HASTANELERDE İŞGÖREN YÖNETİMİ

Giriş:

Günümüzün en karmaşık işletmeleri konumundaki hastanelerin yönetimini spesifik kılan en önemli faktör oldukça karmaşık işgören karmasına sahip olmalarıdır. Hastaneler, amaçlarına etkin olarak ulaşabilmeleri için eğitim ve deneyimleri birbirinden oldukça farklı işgören gruplarının eş zamanlı faaliyetlerini örgütlemek ve yönetmek zorundadırlar.

Sağlık hizmetlerinin yaşamsal özelliği ve hizmet üretiminde işgörenlerin oynadığı rolün ciddiyeti ve sağlık işgörenlerinin özellikleri, insan kaynakları yönetiminin önemini artırmış ve insan kaynakları yönetiminin etik alanlarının gelişmesine yol açmıştır. Ancak hastanelerde işgören yönetimin önemli kılan temel özellikler aynı zamanda geniş ölçüde hastanelerin örgütsel özelliklerinden de etkilenmektedir.

Hastaneler ve Özellikleri:

Sağlık kurumları, büyük yatırımlar gerektiren teknik donanıma sahip olmalarına karşın emek yoğun endüstriler olarak nitelendirilmektedir. Bu bağlamda bir hizmet işletmesi olan hastaneler, aynı zamanda diğer tüm işletmelerden farklı olarak bireylerin doğumla edindikleri en önemli toplumsal hak olan yaşam hakkı ile ilgili hizmetleri en son bilimsel düşünce ve teknolojiyi kullanarak üretmek temel amacını hedefleyen örgütsel yapılardır. Bu amaca yönelik olarak hastaneler, çok farklı mesleki ve etik değerlere sahip işgören gruplarının aşırı işlevsel bağımlı olarak hizmet ürettikleri benzersiz örgütsel yapılardan birisi olarak tanımlanmaktadırlar. Yine bir hizmet işletmesi olarak hastanelerde işgören boyutunu önemli kılan bir diğer özellik ise; üretim sürecinin girdisi konumundaki hastaların kendilerine sunulan ve işgörenlerce oluşturulan hizmet sürecinin teknik kalitesi konusunda çoğunlukla yorumsuz kalmak durumu ile karşı karşıya kalmalarıdır.

İŞGÖREN YÖNETİMİ:

Günümüzün en karmaşık hizmet üretim sürecine sahip hastanelerde, işgören yönetimi oldukça yaygın bir bilgi ve beceri dağarcığını gerektiren bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda, hastane işgörenlerini sanayi ve/veya diğer hizmet işletmelerinin işçisi – işgöreni gibi görerek, yalnıza hizmet kaynaklarının etkin kullanımı ilkesini temel öngörü olarak ele alıp, denetlemek; aynı zamanda yanlış ve yetersiz bir işgören yönetimi stratejisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hastane Yönetimi : Kim Yönetmeli ?

Referans ——- Yönetim Teorileri

Hastanelerde hasta bakım kalitesini, fiziksel aletler ve ekipmanla birlikte hastanenin her düzeyindeki personel belirlemektedir. Personel için yapılan harcamalar, tüm hastane giderlerinin üçte ikisini oluşturmaktadır.

Hasta bakım hizmet sunmak amacıyla kurulmuş olan hastaneler, amaçlarını gerçekleştirmek için personel, alet ve ekipman gibi mevcut kaynaklarını verimli birşekilde kullanmak durumundadırlar. Personel, emek yoğun birşekilde hizmetlerini yürüten bir hastanenin amaçlarını gerçekleştirmesinde önemli bir araçtır. Hastanenin etkililik ve verimlilik düzeyi, personelin ilgi, gayret, çalışkanlık ve yeterlilik gibi nitelikleriyle doğrudan doğruya ilişkilidir.

Yönetsel etkinlik ve diğer her tür başarı ölçüsü, temelde insan öğesinin çabalarına dayanır. Yine, Kuruluş dışında olumlu imaj oluşturabilmek, ancak çalışanlarla yaratılan olumlu imaj ile gerçekleştirilebilir.

Yukarıdaki açıklamalar bağlamında hastanelerin yönetiminde en önemli faktör insan kaynakları yönetiminin kalitesi haline gelmektedir. Dolayısıyla hastanelerde insan kaynakları yönetimi sistematik ve bilimsel, çağdaş öngörülerle bezendirilmiş bir yönetimi gerekli kılmaktadır.

Hastanelerde işgören yönetim sürecinin öğeleri ise aşağıdaki başlıklar altında ele alınabilir.

SİSTEMATİK VE BİLİMSEL BİR İŞGÖREN POLİTİKASI

Diğer işletmelerde olduğu gibi hastanelerde, işgören yönetim sürecinde aşağıdaki ekonomik, bilimsel ve etik temelleri bulunan ilişkileri de göz önüne almak durumu ile karşı karşıya kalacaktır. Bunlar,

• Yeterlilik (Liyakat) ilkesi

• Eşitlik ilkesi

• Kariyer ilkesi

• Güvence ilkesi

• Yansızlık ilkesi

• Halef yetiştirme ilkesi

• Yönetim geliştirme ilkesi

Ancak, herhangi bir işletmede işgören yönetim sürecinin etkinliğini; yukarıda yer verdiğimiz ilkelerin optimal uygulanmasına yani söylemden öteye geçerek örgütsel kültürün bir parçası olarak örgütsel yaşama geçmesine bağlıdır.

Dış ve iç müşteri taleplerinin, giderek daha seçici olduğu ve rekabetin tırmandığı günümüzde, kurumsal gelişim daha da ön plana çıkmaktadır. Üretim ile tüketim eş zamanlı yaşandığı, hizmet sektöründe yapıların ve süreçlerin kalitesi belirleyici olmaktadır. Kurumsal gelişim, bireylerin ve birimlerin nitelik dokusunun sürekli iyileştirilmesi esasına dayanır. Bu “yolculuğun” ön koşullarından biri de, kurum kültürünün elverişli kılınmasıdır. Böylece, yönetim kalitesinin ve insan kaynakları performansının psikososyal altyapısı kurulmuş olacaktır.

En karmaşık hizmet karma ve süreçlerine sahip işletmeler olarak hastaneler aynı zamanda ağırlıklı olarak teknik yönünün değerlendirmesi uzmanlık gerektiren süreçleri yöneten orta kademe (proje ve fonksiyonel) yöneticiler tarafından yönetilen işletmelerdir. Hastanelerin bu örgütsel yapı özellikleri aynı zamanda bu işletmelerde üst kademe yönetiminde kim ve / veya kimler görev almalıdır? sorusunu oldukça önemli bir soru olarak gündeme getirmektedir. Özellikle hastanelerde sunulan direkt hasta bakım hizmetlerinin tüm süreçlerinde temel yönlendirici olarak yer alan hekimlerin hastane yönetimi ve kendi konumlarına yönelik yargılar bu soruyu gündeme getirmektedir. Ancak burada vurgulanması gereken en önemli konu oldukça karmaşık fonksiyonel yönetici karmasına sahip hastanelerin en üst yönetiminde yer alacak yöneticinin, kim olduğu ya da kim olacağı sorusundan ziyade; yönetim yaklaşımı ve bu yaklaşımı sergileyebileceği örgütsel yapının ne olması gerektiği önem kazanmaktadır. Bu soru aşağıda yanıtlanmaya çalışılmıştır.

Hastane Yöneticiliği: Ekip Yaklaşımı ve Ekip Liderliği

Hastanelerde sunulan hizmetlerin temel özelliği, hizmet süreçlerinin her müşterinin beklenti ve gereksinimleri paralelinde tasarlanarak; aşırı işlevsel bağımlılık gösteren ünite ve / veya üniteler ile bu ünitelerin çeşitli mesleklerdeki işgörenlerinin işbirliği ile sunulmasıdır. Dolayısıyla herhangi bir müşteriye sunulan hizmetin performans göstergelerinin yüksekliği ekip üyelerinin birarada işgörme istek ve / veya hastaya odaklanma düzeylerine bağlıdır. Dolayısıyla ekip üyeleri arasındaki ikna edici iletişim sürecinin sağlanması önem kazanmaktadır. Bu sürecin tasarlanması ise proje yöneticileri ile fonksiyonel yöneticilerin çağdaş yönetim öngörüleri doğrultusunda yönetim yaklaşımları sunmalarına bağlıdır.

1970’ li yıllara kadar yönetim işi, denetim yönelimli bir çerçevede niteleniyordu. Yöneticiler, kendi çalışmalarının başlıca odak noktasını (planlama, organize etme ve koordinasyon sağlama aşamalarının tamamlanmasından sonra) çalışma sürecini denetlemek olarak saptayan bir anlayışa göre yetişmişlerdir. Dolayısıyla başvurdukları yöntemler de çalışanların faaliyetlerine denetlemeyi öngörüyordu. Bu yönetim tarzında, başarı, belirlenmiş olan bir kişinin denetim (feedback) süreçlerini geliştirmesişeklinde somutlaşıyor ve sonuçlara korkudan dolayı ulaşılıyordu. Bu yönetim tarzı doğası gereği talimatçıydı.

1980’ li yıllarda denetim yönelimli yönetim düşüncesinin yerine liderlik modeli almıştı: 1980’ li yıllarda çıkan yöneticilere, etkin yönetimin teknik becerilerinin, yönetim becerilerinin ve liderlik becerilerinin bir bileşimden meydana geldiği öğretilmektedir. Bize de etkin yöneticilerin, çalışanların daha yüksek başarı ve performans düzeylerine çıkarabilecekleri öğretilmişti. Daha etkin hale gelmek isteyen bilinçli yöneticiler, kişiler arası becerileri geliştirme, iletişim becerileri ve müzakere yürütme yeteneği üzerinde duruyorlardı. Liderlik modelindeki başarılı yöneticiler, başkalarını ikna ederek, güven ve kararlılık aşılayarak ve bir problem çözücü işlevi görerek sonuçlara ulaşabilen yöneticilerdi. Mentörlük modeli ise pek çok kişi tarafından, özellikle de Senge tarafından destekleyici yönetim modelişeklinde nitelenmektedir.

Sonuç:
Günümüzün en karmaşık ekonomik işletmeleri konumundaki hastanelerin en önemli ve öncelikli yönetim işlevi olarak işgören yönetimi haline gelmektedir. Bu bağlamda,

sürecinin etkinliğinin en önemli boyutu olarak hizmet üretenler (iç müşteri) ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla herhangi bir hastanenin örgütsel performans göstergelerinin yüksekliği ile işgören yönetiminin etkinliği arasında oldukça önemli doğrusal bir orantı sözkonusu olabilecektir.

İşgören yönetimin etkinliği yada işgören yönetim politikalarının tutarlılığında ise

– İşgören devir hızı

– İşgören eğitim bütçesi

– İşletmeye işgören iş başvurularının yüksekliği

– İşgören ödüllendirme sistemi

– İşgörenlerin sektörel başarı düzeyleri gibi ilk akla gelebilecek ölçütler olarak ele alınabilir.

Uzm. Ümit ŞAHİN*