V. ULUSLARARASI BESLENME VE DİYETETİK KONGRESİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

1992 yılından beri her üç yılda bir düzenlenen kongrede farklı ülkelerden konusunda uzman konuşmacılar bir araya geldi. Dört gün süren kongrede genler ve sağlıklı yaşam biçimi, diyet kalitesi, yeme davranışı bozuklukları ve tedavi yaklaşımı, bitkiler ve sağlık, diyetisyenlik mesleğinin geleceği gibi birbirinden önemli konular ele alındı.

Bu yıl beşinci kez düzenlen kongrenin onur konuğu ise, Washington’da bulunan Genetik Beslenme ve Sağlık Merkezi’nin kurucusu ve başkanı olan Dr. Artemis Simopoulos idi.

Simopoulos konuşmasında bireylerin genetik özelliklerinin Omega-3 yağ asidi metabolizmasını belirlediğini söyledi. Omega-3 yağ asitlerinin kalp-damar hastalıkları, diyabet ve kanser gibi kronik hastalıkların önlenmesindeki öneminİ açıkladı.

Bireylerdeki e-NOS, CETP, İL-6, TNFalfa, APOC3, LPL genlerinde görülen minik değişikliklerin (polimorfizim) bilinmesi halinde o kişinin Omega-3 yağ asitlerini doğru oranda almasını sağlayacağını anlattı. Genetik özelliklere göre yapılacak düzenleme ile doğru oranda alınacak Omega-3 yağ asitlerinin inflamasyonu (yangıyı) azaltan, kötü kolesterolü düşürüp iyi kolesterolü arttıran, damar sertliği ve damar tıkanmalarını önleyen, kalpte ritim bozukluklarını önleyen bir etkisi olduğunu vurgulayan

Dr. Simopoulos, bu konuda genetik varyasyonların önemine dikkati çekti. Ancak rastgele Omega 3 kullanımının bireyde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurgulayan Dr. Simopoulos özellikle genetik yatkınlıkların tespiti ile doğru ve etkili dozun belirlenebileceğinin altını çizdi.

Antioksidanlar ve beslenme konusunda yapılan panelde ise kanserden, kalp-damar hastalıklarından ve yaşlanmadan korunmada antioksidanların rolünün önemi vurgulandı. GSTM1, GSTP1, GSTT1ve MnSOD genlerindeki polimorfizimlerin vücuttan toksinlerin uzaklaştırılmasında ve serbest radikallerle mücadelede çok önemli rol oynadığı belirlendi. Bu genlerdeki polimorfizimlerin tespiti halinde uygulanacak özel beslenme programlarıyla bireylerin kanserler, kalp-damar, beyin-damar hastalıkları ve erken yaşlanmadan korunabileceklerinin altı çizildi.

Besin ihtiyaçlarının bireylere özel olduğunu belirten konuşmacılar, genetik yapının hem hastalıklara yatkınlık hem de besin ihtiyaçlarında önemli bir belirleyici olduğunu belirtti. Kongreye katılan dünyadan ve Türkiye’den çeşitli uzmanların konuşmaları ve bilimsel tartışmalarda varılan ortak sonuç, hastalıklardan korunmak ve sağlıklı olmak için genlere uygun ve doğru beslenmenin yerini hiçbir şeyin tutamayacağı; beslenme ve diyetin de her bireyin genetik yapısı doğrultusunda özel olması gerektiği belirtildi.