KALP-DAMAR HASTALIKLARI ÖNLENEBİLİR OLDUĞU HALDE NİÇİN ARTIYOR?

Hastalandığımızda hızla tedaviye erişim ve yenilikçi tedaviler hayat kurtarıyor

Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin (ESC) dün Amsterdam‘da gerçekleşen kongresinde konuşan Hacettepe Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu, gerek Avrupa ülkelerinde gerek ülkemizde kalp damar hastalıklarının erişkinlerde en önde gelen ölüm nedeni olduğunu ve tüm nedenlerden ölümlerin yaklaşık yarısını oluşturduğunu belirterek ülkemizde ve dünyada kalp hastalıklarından ölümleri en aza indirebilmek amacıyla ulusal ve ulusalararası politikalar oluşturulduğunu söyledi.

Önceliğin herzaman önleyici tıpta olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Tokgözoğlu, “Modern tıbbın başarıları, etkin ilaçlar, halkın bilinçlenmesi ve hizmete ulaşmadaki kolaylıklara rağmen hasta sayısı yeterince azalmamaktadır. Bunun nedenini anlamak için kalp damar hastalıklarının niçin oluştuğunu irdelemek gerekir. Aslında bugünkü bilgilerimize göre kalp damar hastalıklarına yol açan nedenlerin çoğu önlenebilirdir.Kalıtsal eğilimlerle kalp damar hastalığı olanlarda bile hastalığı geciktirmek mümkündür. Kalbe ve beyine giden damarların yapısını bozup, daralıp tıkanmasına yol açan risk faktörlerinin başlıcaları sigara tüketimi, kan basıncının yüksek seyretmesi yani hipertansiyon, şeker hastalığı, kan yağlarından özellikle LDL kolesterol (yani kötü kolesterolün) yüksek olması, özellikle karın bölgesinde kilo fazlalığı, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşamdır. Kalp hastalıkları ve inme sebepli erken ölümlerin büyük çoğunluğu, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, tütün dumanından kaçınma ve mevcut risklerin tedavisi (örneğin yüksek kan basıncının tedavi ile düşürülmesi) yoluyla önlenebilmektedir. Bireyler kendi kalp ve damar hastalığı risklerini düzenli fiziksel aktivite yaparak, tütün kullanımından ve pasif içicilikten kaçınarak, meyve ve sebzeden zengin bir diyet seçerek, yağ, tuz ve şekerden zengin gıdalardan kaçınarak, Batı tipi diyet dediğimiz hazır ve işlenmiş gıdalardan uzak durarak ve sağlıklı bir vücut ağırlığını muhafaza ederek azaltabilirler” dedi.

Özellikle ülkemizde Avrupa ülkelerine kıyasla yüksek olan ölüm oranlarını düşürmek için yapılan girişimleri sorduğumuz Prof. Dr. Tokgözoğlu, ülkemizde kalp damar hastalıklarının diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha fazla olmasının başlıca nedenlerini; sigara ve tütün ürünleri tüketiminin hala yüksek olması, giderek artan kilo alımı, hareketsizlik ve sağlıksız beslenmeye bağlı gelişen metabolik sendrom sıklığının ve diyabetin özellikle kadınlarda hızla artması olarak gösterdi.

Hareketsizlik: Türk insanında kilo artışının ana nedeni.

Prof. Dr. Aytekin Oğuz yönetiminde gerçekleştirilen PURE çalışması sonuçlarına vurgu yapan Prof. Dr. Tokgözoğlu, “Kadınlarda obezite oranı 63.2, erkeklerde ise yüzde 32 olarak bulundu. Ülkemizde insanlar zamanının çoğunu oturarak geçiriyor. 35-70 yaş arasında erkeklerde günde oturma süresi 6.3 saat iken bu süre kadınlarda 6.2 saat. Hafta sonunda ise erkekler günde 6.2 saat otururken kadınlar 6.5 saat oturuyor. .

‘25 e 25’ Projesi

Bütün dünyada kalp damar hastalıklarının adeta bir salgın hale gelmesi nedeniyle Dünya Sağlık Örgütü ve farklı Kardiyoloji Derneklerinin bir araya gelerek ’25 e 25’ projesini başlattıklarını anlatan Prof. Dr. Tokgözoğlu, ‘25 e 25’ Projesi’nin hedefinin 2025 yılında bu hastalıkların yol açtığı erken ölümleri yüzde 25 oranında azaltmak olduğunu söyledi.

Bu hedefe ulaşabilmek için belirlenen basamaklardan birkaçı aşağıda:

* Hareketsiz yaşam tarzını yüzde 10 azaltmak

* Aşırı alkol alımını yüzde 10 azaltmak

* Tuz tüketimini yüzde 30 azaltmak

* Sigara içiciliğini yüzde 30 azaltmak

* Yüksek tansiyonu yüzde 25 azaltmak

* Diyabet ve şişmanlıktaki artışı durdurmak

Ülkemizde Ulusal Kalp Sağlığı Politikası Kapsamında Yapılan Birçok Çalışma Var

Prof. Dr. Tokgözoğlu: Aslında Avrupa’nın ilk Ulusal Kalp Sağlığı politikası dokümanlarından biri 2007 yılında Türk Kardiyoloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı işbirliği ile hazırlandı. Ulusal Kalp Sağlığı Politikası dokümanı, Türkiye’de kalp ve damar hastalıklarının şu andaki durumunu ve önümüzdeki 10 yıl içindeki gelişimini dikkate alarak kalp ve damar hastalıklarının milletimiz için olumsuz etkisini en aza indirmek üzere geliştirilmesi gereken stratejileri belirlemek ve bu konuda siyasal otoriteye gerekli ipuçlarını sunmak üzere hazırlandı. Bu çalışmada öncelikli sorunlar belirlendi ve aksiyon planları çıkarıldı. Bu dokümanda saptanan öncelikler doğrultusunda yürütülen ‘Sigara ve obezite ile savaş’ programları, ‘10.000 adım’ programı, ‘12/8’ programı gibi birçok halk bilinçlendirme projesiyle farkındalık arttı ve risk faktör kontrolünde bir miktar başarı sağlandı”

Önleyici tıbba rağmen kalp krizinde:

Hızla Müdahale ve Yenilikçi Tedaviler

Kalp damar hastalıklarının en korkulan sonucu kalp krizidir, çünkü ölümle veya kalpte kalıcı hasar nedeniyle hayat kalitesinde önemli düşme ile sonuçlanabilir. Ancak hastalara kılavuzların öngördüğü modern tedavileri sunabilirsek olumsuz sonuçları minimuma indirmenin mümkün olduğu kanıtlanmıştır. Nitekim kılavuzların öngördüğü modern tedavilerin uygulanması ile son yıllarda kalp krizine bağlı hastane içi ölümler azalmıştır. Bu tedavilerin hızla yapılması gerekmektedir, çünkü vakit kaybedildikçe kalpte hasar artar ve komplikasyonlar artar.

“Tedaviye hızlı erişimin hayat kurtardığını biliyoruz.”

Ülkemizde kalp krizi geçirmekte olan hastaların ağrı başlayınca hemen hastaneye başvurma oranlarının düşük olduğunu belirten Prof. Dr. Tokgözoğlu, “Geçer diye bekleyen, mide ağrısı olduğunu varsayıp dikkate almayan, gece ağrı başlarsa sabahın gelmesini bekleyen çok sayıda hasta olduğu yapılan çalışmalarda saptanmıştır. Üstelik hastaların yarısından fazlası ambulans yerine özel araçla gelmeyi tercih etmekte,bunların oluşturduğu zaman kaybı hasta sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Halbuki zamanında ve ideal tedavi ile ölüm oranı çok düşer. Kalp krizi ile başvuran hastada 90 dakika içerisinde tedavinin başlaması ve tıkanan damarın açılması ve kılavuzların öngördüğü ilaç tedavilerinin uygulanması hayat kurtarır. Bu konudaki bilinçlenmeyi artırma amacıyla Türk Kardiyoloji Derneği tarafından pilot illerde gerçekleştirilecek bir başka bilinçlendirme projesi de ‘An Meselesi Can Meselesi Projesi’ olacak” dedi. ‘An Meselesi Can Meselesi’ projesi uluslararası bir başka proje olan ‘Hızlı Davran Hayatını Kurtar (Stent for Life – SFL)’projesi kapsamında gerçekleştirilecek.

Nitelikli Hastane – 112 koordinasyonu ile sistem hızlandırılıyor.

Hastaya sadece ağrıyı ciddiye alma bilinci kalıyor.

Prof. Dr. Tokgözoğlu, 2009 öncesine ülkemizde kalp krizi nedeniyle gerçekleşen hastaneye yatışın yıllık yaklaşık 100.000 olduğunun sanıldığını, bu yıllarda hastanelere başvuranlarda hastalar için en başarılı tedavi olan primer perkutan girişim uygulanma oranlarının çok düşük olduğunu söyledi. Türk Kardiyoloji Derneği’nin; Avrupa Kardiyoloji Derneği şemsiyesinde Hızlı Davran Hayatını Kurtar (Stent for Life – SFL) isimli projeyi başlattığını, burada amacın kılavuzlarda tanımlanan ideal tedaviye hastanın hızla erişimini sağlamak olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tokgözoğlu, “Hızlı Davran Hayatını Kurtar projesine 2009 yılında toplam 18 il 23 merkez alındı, Pilot illerimizdeki SFL merkezlerinin belirlenmesinden sonra 112 Acil Servis Hizmetleri ile koordine hasta transferi başlatıldı. Tüm bu çalışmalar sonucunda 2011’de bu merkezlerde ideal tedavi kabul edilen perkutan girişim oranları %90’a ulaştı” dedi.

Prof. Dr. Tokgözoğlu, “Sonuç olarak ideali kalp damar hastalıklarını önlemek, eğer bu mümkün olamazsa da zamanında uygulanan güncel tedavilerle hasar ve ölüm oranını en aza indirmektir” diyerek sözlerini tamamladı.