BÖBREK TAŞLARINDAN YAKINANLARA “TAŞ” DİYETİ!

Ülkemizde yaygın görülen sağlık problemlerinden biri olan böbrek taşlarının 5 yıl içinde nüks etme oranı yüzde 35 gibi yüksek bir oran. Yani, her üç hastadan biri, yıllar içinde, böbrek taşlarıyla tekrar savaşmak zorunda kalabiliyor. Aslında bilinçli beslenerek taşların yeniden oluşmasını bir miktar da olsa önlemek mümkün. Bunun için uzmanların önerdiği formül: “Taş” diyeti!”

Ülkemizde yüzde 15- 20 gibi yüksek bir oranda görülen böbrek taşları, şiddetli ağrılarla seyrederek yaşam kalitesini düşürebilen ve böbreklerde fonksiyon kaybına yol açabilen ciddi bir hastalık. Üstelik böbrek taşlarının 5 yıl içinde tekrar ortaya çıkma riski yüzde 35 gibi yüksek bir orana sahip. Yapılan çalışmalara göre beslenme alışkanlıklarına dikkat eden hastaların yüzde 50’sinde böbrek taşı oluşumu önlenebiliyor. Fakat bunun için sıkı bir diyet uygulanmasına da gerek yok. Acıbadem Bağdat Caddesi Polikliniği’nden Üroloji Uzmanı Dr. Murat Tuğrul Eren, böbrek taşı oluşumunu önlemek için önerilen “Taş Diyeti” hakkında bilgi verdi:

NASIL BESLENMELİ?

Bilinçli beslenerek böbrek taşının yeniden oluşumunu önleyebilir veya geciktirebilirsiniz. Böbrek taşı oluşumunu önlemek için;

Herhangi bir besin grubunda aşırıya kaçmayın: Tüm besin gruplarının katkıda bulunduğu ama herhangi birinin tüketiminde aşırıya kaçılmadığı sağduyulu bir diyet uygulayın. Çünkü her ne kadar taş oluşumunun diyetle bağlantıları büyük oranda bilimsel olarak aydınlatıldıysa da hala bilinmeyen faktörler olabilir ve sizin aşırı tükettiğiniz gıda taş oluşumunu tetikleyebilir.

Her gün en az 2 litre su için: Bol su tüketimi, idrar miktarını artırarak idrarda daha fazla fazla maddenin kristalleşmeden çözülebilmesini sağlıyor. Ayrıca idrar yolundaki kristallerin veya taşların vücuttan atılmalarına yardım ediyor. Bu nedenle her gün en az 2 litre su tüketmeye özen gösterin. Sıvı alımını 24 saatlik süreye eşit olarak dağıtın ve egzersiz gibi efor gerektiren durumlardan sonra ekstra su tüketin. Aklınızda bulunsun, idrar kokusuz ve açık sarı ise bu vücuda yeterince su alındığı anlamına geliyor. Bunun aksine idrarın kokulu ve koyu sarı olması, yeterli su tüketilmediğine işaret ediyor!

Tuz tüketimine dikkat edin: Tuz, böbrek taşının en sık görülen bileşimi olan kalsiyum ve oksalatın böbrekten daha fazla atılmasına yol açıyor. Bunun sonucunda da mineraller idrarda birikerek taş oluşumuna neden oluyor. Bu yüzden tuz tüketiminden mümkün olduğunca kaçının.

Hayvansal proteini 150 gramla sınırlayın: Bu grup protein de tıpkı tuz gibi kalsiyum ve oksalatın böbrekten daha fazla atılmasına neden olarak böbrek taşının oluşumuna zemin hazırlıyor. Olumsuz etkileri nedeniyle et, süt ve yumurta gibi hayvansal proteinin tüketimini günde 150 gramla sınırlayın. Eğer bir öğünde fazla protein tüketmişseniz, bir sonraki öğünde sebze ağırlıklı beslenin.

Oksalat içeren besinlerden uzak durun: Oksalat aslında hemen her besinde bulunuyor. Sağlığınız için oksalat içeren domates gibi önemli sebzeleri sofrada bulundurmanız şart. Ancak çerez (özellikle kabuklu yemişler), çay, kahve, sigara,ıspanak, kakao, çilek gibi, sağlığınız için çok elzem olmayan oksalat yönünden zengin besinlerin tüketiminden kaçınabilirsiniz. Ayrıca içeriğinde oksalat bulunan buğday nedeniyle çavdar ve kepek ekmeğini de sınırlı miktarda yemeye çalışın.

Liften zengin sebze meyveye ağırlık verin: Kabızlık böbrek taşının oluşumunu tetikleyen bir etken. Çünkü bu süreçte kalsiyum ve oksalat maddeleri bağırsaklarda daha fazla emiliyor, bunun sonucunda da böbrekten atılan miktarları artıyor. Kabızlığı önlemek için bol bol liften zengin meyve ve sebze yiyin.

Salatanıza bol limon sıkın: Limon taş oluşumunu önleyen ‘sitrattan’ zengin bir besin. Uzmanlar taş oluşumunu önlemek için her gün taze sıkılmış yarım limon suyu almanızı öneriyorlar.

Greyfurdu beslenme listenizden çıkarın: Yapılan araştırmalar sonucunda greyfurdun taş oluşumuna yol açtığı ortaya konmuş.

Doktorunuz önermediği sürece kalsiyum alımını kısıtlamayın: Yapılan çalışmalar kalsiyum tüketiminin böbrek taşı oluşumunda önemli bir rol oynamadığını ortaya koydu. Üstelik kalsiyum güçlü kemiklere sahip olmamız için çok önemli bir iyon. Dolayısıyla doktorunuz önermediği sürece kalsiyum tüketimini kısıtlamanıza gerek yok. Günlük kalsiyum gereksinimi 800 mg olarak belirleyen uzmanlar, yetişkinlerin günlük 1000 mg kalsiyum almalarını öneriyorlar.

NASIL BİR YAŞAM SÜRMELİ?

Bol bol hareket edin: Böbrek taşının oluşumunu önlemek için beslenmenize dikkat etmenizin yanı sıra, hareketli bir yaşam sürmeyi de alışkanlık haline getirmeliniz. Çünkü bol hareket vücuttaki her türlü mekanizmayı dengeli hale getiriyor. Bunun aksine sedanter bir yaşam ise böbrek taşına yol açan maddeler de dahil olmak üzere vücuttaki birtakım maddelerini daha fazla salgılanmasına yol açıyor. Bunun için özel bir egzersiz yapmanıza gerek yok, isterseniz her gün yürüyüşe çıkabilir veya istediğiniz bir spor türünü uygulayabilirsiniz. Hiçbir şey yapamıyorsanız, asansör yerine merdiven tercih edin, arabanızı gitmek istediğiniz mekandan daha uzağa park edin ve masa başında çalışırken düzenli aralıklarla kalkarak hareket edin.

Stresten uzak durun: Yapılan çalışmalar stresin de böbrek taşının oluşumunda rol üstlendiğini ortaya koymuş. Her ne kadar bunu başarmak kolay olmasa da, mümkün olduğunca stresli ortamlardan uzak durun ve sakinleşmek için çeşitli yöntemlerden faydalanın.

Böbrek taşları nasıl oluşuyor?

Böbrekler, yaşamsal faaliyetlerimiz için ihtiyaç duyulan biyokimyasal işlemlerin sonunda oluşan atık maddelerin vücuttan atılmasını sağlayan bir organ. Bunun yanı sıra vücut için gerekli olan bazı maddelerin seviyesini ayarlamak gibi bir işlev de üstleniyor. Bu atık maddeler idrar yoluyla vücuttan atılıyor. İdrarda kristal ve taş oluşumunu önleyecek bazı kimyasal maddeler de bulunuyor. Fakat bazı kişilerde bu önleyici mekanizma tam olarak işlev göremiyor. Böbrek taşları da, fazla miktarda olduklarında idrarda çözülemeyen maddelerin kristalleşmesi sonucu oluşuyor. Kalsiyum oksalat ve kalsiyum fosfat, idrarda en sık taş oluşturan mineral tuzlardan.

Neden ortaya çıkıyor?

Böbrek taşlarının oluşum nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte bazı risk faktörlerinin etkili olduğu düşünülüyor. Bunlar;

Genetik etkenler,
Böbrek hastalıkları,
Böbrekte yapısal bozukluklar,
Bazı ilaçlar,
Bazı bağırsak hastalıkları,
Hipertiroidi gibi tiroit hastalıkları,
Beslenme alışkanlıkları,
Yetersiz sıvı alımı,
Stresli veya sedanter bir yaşam,
Sıcak iklimde yaşamak olarak sıralanabilir.

Ağrı en tipik belirtisi

Böbrek taşları değişik şekil, renk ve boyutta oluyor. Örneğin deniz kumu zerresi kadar küçük olabildiği gibi 7 santime, hatta çok daha büyük bir boyuta bile ulaşabiliyor. Böbrek taşlarının bulunduğu konum ve boyutu da belirtilerin oluşmasında önemli bir rol oynuyor. Böbrek taşlarının en tipik belirtisi ise ağrı. Bu ağrı taşın yerine göre bel bölgesinde olabildiği gibi böbrek ile idrar torbası arasında bulunan böbrek yolundaki konumuna göre karın ve kasık bölgesine de yayılabiliyor. Bazen erkeklerde yumurtalıklara, kadınlarda ise vajinal dudaklara kadar ilerleyebiliyor. Ağrı ile birlikte bazen bulantı, kusma hatta ateş bile görülebiliyor. Ağrının şiddeti ise hastadan hastaya değişebiliyor. Bazılarında çok hafif seyrederken, bazılarında ise hastayı kıvrandıracak ve acil müdahale gerektirecek kadar şiddetli olabiliyor.

Sinsice büyüyerek kalıcı hasar oluşturabiliyor!

Böbrek taşları bazen böbrek fonksiyonunu bozuncaya veya kalıcı hasarlar oluşturuncaya dek belirtisiz büyüyebiliyor. Bu nedenle, özellikle ailesinde böbrek taşı hikayesi olan kişilerin yılda bir kez ürolojik muayeneden geçmeleri öneriliyor.

Tanı rahatlıkla konulabiliyor!

Böbrek taşının tanısı için; ‘üriner sistem grafisi’ adı verilen röntgen, ultrason ve bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerinden faydalanılıyor. En basit yöntem olan üriner sistem grafisinde bazı taşlar görülmeyebiliyor. Ultrasonda ise taşlar böbrek yolundaki bazı yerlerde gözden kaçabiliyor. En etkili yöntem olan tomografide ise tüm vücut iki milimetre aralıklarla taranıyor ve kesin tanı kolaylıkla konulabiliyor.

Basit yöntemlerle kendiliğinden düşebiliyor!

Her böbrek taşının mutlaka tedavi edilmesi gerekmiyor. Bulunduğu konuma ve boyutuna bağlı olarak bazı taşların sadece izlenmesi yeterli. Böbrek taşının tedavisinde sorunun en az girişimle giderilmesi hedefleniyor. Bunun için de önce taşın kendiliğinden düşmesine yönelik tedavi uygulanıyor. Hastaya bol bol su içmesi, hareket etmesi (merdiven inip çıkmak, basketbol oynamak, dans etmek gibi) öneriliyor.

Böbrek yolundaki kanalların genişlemesi ve bu sayede taşın kolayca düşmesi için düzenli olarak taşın bulunduğu bölgeye sıcak uygulaması ( sıcak havlu konulması veya sıcak su dolu küvete ya da saunaya girilmesi gibi ) tavsiye ediliyor.

Ayrıca ağrıyı önlemek için ağrı kesiciler, iltihap varsa iltihap giderici ilaçlar veriliyor. Bu tedavilerle hasta ortalama olarak 1 ay boyunca takip altına alınıyor. Böbrek taşlarının çoğu önerilen tedavilerle kendiliğinden düşüyor. Eğer düşmezse, bu kez girişimsel yöntemlere başvuruluyor.

Ne zaman cerrahi müdahaleye gerek duyuluyor?

Eğer uygulanan tedaviden sonuç alınamazsa, hastanın şiddetli ağrıları varsa, taş bulunduğu yer ve boyutu nedeniyle riskli bir durum oluşturuyorsa hastaneye yatmak gerekebiliyor.

ESWL (Taş kırma yöntemi): Böbrek yolunda bulunan taşlar için halk dilinde “taş kırma” olarak bilinen ESWL yöntemine başvuruluyor. Bu yöntemde yüksek enerjili şok dalgaları ile taşların küçük parçalara ayrılması sağlanıyor.

Kapalı ameliyat veya endoskopik yöntem: Taşların boyutu büyükse ve bulunduğu yer itibariyle taş kırma yöntemini uygulamak mümkün değilse, kapalı ameliyat veya endoskopik yöntemden faydalanılıyor. Taşlar böbrek içinde ise günümüzde en sık uygulanan endoskopik yöntemde hastanın sırt bölgesinden yaklaşık bir santimlik kesi yapılarak kameralı aletler yardımıyla böbrek içine girilip taşlar çıkarılıyor. Taş böbrek yolunda veya idrar torbasındaysa idrar yolundan kapalı yöntemle girilerek yine kameralı aletler yardımıyla taşa ulaşılıp taş içeride kırılarak dışarı alınıyor.