‘OSTEOPOROZ’A YENİLMEYİN!

“Somon Balığı” kadın ölümlerinin ikinci en büyük sorumlusu olan kemik erimesi (Osteoporoz) hastalarının hayatını kurtarıyor.

Osteoporozun teşhis ve tedavisinde sürekli yeni metodlar geliştiriliyor. Somon balığının laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilmesiyle elde edilen ‘salmon calcitonin’ hormonu da bunlardan biri. ‘Salmon calcitonin’ vücudumuzda var olan ve kalsiyum metabolizması içerisinde fizyolojik olarak da dengede yer alan çok önemli bir hormon… Böylece hastaya dışarıdan bir madde verilmeden, vücudun kendisine ait bir hormonla takviye yapılması ve kemik kalitesinin artırılması sağlanıyor.

Halk arasında “Kemik Erimesi” olarak bilinen Osteoporoz, 50 yaşın üzerindeki her 3 kadından 1’inin yaşamını tehdit ediyor. Kemik kütlesinde ve direncinde azalma ve buna bağlı gelişen kırıklarla karşımıza çıkan ve sık görülen bir kas iskelet sistemi hastalığı olan osteoporozun hastayı sakat bırakma olasılığı da çok yüksek…

Belirgin bir klinik bulgu vermeden uzun yıllar sinsice ilerleyen osteoporoz, neredeyse kemikler kırılmaya başlayıncaya kadar belirti göstermiyor. Uzmanlar, uzun süre ayakta durmakla ortaya çıkan bel ve sırt ağrıları, geceleri gelen kramplar, boy kısalması, ağırlık kaybı ile sıklıkla el bileği ve kalçada oluşan kırıkların osteoporozun en önemli belirtileri olduğunu ve mutlaka doktora gidilerek tedaviye başlanması gerektiğini belirtiyor.

Osteoporoz, kadın ölümlerinin ikinci en büyük sorumlusu!

Osteoporozun neden olduğu ağrılı kırıklar ve bunların deformiteleri, hastayı günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı hale getiriyor ve hatta yaşamı tehdit edecek kadar ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Yapılan araştırmalara göre AB’ye bağlı ülkelerde kalça kırıklarının neden olduğu genel ölüm oranları yüzde 15 -30 arasında değişiyor. Ölümlerin çoğu ise kırıktan sonraki ilk 6 ay içinde meydana geliyor.

KİMLER RİSK ALTINDA

Osteoporozun görülme sıklığı yaş ilerledikçe artıyor. Kemik dokusu hayat boyu kendini yeniliyor ve doruk kemik kütlesine yaklaşık 35 yaşında ulaşılıyor. Kadınlar bu yaştan sonra her on yılda bir, yüzde 3 ile 5 oranında kemik kütlesinden kaybetmeye başlıyor. Özellikle menopozdan sonra kemik kütle kaybı hızlanma gösteriyor. Çünkü menopozda vücutta kemik kütle üzerine koruyucu etkiye sahip olan östrojen hormonunun üretimindeki düşüş, kemik kaybını hızlandırıyor.

Osteoporozun gelişmesini kolaylaştıran en önemli iki faktör doruk kemik kütlesinin oluştuğu nokta ve onu izleyen kemik kütlesi kaybının hızıdır. Kadınlar 35 yaşına kadar kemiklerini ne kadar çok güçlendirirlerse, daha sonraki yıllarda da Osteoporoz’dan o oranda korunmuş oluyorlar.

Düşük kalsiyumla beslenme ve fiziksel aktivitenin yetersizliği doruk kemik kütlesi noktasına ulaşmada önemli rol oynuyor. Sigara, alkol ve kolalı içeceklerin tüketimi de iskeletin mineral içeriğini olumsuz yönde etkiliyor. İnce narin vücut yapısına sahip olanlar. beyaz tenliler, ailesinde kırık öyküsü bulunanlar, erken menopoz ve cerrahi uygulamalara bağlı menopoza girenler kortikosteroid, antiepileptik, antikoagülan, tiroid ve bazı kanser ilaçlarını kullananlar büyük risk taşıyor.

Önlem almak için geç kalmayın!

Kaybolan kemiği tekrar yerine koymak oldukça zor ve pahalıdır, ayrıca çok uzun zaman alır. Bu nedenle osteoporozu önlemek, tedavi etmekten daha kolaydır. Kalsiyumdan zengin besin maddelerini almak, sigara, alkol kahve ve kolalı içeceklerden uzak durmak, osteoporoza yönelik egzersizleri düzenli olarak yapmak ve güneş ışınlarından uygun bir şekilde yararlanmak önemli korunma yöntemleri arasında yer alıyor.

SOMON BALIĞI HAYAT KURTARIYOR

Osteoporozun teşhis ve tedavisinde sürekli yeni metodlar geliştiriliyor. Düzenli egzersiz, kalsiyumdan zengin beslenme gibi osteoporozu önleyici yöntemler, aynı zamanda tedavide de büyük yarar sağlıyor.

İlaç tedavisinin büyük önem taşıdığı osteoporozda Novartis’in geliştirdiği Miacalcic isimli ilaç, hastalara en doğal tedaviyi sağlıyor. Çünkü Miacalcic’in etken maddesi ‘salmon calcitonin’, salmon (Somon) balığının laboratuvar ortamında sentetik olarak üretilmesiyle oluşturuluyor. ‘Salmon calcitonin’vücudumuzda var olan ve kalsiyum metabolizması içerisinde fizyolojik olarak da dengede yer alan çok önemli bir hormon…. Böylece hastaya dışarıdan bir madde verilmeden, vücudun kendisine ait bir hormonla takviye yapılması ve kemik kalitesinin artırılması sağlanıyor.

Somon balıkları akıntıya karşı inanılmaz bir mücadele veriyor, bembeyaz köpüren suları aşıyor, çağlayanlardaki azgın dalgaları su yüzüne sıçrayarak geçiyor… Bir nehir yatağında başlayan hayatı okyanusun maviliklerinde olgunlaşıyor ve zamanı geldiğinde doğduğu nehir yatağına yeni hayatlar başlatmak ve kendi hayatını bitirmek için dönüyor…

RAKAMLARLA OSTEOPOROZ

50 yaşın üzerindeki her 3 kadından 1’inde görülüyor

Her 8 erkekten 1’inde görülüyor

Kadın ölümlerinin ikinci en büyük sorumlusu

Tüm dünyada yaklaşık 200 milyon kadın kemik erimesinden yakınıyor

Hasta başına tedavi maliyeti, 2001 yılı rakamlarına göre en az 50 milyar lira

Yaşam boyu risk kalça kırıklarında yüzde 16, omur kırıklarında ise yüzde 30’dan yüksek

Kemik erimesi 60-70 arasındaki kadınların yaklaşık üçte birini, 80 yaş ve üstü kadınların üçte ikisini etkiliyor.

1990 yılı rakamlarına göre tüm dünyada yaklaşık 1.2 milyon kalça kırığı, kemik erimesi ile ilişkili. Bu rakamın 2050 yılında 6.3 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor

AB ülkelerinde her 30 saniyede bir, kemik erimesine bağlı kırılmalar meydana geliyor

AB’ye üye ülkelerin 50 yaşın üzerindeki her 8 vatandaşından 1’inin sürekli kemik erimesine bağlı olarak omurları kırılıyor

Bu ülkelerde kalça kırıklarının neden olduğu genel ölüm oranları yüzde 15 -30 arasında değişiyor

Ölümlerin çoğu kırıktan sonraki ilk 6 ay içinde meydana geliyor

16 Avrupa ülkesinden 11’inde kemik erimesi konusunda toplumun bilinçsiz olduğu ortaya çıkmış

Araştırma yapılan ülkelerden Fransa, Almanya, İtalya, ABD, İspanya, İngiltere ve Japonya’da kemik erimesi olan kadınların tanı konulduktan sonra bile bu rahatsızlığı çok önemsemedikleri belirtiliyor

Kemik erimesi endişesiyle doktora başvuran hastaların yüzde 80’ine osteoporoz riskine karşı koruyucu ve önleyici reçete verildiği halde, bunların yüzde 63’ünün hiçbir ilacı kullanmadıkları ortaya çıkmış

Kemik erimesinden kaynaklanan işlev kaybı nedeniyle hastaların yatakta hareketsiz geçirdikleri gün sayısı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, miyokard enfarktüsü, inme veya meme kanserine göre çok daha fazla

Kemik ermesine bağlı kırıklar, deformasyona ve işlev kayıplarına neden olarak, insanların günlük yaşamlarını sürdürmelerini, rutin aktivitelerini geçekleştirmelerini önlüyor ve yaşamlarını sürdürmeleri için başka insanlara bağımlılıklarını artırıyor.