KALIN BAĞIRSAK KANSERİNDE ERKEN TANININ ÖNEMİ

PROF. DR. GÖKHAN DEMİR: “KALIN BAĞIRSAK KANSERİNDEN KORUNMAK İÇİN ÖNCELİKLE BESLENME TARZIMIZI DEĞİŞTİRMEMİZ GEREKİR”

PROF. DR. HÜLYA ÖVER HAMZAOĞLU: “ERKEN TANI İÇİN TÜM BİREYLERİN, HİÇBİR ŞİKAYETLERİ OLMASA BİLE 50 YAŞIN ÜZERİNDEKİ BİREYLERİN DE DÜZENLİ BASİT TARAMALARDAN GEÇMESİ GEREKİYOR”

Türkiye Gastroenteroloji Derneği ve Tıbbi Onkoloji Derneği, kalın bağırsak kanserine erken tanının önemine dikkat çekmek ve halkın sorularını yanıtlamak için 7 ilde bilgilendirme toplantıları düzenledi. ‘Kolon Kanseri Bilgilendirme’ günleri Ankara, Diyarbakır, Gaziantep, Adana, Antalya ve İzmir’den sonra son olarak İstanbul’da yapıldı.

Etkinlik için illerdeki büyük alışveriş merkezleri seçildi. Kurulan dev bir kalın bağırsak maketinin içini gezen konuklar, maketin içine kurulan ses sistemi ile de hastalıklar hakkında bilgilendirildi. Toplam 7 şehirde yapılan etkinliklerle 11 bin kişiye ulaşıldığı tahmin edilirken, yoğun ilgi sonucu toplantıların her sene yapılması planlanıyor.

Tepe Nautilus Alışveriş Merkezi’nde yapılan toplantının son ayağı olan İstanbul’da konuşan Prof. Dr. Hülya Över Hamzaoğlu, Gastroenteroloji Derneği olarak, kalın bağırsak kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğunun toplumda yeterince bilinmediği kanaatine vardıklarını ve Onkoloji Derneği’nin de katkılarıyla böyle bir bilgilendirme kampanyası başlattıklarını söyledi. Prof. Dr. Hamzaoğlu, kalın bağırsak kanserinin engellenebilir kanser guruplarının içinde olduğunu, vakaların yüzde 95’inin önlenebilir kolifoid lezyonlardan oluştuğunu, yani kalın bağırsağın içindeki et beni gibi lezyonların uzun yıllar içinde büyüyüp gelişmesinden oluştuğunu, dolayısıyla bu lezyonları küçükken saptayıp çıkartarak daha gelişmeden önleme şansının olduğunu söyledi.

Erken tanı içinse tüm bireylerin, hiçbir şikayetleri olmasa bile 50 yaşın üzerindeki bireylerin düzenli basit taramalardan geçmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Hamzaoğlu, kolonoskopinin de son yıllarda zor bir işlem olmaktan çıktığını ve pek çok merkezde kolaylıkla uygulanabildiğini dile getirdi. Hamzaoğlu, yeni teknolojiler ve ilaçlar sayesinde özellikle erken tanı söz konusu olduğunda tedavide yüzde 90’ların üstüne çıkıldığını sözlerine ekledi.

İstanbul Bilim Üniversitesi’nden Prof. Dr. Levent Erdem ise ailesinde kolon kanseri olan kişilerde kanser riskinin daha fazla olduğunu belirterek, “Ailede kolon kanseri olan kişi sayısı arttıkça bu risk daha da artmaktadır. Akrabalarında birden fazla kişide kolon kanseri varsa risk 3 kat sadece, bir kişi de bile varsa risk 2 kat artar. Eğer bu kolon kanseri olan kişi 50 yaşından küçükse, bu risk daha da yüksektir. Bu gibi hikayeleri olan kişilerin mutlaka taranması gerekir” dedi.

Tıbbi Onkoloji Derneği’nden Prof. Dr. Gökhan Demir, toplumdaki erken tanıyla tedavi edilebilen tümörlerin başında meme kanserlerinin geldiğini belirterek, bunun yanında erken teşhisle tedavi edilebilen bir diğer tümörün de kolon kanseri olduğunu söyledi. Demir konuşmasına şöyle devam etti: “Yapılan tedavilerle hastayı tam olarak şifaya kavuşturmak mümkün. Batı ülkelerinde çok sık görülen bu kanser türü, Türkiye’nin Batı bölgelerinde de artmakta. Bu hastalıkla ilgili duyarlı olmak ve erken teşhisini sağlamak, hastalığın tamamen iyileşmesini sağlar. İşte bu sebeple bu toplantıları yaptık ve toplantıların amacına ulaştığına inanıyorum.”

Prof. Dr. Demir, kolon kanserinden nasıl korunulması gerektiği hakkında da bilgi verdi. Öncelikle bu hastalığı erken teşhis etmek için 10 yıllık bir süre olduğunu ve bireylerin tetkiklerini düzenli olarak yaptırdığı taktirde ilerleyen hastalığa göre çok daha basit yöntemlerle hastalıktan kurtulabileceğini kaydeden Demir, “Kanserlerde yüzde 35 oranında çevresel faktörler önemlidir. Kalın bağırsak kanserinden korunmak için öncelikle beslenme tarzımızı değiştirmemiz gerekir. Günde en az 5 porsiyon sebze yada meyve tüketin, hayvansal yağdan uzak durun, kırmızı eti tüketmekten kaçının, zeytinyağlı yiyecekler yiyin, sigaradan uzak durun, egzersizle kilodan korunun” tavsiyelerinde bulundu.