RAMAZAN AYINDA KALP HASTALARININ DİKKAT ETMESİ GEREKENLER

“Oruç tutmak, düzenli ilaç kullanımı gerektiren kalp problemi olan, kalp hastalığı geçirmiş veya tedavisi gören kişiler için doktorlar tarafından tavsiye edilmemektedir. Bu sebeple oruç tutma kararı verilirken; bütün kalp hastaları doktorlarına danışmalı en azından doktor kontrolünde, doktorların izni ile bu dini görevlerini yerine getirmelidirler.”

Kalp hastaları için en önemli mesaj, DÜZEN olmalıdır. İlaçlar, düzenli alınmalı; yemek, düzenli yenilmeli; uyku düzenli olmalı ve fiziksel tüm aktiviteler, düzenli ayarlanmalıdır.

Ramazan ayında oruç tutmanın doğal gereği olarak, bu düzen bozulabilmektedir. Yeme içme düzeninin altüst olduğu bu dönemde, ilaç kullanım alışkanlığı da değişmektedir. Bununla beraber, oruç tutan kalp hastaları, sıcak havalarda etkilenmemek için gündüz saatlerindeki fiziksel aktivitelerini de azaltmaktadırlar.

Ramazan ayında, geç saatte yemek yenilmesi ya da çok erken saatte sahura kalkılması nedeniyle uyku saatlerinin azalması, kişinin düzenini bozar. Her gün aynı saatlerde ve erken uyumak; düzeni yeniden sağlamaya yardımcı olabilecektir.

Gündüz saatlerinde bir şey yenilmediği için enerji sarfiyatına dikkat edilerek, günlük fiziksel performans ayarlanmalı; mevcut performans düzeni mümkün olduğunca korunmaya gayret edilmelidir.

Sonuçta kalp hastaları, ramazan öncesi kurmuş oldukları düzeni ramazanda da korumaya gayret göstermelidir. İlaç düzenini korurken de sabah kahvaltısından önce aldıkları ilaçları, sahur öncesinde, akşam alınan ilaçları da iftar sonrasında almak şeklinde bir düzen geliştirebilir.

Kimler oruç tutabilir?

Kalp yetersizliği, damar hastalığı, ritim bozukluğu gibi kalp hastalıkları taşıyan kişiler ile şeker ve böbrek rahatsızlığı olan kalp hastaları için diyet çok önemlidir. Bu tür hastalıkları olan kişilerin oruç tutması sakıncalı görülmektedir. Kalp hastaları arasında “kesinlikle oruç tutmaması gerekenler” ile “dikkatli davranarak oruç tutması gerekenler” şeklinde bir ayrım yapılabilir.

Tedaviyle kontrolü zor olan ve şikâyetleri devam eden kalp hastalarına dini görevlerini başka şekillerde yerine getirmeleri tarafımızdan önerilmektedir. Hastalığı tedaviyle kontrol altında tutulabilen kalp-damar hastaları, kalp krizi geçirmiş ve by-pass geçirmiş kişiler, ritim problemi yaşayanlar ile kalp yetersizliği olan kişilere ise; normal diyet kurallarına uymak suretiyle oruç tutma izni verilebilmektedir. Bu diyet kurallarının başta geleni ise mevcut düzen ne kadar korunursa korunsun ağır, yağlı ve kızartma yöntemiyle yapılan yemekler ile tuzdan zengin yiyeceklerden kaçınmaktır. Bu beslenme uyarısı, sadece kalp hastaları için değil; gündüz aç kalıp akşam saatlerinde iftarla birlikte yoğun yemek tüketimine geçen herkes için önemlidir. Çünkü uzun süre aç kalan mideye yüklü miktar yiyecekle açlığın giderilmesi hasta olmayan kişilerin bile sağlığının bozulmasına sebep olabilir.

Oruç tutarken sıvı alamamanın sakıncaları nelerdir?

Uzun süre sıvı alınamaması nedeniyle su sökücü ve tansiyon düşürücü ilaç kullanan kişilerin de oruç tutması çok uygun olmayabilir. Özellikle su söktürücü ilaç kullanan kişilerin vücudunda ilaca bağlı olarak sıvı kaybı yaşanabileceği ve üstüne üstlük gündüz saatlerinde sıcağın ve çalışmanın etkisi ile sıvı kayıpları artabileceği için bu tip ilaçlarda doktor tarafından bir doz ayarlanmasının yapılması gerekebilmektedir. Bu tip ilaç kullanan kişiler, özellikle sahura kalktıklarında sıvı kaybını artırabilecek çay, kahve gibi içecekleri aşırı tüketmemelidirler; mümkünse su, ayran, soda gibi içecekleri tercih etmeleridir. Bu hastalar için vücudun, susuz kalmaması birçok açıdan özellikle böbrek sağlığı açısından çok önemlidir.

Oruç tutarken kalp hastaları ilaç kullanımı ile ilgili nelere dikkat etmelidirler?

Kalp hastalarının yüzde yüze yakını düzenli olarak ilaç kullanmaktadır. Bu ilaç grupları:

Su söktürücü ilaçları
Kalp ritim ilaçları
Tansiyon düşürücü ilaçlar
Kan sulandırıcı ilaçlar
Kolesterol düşürücü ilaçlar

Bu ilaçları bazıları belli saat aralıklarında –örneğin günde iki, üç defa- alınmaktadırlar. Mümkün olduğu kadar bu mevcut düzenin kaybedilmemesi gerekir. Bu nedenle doktora başvurarak, günde üç defa alınacak ilaçların, mümkünse ikiye indirilmesi ve bunları sahurda ve iftarda almak gibi bir yönteme başvurmak tercih edilmelidir. Eğer bu şekilde bir düzenlemeye gidilemiyorsa, ilaçları kesmek veya değiştirmektense oruç tutulmamalıdır. Günde iki defa alınan ilaçlardan biri iftarda biri sahurda ya da doktora danışmak sureti ile hepsi aynı zamanda yani iftar ya da sahurda alınabilir.

Su söktürücü grup diye bahsedilen ilaçları kullanırken; günlük sıvı alımına özellikle iftar ve sahur arasındaki sıvı tüketimine dikkat etmek, gerekirse ilaç dozunu düşürmek önemlidir. Ritim kontrolü için kullanılan ve günde bir ya da iki defa alınması gereken ilaçlar, iftar veya sahurda alınabilirler. Tansiyon düşürücü ilaçlar içinde aynı yaklaşım geçerli olabilir. Aynı şekilde kan sulandırıcı ilaçların büyük bir kısmı ve kolesterol düşürücü ilaçlar da iftar sonrası alınabilecek ilaçlardır. Bazı özel kan sulandırıcı ilaçlar, kullanılan diyet ile yakın ilgili olarak etki gösterdikleri için bu ilaçları kullananların, doktor kontrolünde laboratuvar tetkiklerini daha sık yaptırarak takip edilmeleri gerekmektedir.

DR. GENCO YÜCEL
VKV AMERİKAN HASTANESİ
KARDİYOLOJİ BÖLÜM ŞEFİ