KALP KRİZİ GELİYORUM DER

Koroner kalp hastalığı nedeniyle ‘baypas’ ameliyatı olanların yüzde 78’i erkek, yüzde 22-23’ü ise kadın. Ancak menopoz dönemiyle birlikte durum değişiyor

İnsanın bedeni binlerce yıldır ‘temel’de değişmiyor. Ama yaşam koşulları değişiyor. Vücut sürekli değişimin baskısı altında ‘çağ hastalığı’ denilen problemlerle boğuşmak zorunda kalıyor. Hareketsiz yaşam, yağ ve tuz ağırlıklı beslenme, vücudu toksinlerden temizlemek bir yana daha da ‘yükleyecek’ çalışma ortamları, hem zengin hem de fakir ülkelerde kalp ve damar hastalıklarının neredeyse ‘salgın’ halini almasına yol açtı.

Geçen ay ‘American Journal of Clinical Nutrition’ dergisinde yayımlanan araştırmada, ülkede beş yaşındaki kız çocuklarda bile yüksek kolesterol olduğu saptandı! Yani kalp hastalıkları ve kalp krizlerinin çoğunlukla ‘yaşı kemale ermiş erkekler’de görüldüğü günler geride kaldı. Britanya Kalp Vakfı Başkanı Profesör Charles George, “Kalp krizi nedeniyle ölümler azalıyor. Ancak obezite ve hareketsiz yaşam bu hızla artmaya devam ederse, yakında rekor sayıda insan kalp hastalığıyla birlikte yaşamak zorunda kalacak” diyor. ‘Kalp Krizi Geliyorum Der’ dizisinde kalp krizini yenme yolunda Türkiye’de gelinen noktanın yanı sıra, kalbi olan herkesin sağlığını korumak için bilmesi gereken temel noktalar anlatılıyor.

Bingür Sönmez kimdir?

1952’de Sarıkamış’ta doğdu. İlk ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra Pendik Lisesi’ni 1969’da bitirerek İstanbul Tıp Fakültesi’ne girdi. 1976’da mezun oldu, bir yıl burslu olarak dil öğrenmek amacıyla İngiltere’ye gitti.

1977-1984 yıllarında uzmanlık eğitimini İstanbul Tıp Fakültesi’nde tamamladı. Uzmanlık eğitiminin son bir yılında Londra St. Thomas Hastanesi’nde cerrahi asistanı olarak çalıştı. 1988 yılında doçent olduktan sonra İngiltere’de aynı hastanede tekrar üç yıl çalışarak koroner cerrahisi eğitimini tamamladı. 1990 sonunda Türkiye’ye dönerek İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü’nde göreve başladı. 1997’de profesör oldu. 2001’de Kadir Has Üniversitesi ve Florence Nightingale Hastanesi’nde Kalp Cerrahisi Bölüm Başkanı olarak çalıştı. Halen İstanbul Memorial Hastanesi’nde Erişkin Kalp Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı olarak görev yapıyor.

‘Erkek hastalığı’ değil

Kalp hastalığı dil, din olmasa da cinsiyet, yaş ve kilo ayrımı yapıyor. Kalp ve damar hastalıklarına zemin oluşturan koşulları ve risk faktörlerini, kalp ve damar cerrahisi alanında Türkiye’nin en etkin ismi olarak nitelendirilen Prof. Dr. Bingür Sönmez anlattı.

Şişmanlık kalp hastalığı üzerinde ne kadar etkili?

‘Morbit obezite’ dediğimiz yani insanların beklenen kilolarından 1.5 misli fazla olmaları, ölümcül şişmanlık demek oluyor ki bu da kalp hastalığını ciddi şekilde hızlandırıyor.

Kime zayıf diyebiliriz?

‘Body Mass Index’ (Vücut Kitle Endeksi) ile ideal kilonuzu bulabilirsiniz. Bu ölçümü yapmak için kilonuzu boyunuzun karesine bölmeniz gerekiyor. Çıkan rakam erkeklerde 20-25 arası ise ideal. Kadınlarda 19-24 arası ideal kiloyu gösterir.

Bunun üzerindeki rakamlar kalp hastalığı için ‘riskli kilo’yu oluşturur. Örneğin 90 kilo ve boyu 1.65 metre olan bir erkek için: Boyunu yani 1.65 ile 1.65’i çarpıp kilosu 90’ı bu rakama böldüğümüzde sonuç 33 çıkar. Bu kişi şişman ve risk altında diyebiliriz. Çok hızlı kilo vermek kalbe zarar verir mi? Biz özellikle üç ay içinde aşırı kilo vermiş insanların aniden enfarktüs geçirdiğini çok iyi biliyoruz. Kilo verme sırasında serbest kan yağları çok artıyor ve enfarktüs geçirme riski ortaya çıkıyor. Bu yüzden hızlı kilo ve-rilmesini önermiyoruz. Kilo vermek söz konusu ise mutlaka bir diyetisyene gitmelerini öneriyoruz. Diyetisyen yardımıyla yapılan diyetler kalbe zarar vermeyecek şekilde düzenleniyor. Kontrolsüz diyet ise öldürebilir.

Hava durumu kalp hastalarını nasıl etkiliyor?

Sıcaklarda enfarktüs hastası çoğalıyor. Vücut su kaybedince kanın akışkanlığı azalıyor ve enfarktüs riski artıyor. Kalp hastalarına güneşte fazla durmamalarını, yaz sıcaklarında çok su içmelerini öneriyorum.

Menopoz geciktirilmeli!

Kalp hastalığı riski kadında mı erkekte mi daha yüksek?

Şu anda koroner baypas ameliyatı yaptığımız hastaların yüzde 78’i erkek, yüzde 22-23 oranında kadın.

Gençlik çağlarında kadınlarda risk yok. Ama menopozdan sonra koroner kalp hastalıkları kadınlarda ciddi şekilde ilerleme kaydediyor. Östrojen hormonunun ortadan kalkması ciddi anlamda kadınların korumasını or-tadan kaldırıyor. Çünkü bu hormon damarların tıkanmasını önlüyor.

Bizim önerimiz: Kadın hastalıkları uzmanlarının menopozu geciktirmek için tedavi uygulaması. Kadınlar yine diyetlerini yapacaklar, tansiyonlarını kontrol altında tutacaklar ama ekstradan yapacakları şey menopozlarını geciktirmek. Benim ameliyat ettiğim 6 bin hasta içerisinde müracaat eden kadınlardan sadece bir tanesi östrojen kullanıyordu. Bunu bir kadın doğum kongresinde söylediğim zaman uzmanlar çok üzüldüler.

Bütün kadın doğum uzmanlarından rica ediyorum. Menopozda östrojen kullanımı yaygınlaştırılmalı, bunun için kampanyalar yapılmalı.

Ancak östrojen kullanımında da kanser riski var deniliyor…

Yapılan istatistiklere göre kanser olma riski ile koroner kalp hastalığı riski karşılaştırıldığında kanser olma riski çok düşük. Yani riske değer.

Menopozda östrojen tedavisi gören kadınların en büyük korkusu kanser. Ancak işin doğrusu bu değil. Harvard Üniversitesi’nde 1998 yılında 26 bin hemşire 15 yıl boyunca takip edilmiş. Östrojen tedavisi yapılan bu hemşirelerde meme kanseri riskinde hiçbir artış görülmemiş. Kalp hastalığında ise azalma olmuş.

Meme kanserinden yılda 43 bin kadın ölürken enfarktüsten yılda 250 bin kadın ölüyor. İleride ‘düşük’ bir meme kanseri ve uterus kanseri riski bulunsa bile östrojen tedavisi yapılmalı. Bunun yanında düzenli olarak meme taramaları da yapılmalı.

Kriz anında yapılacaklar

Kalp krizi anında hastaya nasıl yardımcı olmak lazım?

Kalp krizi anında yapılacak ilk iş hastanın derhal hastaneye transferini planlamak olacaktır. Ondan sonra kalp krizi geçiren kişinin düz bir zemine yatırılması gelir. Hastayı yatırırken boynu geriye, çenesiyse sol tarafa çevrilmelidir. Eğer tansiyonu düşükse, soğuk soğuk terliyorsa ayaklarını yükseğe kaldırmak lazım.

Ayrıca kalp hastaları çoğunlukla yanlarında dil altı tabletler taşırlar. Ceplerine veya çantasına bakarak bu tabletler bulunup hastaya verilmelidir. Buna rağmen hastada herhangi bir rahatlama görülmezse veya hastanın durumu çok kötüyse ikinci bir tablet de verilmelidir.

Daha ileri aşamada eğer kişinin kalbi durmuşsa ve yanındaki kişi kalp masajı yapmayı biliyorsa hemen kalp masajına başlamalı, hatta suni solunum yaptırmalıdır. Yakınları kalp hastası olanların suni solunum ve kalp masajını öğrenmesi şarttır.

Dikkat, kalbinizde problem olabilir!

Göğüs ağrısı: Göğüs kafesinin ön kısmında duyulan baskı ve sıkışma hissi, özellikle bu ağrının efor sarf edildiği veya hareket edildiği sırada başlaması ancak dinlenme sırasında tamamen geçmesi, hastaya ve doktoruna kalp hastalığının ipucunu verir.

Nefes darlığı: Genellikle yürüme ve koşma sırasında hızlı hızlı soluma ve buna bağlı rahat nefes alamama duygusudur. Göğüs ağrısı şikâyetlerinde olduğu gibi nefes darlığı da dinlenme halinde geçebilir. Ve bu durum ciddi bir kalp hastalığının habercisi olabilir. Ayrıca bazı akciğer hastalıkları da benzer belirtilerle ortaya çıkabilir. Bu durumda bir kalp uzmanına gidip tetkik yaptırmakta fayda vardır.

Çarpıntı: Kalp hızının aniden çok yükselmesi (dakikada 100-300 arası atım) veya çok düşmesi (dakikada 30-40 atım) sonucunda oluşur. Düzensiz kalp atışlarına bağlı olarak göğüs kafesi içerisinde kalbin olduğu yerde hissedilen çarpıntı duygusudur.

Bayılma: Genellikle kişi ayakta dururken birdenbire bilincini kaybeder. Aniden yere yığılır fakat çok kısa bir süre sonra yeniden kendine gelir. Bu tür bayılmalar son derece ciddi bir kalp hastalığının belirtisi olabileceği gibi sağlık açısından ‘daha az ciddi’ sayısız nedenden kaynaklanabilir.

Ayaklarda şişme (Ödem): Her iki ayak bileği, ayak üstü alt bacağın ön kısımlarında su birikmesine bağlı olarak şişme olmasıdır. İleri derecede bir kalp yetmezliğine bağlı olabileceği gibi karaciğer, böbrek bozukluklarına bağlı olabilir. Sebep ne olursa olsun kesinlikle araştırılması gerekir.

‘Kriz’ böyle başlıyor

Göğüs ağrısı ve nefes darlığı kalp krizinin ilk önemli belirtisidir. Aniden başlayan göğüs ön duvarından boyuna ve çeneye doğru yayılan, bazen omuz ve kolların iç kısmına vuran sıkışma, baskı hissi tarzındaki ağrılar kalp krizini düşündürmelidir. Ancak hastaların yaklaşık yüzde 30’u göğüs ağrısı olmadan kalp krizi geçirmektedir. Bazen de ani başlayan nefes darlığı, soğuk soğuk terleme, kalp çarpıntısı görülür. Bu şikâyetlerin kalp krizi olup olmadığı sorusu akla geldiği an, hemen en yakın hastanenin acil servisine başvurup, kalp elektrosu çekilerek, uzman hekimle görüşmek hayati önem taşımaktadır. Kalp krizinin belirtileri kişiden kişiye değişmektedir. Bu belirtiler karmaşık olup, hastaları ve bazen son derece deneyimli hekimleri bile yanıltabilir.

Riskiniz nedir?

Aynı yaşta olsalar bile her insanın kalp krizi geçirme riski diğerinden oldukça farklıdır. Bu risk düşük, orta, yüksek ve aşırı yüksek olarak derecelendirilebilir. Derecelendirme yapılırken risk faktörleri adı verilen durumlar göz önünde tutulur. Aşağıdaki yedi geleneksel risk faktörünün bir arada bulunması o kişideki kalp krizi ihtimalini ve ani kalp ölüm riskini yüzde 50’ye yaklaştırır.

Genel risk faktörleri

Yüksek kolesterol

Yüksek tansiyon

Diyabet (şeker hastalığı)

Sigara kullanımı

Ailede kalp hastası bulunması

Hareketsiz yaşam biçimi

Yaş (35-40 ve üzeri)