LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR SAHİPSİZ DEĞİL

Türkiye’de her yıl 0-16 yaş grubunda 1200-1500 çocuğun lösemi hastalığına yakalandığı bildirildi. Hastalıktaki artışta çevre faktörlerinin ve beslenmenin çok etkin rol oynadığı belirtiliyor.

1998 yılında 5 kişiyle kurulan Lösemili Çocuklar Vakfı’nın (LÖSEV) üye sayısı 300 binin üzerine çıktı.

Ankara Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün Ezer, dünyada ve Türkiye’de hızla artan lösemi hastalığıyla mücadele edebilmek amacıyla kurulan vakfın, kısa bir sürede hızla büyümesinin, toplumun lösemi hastalığına karşı bilinçlendiğini göstermesi bakımından önemli olduğunu belirtti.

Vakfın, kurulduğu yıl, lösemili çocuklara küçük bir oyuncak almak, belirli ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla faaliyette bulunduğunu ifade eden Dr. Ezer, şöyle konuştu: “İkinci yılımızda, lösemili çocuklarımızı hayata bağlamak için değişik sosyal ve kültürel etkinlikler düzenledik ve Ankara’da, Türkiye’nin ilk Lösemili Çocuklar Hastanesi’ni kurduk. Hastanemiz, 2 yıldan beri ücretsiz sağlık hizmeti veriyor. Dördüncü yılımızda ise yine Ankara’da lösemili çocuklar için okul yaptırdık. Halen bu okulumuzda, lösemi hastası çocuklarımız eğitim ve öğretim görüyor. Çocukları lösemi hastası olan 800 aileye yardım ediyoruz. Her yıl 225 lösemi hastası çocuğa, 25 milyar lira eğitim ve sağlık bursu veriyoruz. Üye sayımız da her geçen gün artıyor, daha fazla destek görüyoruz.”

TÜRKİYE’DE HER YIL 1200-1500 ÇOCUK HASTALIĞA YAKALANIYOR

Türkiye’de her yıl 0-16 yaş grubunda 1200-1500 çocuğun lösemi hastalığına yakalandığını vurgulayan Dr. Üstün Ezer, şöyle devam etti: “Yapılan araştırmalar, dünyada her 1 milyonda 40 kişinin lösemi hastası olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de, lösemi hastalığı konusunda kesin bir araştırma olmamasına karşın, lösemi hastalığı oranının, dünya ortalamasından daha fazla olduğunu tahmin ediyorum. Her yıl 1200-1500 çocuğumuz lösemi hastalığına yakalanıyor. Türkiye’de lösemi hastalığının dünya ortalamasından fazla olmasının nedeninin, çevre faktörleri ve beslenmeyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Lösemi hastalığının tedavisi kadar, önlenmesi de çok önemli. Lösemi hastalığının tedavisi 50-100 milyar lirayı buluyor. Lösemiyle daha etkin mücadele etmek için toplum olarak seferber olmalı, özellikle hastalık oluşumuna neden olan etkenleri ortadan kaldırmaya çalışmalıyız.”

“KATKI MADDELİ BESİNLER, ÇOCUKLARDAN UZAK TUTULMALI”

Dünya Sağlık Örgütü tarafından çocuk sağlığına yönelik olarak yapılan araştırmaların, lösemi hastalığının arttığını ortaya koyduğunu, bu artışta çevre faktörleri ve beslenmenin çok etkin rol oynadığına dikkati çeken Dr. Ezer, şunları anlattı: “Lösemiyle daha etkin mücadele edebilmek, sağlıklı nesiller yetiştirmek için öncelikle kanser oluşumuna neden olan etkenleri ortadan kaldırmak zorundayız. Bu anlamda, doğal besinlerle büyütülen çocukların daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Özellikle kanserojen madde içeren katkı maddeli besinlerden çocukların uzak tutulması gerekir. Vakıf olarak bu konuda da yoğun bir çalışma içindeyiz. Doğal besinler kanserojen maddeler içermedikleri için, çocuklarımız için çok önemli. Ayrıca çocuklarımızı daha temiz bir çevrede yaşatmak zorundayız. Nükleer atıklar, radyasyon, kimyasal maddeler ve ilaçlar, hızla toprağımızı, havayı ve suyu kirletiyor. Bu ortamda büyüyen çocukların hastalığa yakalanma riski artıyor. Türkiye’de, insanların özellikle lösemi hastalığının oluşmasına neden olan etkenlerin ortadan kaldırılması için daha duyarlı olmasını ve üzerlerine düşen görevi yapmasını istiyoruz. Bu anlamda LÖSEV’e daha fazla destek olunabilir.”

Dr. Ezer, Doğu Projesi kapsamında, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan 10 ilde “lösemi çocuk merkezleri” açacaklarını da sözlerine ekledi.