OBEZİTE

Şişmanlık; genelde hatalı beslenme sonucu vücutta fazla miktarda yağ toplanması ile ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Günümüzde gelişmiş ülkelerin bir çoğunda yaygın olarak görülen şişmanlık, ülkemizde özellikle de yetişkinler arasında sağlığı bozan en önemli ve en yaygın beslenme bozukluğunu oluşturmaktadır. (Seminer 2).

Obezite ve aşırı kilo uzun yıllar üzerinde çalışılan konulardandır. Gerek obezite gerekse beraberinde getirdiği medikal sorunlar geçmişte ve günümüzde bilimsel araştırmalara sıkça konu olmuştur. Fizyolojik, biyokimyasal ve genetik etmenlere ilişkin araştırma verileri şişmanlığın sadece basit bir irade gücü sorunu olmadığını, iştah düzenlenmesi ve enerji metabolizmasındaki bir düzensizlik sonucu ortaya çıktığını işaret etmektedir. (Sendrom).

Toplumumuzda obezite hâlâ hastalık olarak kabul edilmemektedir. Toplumdaki yanlış kanıların aksine obezite kültürel, sosyal, genetik, fizyolojik, davranışsal ve psikolojik faktörlerin kompleks etkileşimi sonucu oluşmaktadır. (Hacettepe).

Ve obezite pek çok sağlık sorununu beraberinde getirmektedir. Bunlar arasında; dislipidemiler, Tip 2 Diabetes Mellitus, Hiper Tansiyon, Koroner arter hastalığı, konjestif kalp yetmezliği, asteoatrit, bazı kanser çeşitleri (Prostat, meme, kolon, endemetriyum ca), abstrüktif uyku apnesi, solunum bozuklukları, safra kesesi taşları ve depresyon bulunmaktadır. (Hacettepe)

Obezite’nin ölçülmesinde kullanılan yöntemlerden birisi vücut kitle indeksi (Vki) dir. VKİ = Vücüt Ağırlığı (kg) / Boy uzunluğunun metre cinsinden karesi (m2) olarak hesaplanır ve sonuç aşağıdaki tablodaki değerlerle karşılaştırılır (Seminer 3).

Psikolojik Sorunlar

Obes olan bireyler görünümlerinden dolayı mutsuz ve endişelidirler. Genellikle aşağılık kompleksine kapılırlar. Bu durum çeşitli psikolojik bozukluklara yol açar. Bunlar ;

A) Anoreksiya ve Nervoza: 12-18 yaşlan arasında başlayan ve şişmanlamaya karşı ağır korku yüzünden, bilinçli olarak aşın zayıf kalma çabaları ile belirli bir bozukluktur.

Oluş nedenleri : Biyolojik ve psikososyal etkenlerin birlikte rol oynadığı sanılmaktadır.

a-) Biyolojik etkenler b-) Psikososyal etkenler

1. Psikodinamik açıdan anoreksiya nevrozada ağır cinsel çocuksuluk, cinsel ilişki kurma ve gebe kalmaya karşı aşırı korku, büyüme, anneden ayrılma, bireyleşmeye karşı aşın korku gibi çekirdek çatışmalar görülür.

2. Bu hastalarda çocuğun özerk gelişmesini güçleştiren onun çocuksu kalmasını destekleyen bir aile patolojisinin bulunduğunu savunanlar vardır.

3. Anoriksiyo Nemozay bir depresyon eşdeğeri olarak savunan görüşler vardır.

4. Toplumsal olarak zayıflığa , inceliğe çok değer veren kesimlerde bu hastalık sık görülür.

5. Anoriksiyo Neruozalı, çocuk ve delikanlıların ailelerinde daha çok; fazla ölüm ve ayrılma, ruh hastalıkları, alkol ve kumar sorunu ve başka aile sorunları olduğu belirlenmiştir.

Gidiş ve Sonlanış: Hastalık genellikle delikanlılık ya da ilk gençlik çağında başlar ve yıllarca sürer. Bu hastaların büyük çoğunluğunda ruhsal çökkünlük, obsesit kompülsütlük, psikoseksüel bozukluklarla birlikte görülür.(3)

B) Bulmiya Neruoza : Dönem dönem gelen aşırı yemek yeme, kilo alma ve bir yandan da kilo almayı durdurma çabaları ile belirli bir bozukluktur. Bu hastalar aşın yiyen ileri derecede şişman olan ve şişman kalan insanlardan farklıdır. Hasta aşırı yeme nöbeti başlayınca bütün çabalarına, korkularına, üzüntülerine karşın, yeme tutkusunu durduramaz. Kilo almayı önlemek için, hasta yediklerini kusar, iştah kesici, sürgün yapıcı, idrar söktürücü ilaçlar kullanır. Çoğu zaman fazla kilolu olmayabilir. Kilo alınca sürekli şikayet eder. Bu kişiler yaşamım büyük bir bölümünü yemek & yememek arasında bocalama içinde geçirir. Gizlice yerler ve çıkarırlar.

Bulmiya Neruozanın oluş nedeninin yineleyici tipte atipik depresyon olduğu belirtilmektedir. Bu hastalarda depresyon, obsesit kompulsit, fobik bozukluk ve panik hastalık görülür. Ayrıca çocukluk çağında cinsel saldırılara uğramış olma ve aile içi sorunlar dikkat çeker.(3)

OBEZİTEYE PSİKOLOJİK YAKLAŞIM

Şişmanlık oluşmasından sorumlu kesin psikolojik ve davranışsal özellikler olmamakla birlikte, obaz olguların bir alt grubunda duygusal kökenli aşırı yeme söz konusudur. Şişman olguların %10 kadarı genellikle de kadın olmak üzere sabah anoreksi ve akşam uykusuzlukla birlikte aşırı yeme davranışı gösterirler. Bu davranışlar genellikle stres etkenleri ile ilişkili olup etken ortadan kalkınca bu davranış da ortadan kalkar. Bu olguların küçük bir grubu da tıkınır şekilde yer. Beden imgeleri ile ilgili ciddi bozukluk vardır. kendilerini komik bulabilirler. Benlik saygıları düşük olup kendilik algıları olumsuzdur.

Bu olgular yemekleri daha az çiğnerler, daha hızlı yerler. Duyduğunu anlamazlar. Yeme davranışını durduracak düzenekleri eksiktir.

Psikoanalitik ekole göre şişmanlık çözümlenmemiş bağımlılık gereksinimini yansıtır. Oral döneme regresyon söz konusudur. Bazı araştırmalar bu bozukluğun bir depresyon eşdeğeri olduğunu düşündürmektedir. Gerçekte bu olgularda depresyon ve anksiyete sık olarak izlenmektedir. Şişmanlıktaki psikolojik nedenleri şişmanlığın sonuçlarından ayırmak kolay olmayabilir. Duygusal sorunları olan şişman olgular diyete tabi tutulduklarında anksiyete ve depresyon artış göstermektedir.

Obezitenin psikolojik adaptasyon ya da kişilik değişikliklerine yol açıp açmadığı bilinmemektedir. Obeziteye neden olacak psikolojik faktörler de net değildir. Yaygın inanış obaz kişilerin kendilerine az güvendiği yönündedir. Kesin etkilenen bir unsur ise vücut imajıdır. Medyada kadınların zayıf olması gerektiği vurgulanmakta ve adeta obez kişiler tembel ya da kontrolsüz olarak gösterilmeye çalışılmaktadır. İdeal olarak normal kilodan ziyade zayıflık empoze edilmektedir. Bu negatif imaj kadınları etkilemekte ve sosyal izolasyona yol açmaktadır. Zayıflık, imaj olarak yüksek sosyokültürel seviyedeki kadınlar için diğer kadınlardan daha önemlidir. Yine yaygın inanç obez bireylerde psikolojik bozuklukların daha fazla görüldüğüne dairdir. Ancak bu fikri destekleyen ve desteklemeyen araştırmalar bulunmaktadır.

Obez kişilere karşı sosyal bir önyargı oluşmuştur. Hem akademik ortamda, hem de iş ortamında obez bireylere karşı önyargı söz konusudur. Bu kişiler aptal, tembel, hilekâr ve amaçsız kişiler olarak algılanmaktadır.

Çocuklar arasında bile obez yaşıtlarına karşı bir önyargı söz konusudur. Obezite bireylerin sağlık personeli ile ilişkilerini de etkilemektedir. Sağlık personelinin obez hastalarına karşı negatif bir tutum sergilediklerini gösteren veriler bulunmaktadır. (Hacettepe).

Şişmanlığın oluşumu, karbonhidrat ve lipit metabolizması, diyet, ilaç, egzersizlerin etkinliği araştırılan bir araştırmada vakaların %75’inin stres yaratan çeşitli sorunları olduğu ve bu nedenle fazla yemek yediklerini ifade etmişlerdir.