KADINLARIN KORKULU RÜYASI: SİSTİT

Texas’da bulunan St. Luke’s Episcopal Hastanesi ürologları, sistitin (diğer adı ile idrar zorluğunun) grip ve soğuk algınlığı gibi enfeksiyonel hastalıklardan hemen sonra ve özellikle kadınlarda daha sık görüldüğünü belirtiyorlar.

Uzmanlar, sistit yaşayan kadınlara yeni bir umut olacak aşı ve vaginal fitil üzerine çalıştıklarını ve yakın zamanda piyasaya sürülebileceğini bildiriyorlar.

St. Luke’s Episcopal Hastanesi uzmanları, yapılan çeşitli araştırmalarda kadınların erkeklere oranla %30 daha fazla sistit geçirdiklerini ve Amerika çapında yılda 7 milyonu aşkın kadının sistit şikayeti ile doktora başvurduğunu belirtirken bu başvuruların 250 bininin hastane tedavisi gerektiren ciddi böbrek iltihaplanmalarına dönüştüğünü belirtiyorlar. Bu açıdan kişilerin sistiti ciddi bir problem olarak görüp tedavinin önemini vurguladılar.

Risk gruplarını da belirleyen uzmanlar, bu grupların bazılarını şöyle tanımlıyorlar:

Kadınlar,

Diyabet hastaları

Prezervatif veya lastik alerjisi olan kişiler

Diyafram kullanan kadınlar

Hamileliklerinde epidural anestezi olanlar

Sabun alerjisi olanlar

Sigara içenler

Ailesinde sistit olanlar

65 yaşın üstünde veya menopoza girmiş kadınlar.

Ayrıca bir takım fizyolojik ve anatomik nedenlerin de sistit rahatsızlığında daha sık rastlandığını açıklayan uzmanlar belirtileri şöyle sıralıyorlar :

Bazı kadınların vaginal ve anal bölgelerinin birbirine normalden daha yakın olması sistite daha sık yakalanmalarına sebep oluyor.

Bazı kadınlarda böbrek hücrelerinde SGG adı verilen ve koli basiline yatkın hücreler taşıdığını belirten uzmanlar bu kişilerin sistitten daha sık etkilendiği görüldüğünü bildirdiler.

Genetik bir takım nedenlerden dolayı vaginal enfeksiyonlar yaşayan kadınların da sistite yakalanma oranları daha yüksek.

Bazı kadınlarda (HBD-1) adı verilen ve natürel bir antibiyotik olduğu düşünülen human beta-defansi 1 (HBD-1) maddesinin

düşük olduğu ve bu kadınların da diğerlerine oranla daha sık idrar yolları enfeksiyonuna yakalandıkları görülüyor.

Uzmanlar, ayrıca menopoza giren kadınların estrojen seviyelerinin düşmesi ile koli basili ve vaginal bağışıklık sisteminin zayıflamasından dolayı enfeksiyonlara daha açık oldukları gözlemlenmiş, ayrıca bu kadınların idrar yolları ve mesane duvarlarının zamanla incelmesi idrar yolu enfeksiyonlarına olan bağışıklıklarının azalmasına sebep olduğu belirlenmiş. Bunun dışında, yaşın ilerlemesiyle birlikte mesane elastikiyetini kaybettiği için tam boşalamama eylemi göstermekte ve buda mesanede bakteri üremesine yol açmakta. Uzmanlar bunların dışında daha önce geçirilmiş batın ameliyatlarının da idrar yolu enfeksiyonlarında çok etkin olduğunu belirtiyorlar.

ANTİBİYOTİK KULLANIMI

St. Luke’s Episcopal Hastanesi uzmanları, antibiyotiklerin genelde en iyi tedavi yöntemi olduğunu belirtirken yapılan bir araştırmada idrar yolları enfeksiyonu için antibiyotik kullanan kadınların vaginal enfeksiyonlar yaşadıklarını ayrıca antibiyotiklerin lakto bacilli adı verilen idrar yollarında bulunan koruyucu bakteriyi yok ettiği için ikinci bir enfeksiyonu 15 ila 28 gün içinde yaşadıklarının belirlendiğini bildiriyorlar.

Uzmanlar bundan dolayı kişilerin doktorlarına danışarak antibiyotik kullanmalarının önemini vurguluyorlar.

AŞI YOLDA

St. Luke’s uzmanları ayrıca bazı bakterilerin antibiyotiklere bağışıklık kazanmasından dolayı solcourovac adı verilen yeni bir aşı geliştirildiğini ve 5 aylık bir deneme sonucu idrar yolları enfeksiyonuna bağlı bakterilerde önemli bir düşüş olduğunun belirlendiği ancak aşı ve aynı maddeyi içeren vaginal fitillerin halen deneme aşamasında olduğunu belirtirken sık sistit (idrar yolları enfeksiyonu) yaşayan kadınlara bir ümit kaynağı doğduğunu belirtiyorlar.