DERİ RENGİNE GÖRE İLAÇ!

Bilim dünyası şimdi bu sorunu tartışıyor. Hayati ilaçlara farklı tepkiler veren siyah ve beyazları kategorize ederek farklı genetik yapılara göre ilaç geliştirmek ırkçılık mıdır?

Deri rengi reaksiyonu değiştiriyor

Yoksa tabulara boyun eğerek siyahların farklı genetik yapılarını görmezden gelip, araştırmaları buna göre yönlendirmemek mi ırkçılıktır? Hürriyet yazarı Ayşe ÖZEK KARASU köşesinde bu konuyu irdelemiş.

Yoksa tabulara boyun eğerek siyahların farklı genetik yapılarını görmezden gelip, araştırmaları buna göre yönlendirmemek mi ırkçılıktır? Tıp dünyası, çok somut verilerden yola çıkarak, deri rengine göre ilacın kaçınılmaz olduğu görüşünde.

‘‘DERİ rengine göre ilaç vermek ırkçılıksa, evet biz ırkçıyız.’’ Tıp dünyasındaki genel eğilim şimdi böyle. Tıp adamlarının büyük çoğunluğu ‘‘siyaseten doğru’’ olmak adına siyahla beyaza eşit muamele yapılmasına karşı çıkıyor. Özellikle son bir yıldır ABD’de ön plana çıkan bu tartışmada taraf olan hekimler, farklı genetik kökenden gelen hastalara daha ‘‘adil’’ bir tedavi uygulamak için ‘‘ırksal özelliğin’’ kuvvetle vurgulanması gerektiğini savunuyorular.

New England Journal of Medicine geçenlerde bir araştırmanın sonuçlarını yayınladı. Buna göre ‘‘Enalapril’’ adlı kalp ilacı, rengi siyah ve beyaz olan hastalarda farklı sonuçlar veriyordu. Siyahlar, bu ilaca karşı daha az duyarlılık gösteriyordu. Bu nedenle de daha sık hastaneye başvurmak zorunda kalıyorlardı. Dergideki yazı çok dikkatlice kaleme alınmıştı: ‘‘Siyah ve beyazın ilaca farklı reaksiyon göstermesinin nedeni, farklı yaşam tarzları olabilir!’’

Ancak, iki grup arasındaki reaksiyon farkı, etkin maddeyi özümseyen enzimlerin farklılığından da kaynaklanıyor olabilirdi. Tansiyonu yükselten azot, siyahlarda daha düşük değerde bulunduğu için, Enalapril beklenen etkiyi göstermiyordu.

Sadece bedensel değil, ruhsal hastalıkların tedavisinde de, aynı ilaç siyah ve beyaz ırk üzerinde farklı etki yaratıyor. Örneğin Prozac. Bazı Amerikalı hekimler, bu antidepresanı siyahlara daha düşük dozda vermeye başladılar. Çünkü Afrika kökenlilerin metabolizması Prozac’ı, beyazlara ve Asyalılara göre daha yavaş işliyor. Bu ilaç siyahların yüzde 40’ında istenmeyen etkilere yol açıyor.

İşte bu tür araştırmalar, ABD’de bilimsel olarak kapanmış bir mesele gözüyle bakılan ırk sorununu yeniden gündeme getiriyor. Ancak ABD, etnik grupları bilimsel olarak sınıflandırma girişimlerine fena halde alerjik reaksiyon gösteriyor. En son, 1994 yılında yayınlanan ‘‘The Bell Curve’’ adlı kitap yüzünden çok alevli tartışmalar çıkmıştı. Kitabın yazarları psikolog Richard Herrnstein ve sosyolog Charles Murray, insanları ırklara göre zeka kategorilerine ayırmış, Asyalı ve Yahudileri en üst sıraya siyahları da en dibe yerleştirmişlerdi. Üstelik bu sınıflandırma sosyolojik nedenlere değil, tamamen genetik argümanlara dayanıyordu. Bilim dünyası bu tezi nefretle reddetmişti,

Ancak son bir yıl içinde ırk sorunuyla ilgili tüm tabular kalkmış görünüyor. Örneğin geçen mart ayında Amerikan Sağlık Bakanlığı tarihinde ilk kez sadece siyahları hedef alan bir klinik çalışma başlattı. Bu deney çerçevesinde, kandaki azot düzeyini artıran bir ilaç test edildi. İnsan hakları örgütleri de bu çalışmaya onay verdi.

RENK DEĞİL COĞRAFYA

Ancak genetik alanındaki son bulgular, tıp adamlarının ırksal özelliğe göre ilaç tezine son derece ters düşüyor.

Yeni bulgulara göre insanın salt deri rengi değil, evrim süreci içinde atalarımızın yaşadığı bölgelere göre geçirdiği genetik mutasyonlar önem kazanıyor. Bir araştırmaya göre insan ırklarının tamamı genetik açıdan yüzde 99.9 oranında benzerlik gösteriyor. Ancak bütün mesele de aradaki yüzde 0.1’lik farkta yatıyor.

İnsanların ilaca verdiği tepkinin renkle hiç ilgisi olmadığını, esas olarak coğrafyadan kaynaklanan genetik mutasyonların rol oynadığını, İngiliz genetikçi David Goldstein keşfetti. Farklı ülkelerden denekler üzerinde çalışan Goldstein, ilaca verilen reaksiyonun dört ayrı coğrafi gruba ayrıldığını tespit etti: Batı Avrasya, Orta ve Güney Afrika, Çin, Yeni Gine. Bugüne kadar yapılan bütün genetik sınıflandırmalarla çelişen bu teze göre örneğin bir Etiyopyalı bir Norveçli ile aynı kategoriye giriyor. Yani arada hayli geniş bir renk skalası mevcut.

Eğer bu tespit gerçeği yansıtıyorsa, deri rengine göre ilaç reçetesi de suya düşüyor. İşte tam bu noktada bu sefer de bireysel gen testleri devreye giriyor. Gen teknolojisi alanında çalışan şirketler ileride, hastanın nasıl bir ilaç kullanması gerektiğini belirleyecek gen testleri geliştirecekleri sözünü veriyorlar. Genome Projesi’nde çalışan Craig Venter’in şirketi şu anda milyonlarca dolara mal olan gen testini gelecekte bin dolara kadar aşağı çekebileceğini açıklıyor.

Ancak bireysel genetik yapıya uygun ilaçların geliştirilip geliştirilmeyeceği meçhul. İlaç firmaları, sadece birkaç kişinin işine yarayacak ilaçlar için milyonlarca dolarlık yatırım yapmak istemiyor.

Hürriyet Gazetesi Yazarı: Ayşe Özek Karasu