KANSER TEDAVİSİNDE YÜZ GÜLDÜREN GELİŞMELER

Kanser tehdidi gün geçtikçe büyüse de tedavi başarı oranlarında da artık yüz güldüren sonuçlar alınabiliyor. Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar, daha radikal ameliyat yöntemlerinin kullanılması ve hastaların bilinçlenmesi, başarılı sonuçların alınmasını sağlayan en önemli unsurlar.

Kanser tedavisi başarı oranlarında artık yüz güldüren sonuçlar alınabiliyor. Kullanılan ilaçlar, daha radikal ameliyat yöntemleri ve hastaların bilinçlenmesi, kanser tedavisinde başarılı sonuçların alınmasını sağlıyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Onat ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı kanser tedavisinde yaşanan son gelişmeleri anlattı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre iki yıl sonra kansere bağlı ölümler kalp hastalıklarını geçecek, yani kanser tehdidi büyüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Kanser şu anda kalp hastalıklarından sonra ölüme neden olan en önemli ikinci hastalık. Ancak kanser görülme sıklığı gittikçe artmakta ve yıllar içinde kalp hastalığının da önüne geçme olasılığı var. Bunun artmasının nedenlerinin başında yaş faktörü geliyor. Yaşlı nüfusun artışı en önemli etkenlerden birisi. Günümüzde ölüm yaşı giderek yükselmekte. Bu her toplum için geçerli. Gelişmiş ülkelerde bugün ölüm yaşı 80’in üstüne çıkmış durumda. Türkiye’de ise 70 yaşın üstünde. Kanser her yaşta görülebileceği gibi daha çok orta yaş ve ileri yaş hastalığıdır. İnsanlar yaşadıkça kansere yakalanma riskleri de artmaktadır.Tabii her yaşta görülebilir ancak akciğer, barsak, prostat gibi sık görülen kanser türleri, daha çok orta yaşın üstünde görülür.

Bu artışı sizce ne tetikliyor?

Sigara kullanımı, beslenme alışkanlıkları, gıdalardaki katkı maddeleri, sanayinin yol açtığı hava kirliliği kanseri tetikleyen en önemli nedenler. Kansere neden olan bilinen etkenlerden mümkün olduğunca uzak kalmak kanserden korunmada çok önemli faktör. Cep telefonlarının kanser yaptığına dair kesin bir bilgi yok elimizde ama riski artırabilir.

Hasta profillerinde değişim var mı?

Gelişmiş ülkelerle gelişmemiş ülkelerde kanser görülme sıklığında farklılıklar vardır. Gelişmiş ülkelerde görülen bazı kanser türleri gelişmemiş ülkelerde görülmeyebiliyor. Ya da bunun tam tersi olabiliyor. Gelişmemiş ülkelerdeki kanserler genelde enfeksiyona bağlı kanserlerdir. Bunların başında karaciğer, lenf ve rahim ağzı kanseri gelmektedir. Bu kanser türleri gelişmiş ülkelerde ise daha az görülmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde de kanser görülme sıklığı artmaktadır; önümüzdeki dönemde gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde kanser hastalarının daha da çok artacağı öngörülmektedir. Bundaki en önemli neden; bu ülkelerde sanayileşmenin gelişmesi ve dolayısıyla hava kirliliğinin artması, beslenme alışkanlıklarının batılılaşması, katkı maddesi barındıran gıda maddelerinin daha fazla tüketilmesi ve sigara kullanımıdır.

Kanserin tedavi yöntemleri son yıllarda ne gibi gelişmeler gösterdi?

Kanser tanısının erken dönemde konulması, teknolojinin gelişmesi, hekimlerin bu konuda bilgilenmesi ve hastaların bilinçlendirilmesi ile tedavi yöntemlerinde önemli bir mesafe kaydedilmiştir. Kişilerin her yıl düzenli olarak check-up ve sağlık kontrolleri yaptırmaları, kansere yakalansalar bile erken tanı konulabilmesini ve iyileşme oranlarının yükseltilmesini sağlar. Hastalığın ileri dönemleri için ise ilaç tedavisinde çok büyük gelişmeler kaydedilmiştir. Kanserin ilerlediği hastalarda artık hedefimiz kişinin bu hastalıkla yaşamasını sağlamaktır. Son yıllarda hastanın ölümünü engelleyen ve yaşamasını devam ettirmesini sağlayan ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçları, “hedefe yönelik ilaçlar” olarak adlandırıyoruz. Kanserin gelişimini durdurabilen bu ilaçların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bunlar sayesinde hastaların ömrünün uzatılması mümkün hale gelmiştir.

“Kanser tedavisinde artık daha radikal ameliyatlar yapılıyor”

Kanser tedavisinde hangi yöntemler kullanılmaktadır?

Kanser tedavisinde üç farklı yaklaşım vardır. Bunlar genellikle birlikte kullanılır. Bunlardan birisi cerrahi, yani ameliyattır. İkincisi ilaç tedavisi yani kemoterapi ve biyolojik ilaçlar. (Hedefe yönelik ilaçlar, hormonlar vs), üçüncüsü ise radyoterapi yani ışın tedavisidir. Hemen hemen bütün kanser türlerinden bunların farklı kombinasyonları kullanılır. Kanserlerin hepsi tümöral bir doku yapmayabilir. Örneğin kan kanseri tümör kitlesine yol açmaz. Ama aralarında mide kanseri, böbrek kanseri, beyin kanseri gibi birçok kanser türü tümöre yol açar. Cerrahinin rolü; oluşan o tümörü ve onunla ilişkili dokuları çıkartmaktır. Buna ek olarak ilaç ya da ışın tedavisi uygulanabilir. Tabii bunların sıralaması değişebilir.

Cerrahi yöntemde son 10 yılda ne gibi gelişmeler yaşandı?

Son on yılda daha radikal ameliyatlar yapabilir olduk. Artık çok daha geniş ve agresif işler yapabiliyoruz. İkincisi, minimal invaziv cerrahi kanser tedavisinde de kendine yer buldu. Üçüncüsü, hastaya özel davranabiliyoruz. Örneğin, başta meme olmak üzere bir grup kanser ameliyatında eskiden her hastada koltuk altındaki bütün lenf nodları çıkartılıyordu. Ama günümüzde öyle teknikler gelişti ki, seçerek, ameliyat sırasında bir takım radyoaktif maddelerle işaretlediğimiz lenf nodlarının tutulumuna bakarak ameliyatları şekillendirebiliyoruz. Yine alet ve teknolojide değişiklikler oldu. Bunun sayesinde ameliyat süreleri kısaldı ve daha kansız ameliyatlar gerçekleştirebilir olduk. Kısacası sonuçlar iyileşti. Bir de artık, gereksiz yere, büyük ameliyatlar yapmadan da hastaları tedavi edebiliyoruz.

Gelecekte cerrahinin yeri değişebilir mi?

Evet, azalabilir. Tümöre odaklı, çok daha başarılı ve etkili ilaçların geliştirilmesiyle birlikte gelecekte daha az hastanın ameliyat edilmesi gerekebilir.

Halk arasında bıçak değdiğinde kanserin daha hızlı yayıldığı yönünde bir inanış var. Bu doğru mudur?

Öyle bir şey kesinlikle yok. Bir tümörden biyopsi yapıldığında, o tümörün biyolojik değişikliğe uğraması ya da daha hızlı büyümesi diye bir gözlem tıpta yoktur. Ama kanser ilerleyici bir hastalık. Ne olursa olsun tanı koymak için bir yerden biyopsi yapmak zorundasınız. Yaptığınız zaman da, örnek aldığımız tümör tedavi edilemez boyutta ya da evredeyse, hastanın kötü seyrine hep bir bahane aranacaktır. Bu söylenti de o bahaneyle bağdaştırılıyor.