UYKUSUZLUĞU YENMENİN YOLLARI!

Uzmanlar, uykusuzluğun çeşitli nedenleri olduğunu belirterek, uyku sorunu çekenlere, boş yatakta beklemek yerine okumalarını tavsiye ediyorlar.

Dünyada birçok insan için uykusuzluğun en büyük sağlık problemlerinin başında geldiği bildirildi. Yorucu ve stresli geçen günün ardından uyuyamayan kişinin sosyal yaşamda da agresif ve başarısız olduğu belirtildi. Uzmanlar, uykusuzluğun çeşitli nedenleri bulunduğunu belirterek, uyuyamayan ve uykusuzluk çeken insanlara yatakta boş yere beklememelerini, kitap, gazete ya da dergi okumalarını önerdiler. Günlük streslerin yanı sıra strese bağlı travmatik durumların da uykuyu bozduğunu ifade eden uzmanlar, ‘Yatağa girdikten sonra uyuyamamak aslında çok rastlanan bir durum. Bu durumlarda yatakta yarım saatten fazla kalmamak gerekir. Uyuyamayan kişi kitap okumak ya da televizyon izlemek gibi atraksiyonlar sergileyerek zihnini dağıtırsa uyumak daha kolay olur. Ilık bir duş ise vücudu rahatlatır ve olaya farklı bir boyut katar’ dediler.

Psikolojik rahatsızlık

Prof. Dr. Sunar Birsöz, bazı psikolojik rahatsızlıkların bilinçli ya da bilinçsiz olarak uykusuzluğa neden olacağını belirterek, şöyle devam etti: ‘Depresyon, şizofreni ve mani-depresif durumlarda uyku eylemi çok zor gerçekleştirilir. Bu tür durumlarda ilaç ya da psikoterapi ile tedavi uygulanması gerekir. Bazı psikolojik rahatsızlıkları insan fark etmeyebilir ve bu durum gerilim yarattığı için uyku işlemi gerçekleşmez. Bu durumlarda bir psikoloğa görünmek sağlıklı bir yaşam için iyi olur.’ Bir insanın günde ortalama 7 saat uyuması gerektiğini vurgulayan Birsöz, şöyle konuştu: ‘Rüya, uykunun bekçisidir, uyku da vücudun. Dolayısıyla vücudun günde en az 7 saat uyuması gerekir. Yatağa yattığı halde uyuyamayan kişi, (Ben uyuyamayacağım) demek yerine (Ben uyumadan da durabilirim) derse, bu iyi bir psikolojik telkin olur ve uykuya karşı duyulan gerilimi azaltır.’

Biyoljik saat

Uzman Doktor İsmail Öktem de düzenli bir uyku için gereken en önemli koşulun vücudun sahip olduğu biyolojik saate dikkat etmek olduğunu söyledi. Öktem, biyolojik saatin bozulmasının uykusuzluğa ve ilerleyen aşamalarda da depresyona neden olacağını belirtti. İsmail Öktem, şunları söyledi: ‘İnsan vücudunun mükemmelliklerinden biri, kuşkusuz biyolojik saattir. İçimizdeki bu saat uykumuzu ayarlar. Düzenli olarak uyuyabilmek için gereken en önemli şart, erken yatıp, erken kalkmak. Günümüzün endüstriyel insanı ne yazık ki dengeli uyumayı bilmiyor. Gece geç saatlerde yatan insan hafta içi erken, hafta sonları ise geç saatte yatağını terk ediyor. Dolayısıyla biyolojik saat düzeni bozuluyor, uykusuzluk başlıyor. Kortizol adlı bir hormon bizim uykumuzu düzenler. Akşam saat 23.00’de yatan birinin vücudu sabah saat 04.00 gibi bu hormonu salgılamaya başlıyor ve saat 10.00 civarında en üst seviyede duruyor. Eğer bu saatten önce yatağı terk etmezseniz saatinizi bozarsınız.’

Algılama süreci

Türkiye’de dengeli beslenmenin de önemli bir sorun olduğuna işaret eden Dr. Öktem, dengeli ve sağlıklı beslenmenin uykusuzlukta çok büyük etkisi olduğunu belirterek, ‘Uykudan önce gıda almayın’ uyarısında bulundu. Öktem, şunları kaydetti: ‘Yatağa yattığınız zaman vücut bunu ancak 10-15 dakika sonra algılıyor. Bu süre içerisinde vücut hareketsiz kaldığında dolaşım yavaşlıyor, sindirim sistemleri duruyor, kalp atışı yavaşlıyor ve vücut uyku için gereken ortamı yakalıyor. Fakat uykudan önce besin maddesi, özellikle sindirimi zor karbonhidratlı ekmek, makarna, unlu mamül alındığında sindirim devam ettiği için kalp atışı düşmüyor ve organlar hızlı çalıştığı için uyku durumuna geçemiyor. O durumlarda da kişi yatakta dönüp duruyor. Bu sebeple uyku saatinden en az iki saat önce yemek durumunu bitirmek gerekiyor.