GRİP Mİ GEÇİRİYORSUNUZ, YOKSA SOĞUK ALGINLIĞI MI?

Havaların soğumaya başladığı bugünlerde hapşırık nöbetleri geçiriyor ve sürekli burnunuz aktığı için elinizde mendillerle mi dolaşıyorsunuz? Hemen grip oldum diye endişeye kapılmayın. Çünkü yaşadığınız bu şikayetler soğuk algınlığından da kaynaklanıyor olabilir. Medical Park Fatih Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. İlker İnanç Balkan, grip ve soğuk algınlığı hakkında bilgi verdi.

Üst solunum yolu enfeksiyonu olan soğuk algınlığı ve grip genelde bulaşma yolu, klinik seyir ve belirtileri ile birbirinden ayrılamadığı için iki hastalık yanlış olarak birbirinin yerine kullanılıyor.

Soğuk algınlığında genellikle burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, boğaz ağrısı, boğazda yanma ve öksürük görülüyor. Bu tabloya bazen Ateş de eklenebiliyor. Ancak soğuk algınlığında görülen ateş, gripte yaşanan ateşe göre oldukça düşük seyrediyor. Soğuk algınlığında vücut direnci yeterli ve bağışıklık sistemi sağlam olanlar için yatak istirahati şart değil.

Gripte ise ani başlayan yüksek ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ağrısı ve kuru öksürük ile karakterize daha ağır bir klinik tablo vardır. Yol açtığı ciddi halsizlik nedeniyle grip, kişiyi birkaç gün yatağa bağlar ve işgücü kaybına neden olur.

GRİP ZATÜRREYE, SOĞUKALGINLIĞI ORTA KULAK İLTİHABI VE SİNÜZİTE YOL AÇABİLİR!

Grip ve soğuk algınlığı her yaşta görülebiliyor. Ancak yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve küçük çocuklar her iki hastalığı da daha ağır geçiriyor. Gribin en önemli iki komplikasyonu; gribin zatürree ile seyretmesi ve ikincil bakteriyel enfeksiyonların tabloya eklenmesidir. Soğuk algınlığında ise orta kulak iltihabı ve sinüzit görülebiliyor.

GRİP SALGINA DÖNÜŞEBİLİR

Grip, Influenza A,B ve C virüslerinin neden olduğu bir solunum yolu enfeksiyonudur. Ancak zatürreeye dönüştüğü zaman ölümle sonuçlanabiliyor. Gripte, soğuk algınlığından farklı olarak, ani başlayan yüksek ateş, halsizlik, şiddetli baş ve kas ağrıları görülüyor. Gribin üç etkeninden Influenza C çok hafif atlatılan bir klinik tabloya yol açarken, Influenza B mevsimsel salgınlarda sebep olabiliyor. Influenza A ise, yapısında barındırdığı değişken antijenik özellikler nedeniyle dünya çapında salgınlara karşımıza çıkabiliyor.1918’de “İspanyol gribi” olarak adlandırılan Influenza A salgınında 21 milyon insan hayatını kaybetmiştir. 1978’de görülen son pandeminin ardından yeni bir grip salgını beklenmekte, bunu önlemek için gerekli çalışmalar Dünya Sağlık Örgütü tarafından yürütülmektedir. Her yıl dünya üzerinde görülen Influenza A virüs alt tiplerinin referans laboratuvarlarda tespiti ve bu tespit doğrultusunda bir sonraki yılın grip aşısı bileşiminin belirlenerek aşı üreticilerine verilmesi bu çalışmalardandır. Grip mevsimi başlangıcında, o yıl için etken olması beklenen grip virüsüne uygun içerikle hazırlanmış grip aşısını yaptırmak, gripten korunmanın en doğru şeklidir.

GRİP AŞISINI İHMAL ETMEYİN

Neden olduğu ağır komplikasyonlar nedeniyle, grip salgınından en çok kronik tıkayıcı akciğer hastalığı, astım, diyabet, kanser, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, bağışıklık bozukluğu, kronik kan hastalığı (ör:hemoglobinopati) rahatsızlığı olanlar etkileniyor. Bu tip hastalıkları olan kişilerin, dördüncü ayından itibaren gebelerin, 50 yaş üzerindekilerin, sık seyahat edenlerin, işgücü kaybı tolere edilemeyecek meslek gruplarının, öğrenci ve askerlerin sonuç olarak gripten korunmak isteyen herkesin grip aşısı yaptırması öneriliyor. Çünkü aşının koruyuculuğu yüzde 70-90 arasında yer alıyor. Aşı olduğu halde grip geçirenler ise hastalığı daha kolay atlatıyor.

GRİP AŞISI SOĞUK ALGINLIĞINDAN KORUMAZ!

Ancak unutmamalıdır ki “Grip aşısı” kişiyi soğuk algınlığından, nezleden, diğer virüs ve bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlardan korumaz. Bunlardan korunmada yakın temastan kaçınmanın, el yıkamanın, dengeli ve düzenli beslenmenin faydası vardı.

GRİP VE SOĞUK ALGINLIĞI KIŞI SEVER

Grip ve soğuk algınlığına neden olan bazı virüsler yapısı gereği nem oranının düştüğü soğuk aylarda uygun yaşama koşullarını bulabildiklerinden bu hastalıklar daha çok kış aylarında meydana gelir. Özellikle ocak ayı, grip vakalarının en çok görüldüğü aydır. Ayrıca kış aylarında grip ve soğuk algınlığının salgın haline dönüşmesinde, kapalı ortamlarda toplu olarak bulunmadaki sıklık ve sürelerinin artmış olması da önemli rol oynuyor.

ÖPÜŞMEYİN

Grip ve soğuk algınlığına neden olan virüsler damlacık yolu ile bulaşır. Konuşma, öksürme, hapşırma sırasında havaya saçılan virüs yüklü damlacıklar, bir metre ve daha yakın mesafe içeren yakın temaslarda kişiden kişiye rahatlıkla bulaşır. Bulaşmayı izleyen 3 gün içinde hastalık belirtileri ortaya çıkar. Bulaştırıcılık ise, hastalık belirtilerinin başlamasından 1 gün önce başlar ve hastalık belirtileri başladıktan sonra 3-7 gün devam eder.

ELLERİNİZİ SIK SIK YIKAYIN

Gripte damlacık yolu ile bulaşma ön planda iken soğuk algınlığı ve nezle bulaşmasında (Rhinovirüsler cansız yüzeylerde uzun süre canlılığını koruyabildiği için) eller çok önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle nezle veya soğuk algınlığı geçirmekte olanların ve onlarla temas halindekilerin sık sık ellerini yıkaması gerekir.

BOL BOL IHLAMUR İÇİN

Grip, soğuk algınlığı ve nezle gibi virüslere bağlı enfeksiyonların tedavisi birbirine benzer. Geleneksel bitkisel çaylar( ıhlamur vb) dahil her türden bol sıvı ve C vitamini alınması, istirahat semptomlara yönelik tedavi için yeterlidir. Nadir görülen ikincil bakteriyel enfeksiyonlar tabloya eklenmedikçe tedavide antibiyotiklerin yeri yoktur.

“İLAÇLA 1 HAFTADA İLAÇSIZ 7 GÜNDE GEÇER!”

Hiçbir ilaç kullanılmasa da gerek grip gerek diğer viral üst solunum yolu enfeksiyonları en geç bir hafta içinde kendi seyrini tamamlar ve iyileşir. Bu süreç, sigara içicilerinde (geçmeyen öksürük) ve bağışık yanıtı baskılanmış kimselerde daha uzun sürebilir. Ateşin düştükten bir süre sonra yeniden yükselmesi, koyu sarı-yeşil renkli burun-geniz-kulak akıntısı, koyu balgamlı öksürüğün ortaya çıkması ikincil bakteriyel enfeksiyonlar açısından uyarıcıdır, mutlaka hekime başvurulmalıdır.