RAMAZANDA FİZİKSEL AKTİVİTENİZİ ARTTIRIN!

Rommer Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Dal Merkezi, Diyetisyen Gözde Alp, Ramazan ayında kilo alımını önlemek ve kan şekerini dengede tutabilmek için fiziksel aktivitenin artırılması gerektiğini söyledi. Alp, iftardan sonra yapılacak yürüyüşün, bir sonraki günü daha dinç geçirmeye yaracağına dikkat çekti.

Karaciğerin yaşam için önemli bir hayati organ olduğunu ve metabolizmamızda birçok önemli görevi olduğunu anlatan Diyetisyen Gözde Alp, “ Karaciğerin en önemli görevlerinden bir tanesi de glikojeni depolamaktır. Bu depo iyi beslenme halinde 10- 18 saatlik açlık için yeterlidir. Aksi halde uzun süreli açlık durumunda kan şekerimiz düşer. Kan şekerimizin düşmesi sonucu halsizlik, baş ağrısı, dalgınlık, dikkatsizlik oluşur. Tüm bunlar bize yeterli ve dengeli beslendiğimiz takdirde ramazan ayını sağlıklı bir şekilde tamamlayabileceğimizi göstermektedir” dedi.

Gözde Alp, Ramazan ayında uzun süreli açlık durumu oluştuğu için vücudun kendisini koruma altına aldığını ve fazla enerji harcamaktan kaçındığına dikkat çekti. Metabolizma hızının normale göre biraz daha yavaşladığına ve bireylerin ramazanda daha fazla besin tüketmeye eğilimli olduğuna işaret eden Alp, “Bu durumla beraber kişilerin kilo almaları kaçınılmazdır. Kilo alımını önlemek ve kan şekerini daha iyi dengede tutabilmek için fiziksel aktivitenizi arttırın. Ancak burada dikkat edilmesi gereken aktivitenin yapılacağı zamandır. Sporu oruçlu olduğunuz zaman diliminde yapmayın. En uygun zaman iftardan 1-2 saat sonradır. Her gün 45-60 dakika yapılan yürüyüş bir sonraki gün daha dinç olmanızı sağlayacaktır” dedi.

Sahura mutlaka kalkın!

Alp, kan şekerimizin aşırı düşmesini engellemek ve metabolizmayı daha iyi çalıştırmak için sahura kesinlikle kalkılması gerektiğini söyledi. Alp, sahurda beslenme ile ilgili şu bilgileri verdi; “Buğday, kepek, sebze ve meyveler hem uzun süre tok kalmamızı hem de sindirim sisteminin aktif olarak çalışmasını sağlamaktadır. Açlık ve susuzluk sonucu bağırsakların peristaltik hareketleri normale göre azalabilmekte ve şişlik, kabızlık gibi sorunlar oluşabilmektedir. Bu durumu önlemenin en iyi yolu tükettiğimiz lif miktarını arttırmaktır. Bu nedenle Ramazan ayında ağırlıklı olarak beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, pirinç yerine bulgur tüketilmeli ve meyve- sebze tüketimine özen gösterilmelidir. Çorba sahurda tüketilebilecek en güzel yemekler arasındadır. Mideyi geç terk ettiği için uzun süre tok kalmamızı sağlar. Anne sütünden sonra en iyi protein kaynağı olan yumurta da uzun süre tok tutan besiler arasındadır. Kalsiyum, vücudumuz tarafından sentezlenen kalsitiriol denen hormon düzeyini dengeler ve vücudumuzdaki yağların depolanmasını azaltır. Bu nedenle süt, yoğurt, ayran gibi kalsiyum içeriği yüksek besiler de sahur için en iyi alternatifler arasındadır. Tuzlu gıdalar ise susuzluk hissini arttırdıkları için sahurda tüketilmemeleri daha doğrudur”