecekte ulaşılmak istenilen duruma varmak için, gerek hizmeti verenler, gerek hizmeti alanlar, gerekse bu konu ile ilgili diğer sektörlerin, politika oluşturanların ve karar mekanizmalarının durumu, gerekli değişimin sağlanması açısından gözden geçirilmeli ve gerekli müdaheleler tanımlanmalıdır.

Örgütleme

Yönetim işlevi bir örgüt için söz konusu olduğundan örgüt ve örgütleme kavramlarının bilinmesi gereklidir. Sağlık hizmetlerinde örgütleme, bireysel düzeyden başlayıp, karmaşık, entegre yapılara kadar uzanan bir çeşit tasarım sürecidir.

Örgütleme, bireysel durumlarla başlar, bunların biraraya gelmesiyle çalışma grupları oluşur. Çalışma grupları bir araya gelerek, kümeleri, bunlar da biraraya gelerek entegre sistemlerden oluşan bir örgütün ortaya çıkmasını sağlar.

Örgütlerde, yöneticiler tarafından çalıştırılan formal bir örgüt yapısı ile, birlikte çalışan insanların ilişki ve etkileşimlerinden oluşan informal bir yapı bulunur. Formal yapı, yönetim ile oluşturulur iken, informal yapı, personelin istek ve tercihlerini yansıtır.

Formal örgütlemede, örgütsel yapı, iş/teknoloji ve insanların biraraya gelmesi ile bazı girdilerden dönüştürme ile çıktı alınması amaçlanır. “Örgütsel yapı”, yetki-sorumluluk ilişkilerini, işbölümünü, koordinasyon, iletişim, bilgi toplama ve denetimi kapsar.

“İş/teknoloji”, iş tasarımı, iş düzeni, malzeme ve işlerin akışı, yöntem ve işlemler, lojistik destekler, teknolojik özellikler, makina-insan ilişkileri, çalışanların bilgi-beceri düzeyi gibi konuları kapsar.

“İnsanlar”, işi yapan kişiler olup, işin başarılması onlara bağlıdır. Bunların formal ya da informal yapı içindeki davranışları, rolleri, değerleri, beklenti ve algılamaları, yöneticiler tarafından dikkate alınması gereken başlıca konulardır.

Bugünkü modern örgütleme anlayışının geçmişi yüzyıldan daha yeni olup temelleri, Fransız sanayici Henri Fayol ile Alman sosyolog Weber tarafından atılmıştır.

Weber örgütlemede “bürokrasi” anlayışını geliştiren kişidir. Bürokrasi bugün için her ne kadar, devlet kuruluşlarında ağırlığını hissettiren ve işlerin yavaşlamasına, verim kaybına neden olan negatif mesajlar içeren tatsız bir kavramsa da Weber’in kullandığı anlamda böyle değildir.

Weber’in ideal bürokrasisinin örgüte yarar sağlaması içinşu özelliklerinin dikkate alınması gerekmektedir:

1. İşbölümü açık-seçik ve çok net olmalı,

2. Yukarıdakilerin aşağıdakileri denetleyebildiği hiyerarşik bir yapı, emir-komuta zinciri kurulmalı,

3. Çalışanlara yol gösterecek kurallar konulmalı, düzenlemeler yapılmalı,

4. Kişilerin yapılarından bağımsız bir ilişki düzeni kurulmalı,

5. Tamamen teknik bilgi ve yeterliliğe dayanan istihdam sağlanmalıdır.

Weber tarafından 1916’da ortaya atılan bu “ideal bürokrasi” ilkeleri, bugünün pekçok büyük örgütlerinin temelini oluşturmaktadır.

Örgütleme konusuna önemli katkıları olan Fayol’un örgütleme anlayışı ise bir dizi yönetim ilkelerine dayanmaktadır. Bu ilkelerşunlardır:

1. İş bölümü : İşin parçaları konusunda uzmanlaşma, verimi arttırır.

2. Yetki kullanımı : Sorumluluk ile birliktedir. Yöneticilerin yetki kullanması ile birlikte sorumlulukları artar.

3. Disiplin : İyi disiplin, etkili bir liderlik ile, yönetici ve çalışanların örgütün kurallarına ilişkin anlayış birliği sayesinde gerçekleşir.

4. Emir komuta birliği : Her çalışanın emirleri alacağı tek bir kişi bulunmalıdır.

5. Yönlendirme birliği : Aynı amaca yönelik her çalışma grubu plan dahilinde tek bir yönetici tarafından yönlendirilmelidir.

6. Bireysel ilgilerin, genel ilgilerden sonra gelmesi : Çalışanların bireysel ilgi alanları, örgütün ilgi alanının üzerine çıkmamalıdır.

7. Karşılığını alma : Çalışanlar, hizmetlerinin bedelini alabilmelidir.

8. Merkeziyetçilik : Kararların alınması konusunda merkezdeki yönetim ile alt kademelerin rolü belirlenmelidir.

9. Ast-üst zinciri : Yetki kullanma ve iletişim kurma sırasında, yukarıdan aşağıya doğru bir zincirleme ilişki kurulmalı ve buna uyulmalıdır. Ancak, bu durum gecikmelere neden oluyorsa, ilgili tarafların onayı ile makam atlama imkanı olabilmelidir.

10. Düzen : Malzeme ve insanlar, doğru zamanda doğru yerlerde bulunmalıdır.

11. Hakkaniyet : Yöneticiler, yanlarında çalışanlara adil ve ölçülü olmalıdır.

12. Personelin kalıcılığı : Sık personel değişimi verimi düşürdüğünden, sürekliliği sağlayıcı önlemler alınmalıdır.

13. İnisiyatif kullanma : Çalışanlara plan geliştirme ve yürütme imkanı sağlanmalıdır.

14. Ekip ruhu : Örgütün uyum içinde çalışması için ekip ruhu geliştirilmelidir.

Weber, Fayol ve bu konuda fikir üretmiş olan diğer uzmanların klasik örgüt anlayışında ortak olan başlıca noktalarşuşekilde özetlenebilir:

1. İş bölümü

2. Yetki ve sorumluluk ilişkisi,

3. Bölümlere ayrılma

4. Denetim mekanizmaları

5. Koordinasyon.

*İşbölümü:

İşbölümü kavramı ilk kez Adam Smith tarafından 1776’da ortaya atılan bir kavramdır . Klasik olarak işbölümünün amacı, yapılan işin parçalarına yönelik olarak kişilerin uzmanlaşmasının sağlanması ve uzman olan kişilerin çalışması ile verimin, üretimin ve kalitenin arttırılmasıdır. Bu amaçla, ihtiyaç duyulan alanlarda eğitim-öğretim programları geliştirilmiş, sertifika, diploma gibi uygulamalarla kişilerin uzmanlıklarının belgelenmesi sağlanmıştır.

Bugün sağlık örgütlerinde bu anlamda uzmanlaşma ve işbölümü son derece yaygın ve etkilidir. Hastanın muayenesini yapan, laboratuvar incelemelerini yapan, rontgenlerini çeken, beslenmesini düzenleyen kişiler, ayrı ayrı uzmanlığa sahip kişiler olmak durumundadır.

İşbölümü ve uzmanlaşmanın, zaman içerisinde, hep aynı işin tekrarlanmasına, monotonluğa bağlı olarak sakıncaları ortaya çıkmıştır. Sürekli aynı laboratuvar tetkikleri yapan ve tetkikini yapt&