GRİP TATİLDEN DÖNDÜ

Kadıköy Şifa Hastanesi‘nin uzman doktorlarına göre; tedavi edilmediği takdirde bağışıklık sistemini zayıflatarak ölüme neden olabilecek gribi önlemenin yolu, grip aşısından geçiyor.

Küresel ısınmanın ve etkilerinin yeni mikroplar çoğaltarak olası grip salgınlarını daha da arttıracağını belirten Kadıköy Şifa Hastanesi doktorlarından dahiliye uzmanı Dr. Deniz Hızlıbacak; alınacak en iyi önlemin grip aşısı olduğunu belirtiyor.

Sonbaharın gelişiyle grip vakalarında ciddi bir artış gözlemlendiğini söyleyen Dr. Deniz Hızlıbacak; “ Grip aşısı canlı olmayan viral aşıdır ve içeriği düzenli olarak Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenir. Her yıl yeniden hazırlanan aşıda, o yıl toplumda görülmesi beklenen en olası üç virüs bulunur. 1889 yılından bu yana dünyada beş kez pandemi (tüm dünyayı etkileyen salgın) görülmüştür ve dünyayı yeni salgınlar beklemektedir. Gribe yakalanan 500 milyon kişiden ortalama 500 bininin öldüğünü göz önünde bulunduracak olursak, gribin önüne geçecek en iyi yol, olası salgınlardan önce, grip aşısı yaptırmaktır diyebiliriz.”

Hasta kişilerin hapşırması, öksürmesi gibi yollarla mikropların havaya saçılması sonucu bulaşan gribi önleyecek aşının; Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında yapılması gerekiyor. Dr. Deniz Hızlıbacak; aşının, her zaman tam donanımlı hastanelerde hekim kontrolünde yapılmasını, buzdolabında saklanmasını ve kesinlikle dondurulmamasına dikkat çekiyor.

“İnfluenza” denilen virüs, solunum yoluyla insan vücuduna girerek; özellikle ilkbahar başı, sonbahar sonu ve kış aylarında salgın ve bulaşıcı bir hastalık olan gribe dönüşüyor. A, B, C olmak üzere 3 tipi bulunan salgına sebep olan ve en tehlikelisi olarak bilinen A tipi virüs, insan ve hayvanlarda görülüyor. B tipi virüs yalnızca insanları özellikle de çocukları etkilerken, C tipi virüs ise en hafif form olup, salgına sebep olmuyor.

Kadıköy Şifa Hastanesi dahiliye uzmanı Dr. Deniz Hızlıbacak’a göre; halk arasında basit bir hastalık olarak bilinen grip; doğru tedavi edilmediği takdirde ölümcül bir hastalığa dönüşebiliyor. Dikkat edilmezse, iki ve ya üç günlük kuluçka dönemi sonrası; ateş, kırıklık, vücut ağrısı, üşüme ve burun akıntısı ile başlayan grip, zatürreye neden olabiliyor. Özellikle yaşlılar, kronik kalp-damar rahatsızlığı olanlar ya da akciğer ve böbrek bozukluğu olan hastalar, gripe yakalandığında büyük bir risk altında bulunuyor.

Nezle, farenjit, bronşit gibi hastalıklarla benzer özellikler gösteren gribin başlıca belirtileri; halsizlik, baş dönmesi, öksürük, aşırı yorgunluk, burun akıntısı, kırıklık, baş ağrısı, bitkinlik, eklem ağrısı, kas ağrısı ve iştahsızlık olarak görülüyor.

Her yıl dünya nüfusunun yüzde 20’sinin gribe yakalandığını belirten Dr. Deniz Hızlıbacak; 65 Yaş ve üstü kişiler, şeker hastaları, kronik akciğer hastaları, kronik kalp-damar hastaları, kronik kan hastalığı olanlar, kanser hastaları, huzurevi, bakımevi gibi ortamlarda yaşayanlar, bebek bakıcıları ve sağlık personeli gibi grupların mutlaka grip aşısı olması gerektiğini vurguluyor. Bunun yanı sıra; grip aşısının tavuk yumurta embriyosundan yapıldığını söyleyen Dr. Deniz Hızlıbacak; altı aylıktan küçük çocuklara, hamileliğin ilk 3 ayının içinde olanlara ve yumurta, protein alerjisi olanlara grip aşısı yapılmamasını belirtiyor.

Etkisini iki ve ya üç hafta içinde gösteren grip aşısı salgından en az iki hafta önce yapılmalı ve her yıl düzenli olarak tekrarlanmalı diyen Dr. Deniz Hızlıbacak; diğer aşılarla birlikte yapılabileceğine de dikkat çekiyor. Altı ile on iki hafta boyunca kişiyi salgından koruyan aşı; yüzde 70 ila yüzde 80 arasında gribi engelliyor. Gençleri ileri yaş grubuna göre daha fazla koruyan grip aşısı, Ramazan ayında da, iftar sonrası yaptırılmasında hiçbir sakınca bulunmuyor.

Ağrı, şişlik, kızarma, ateş, kırıklık, yorgunluk, terleme ve alerji gibi bazı yan etkilerin görülebileceğini belirten Dr. Deniz Hızlıbacak: ”Grip aşısının yan etkileri bir veya iki gün içinde kendiliğinden geçer ve tedavi gerektirmez” diyerek korkulacak bir şey olmaması gerektiğinin altını çiziyor.