GÖBEK KORDONU KANI TÜRKİYE’DE DE SAKLANABİLİYOR

Bebeğin göbek kordonunda bulunan kandan elde edilen ve bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan kök hücrelerin uygun koşullarda dondurularak Türkiye’de de saklanabildiği bildirildi.

Ankara Üniversitesi İbni Sina Hastanesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meral Beksaç, kök hücre saklanma yönteminin dünyada 1988’den beri, Türkiye’de ise 1994 yılından beri uygulandığını kaydetti.

Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beksaç, kordon kanı saklayan yabancı firmaların Türkiye’ye girmesi nedeniyle konunun gündeme getirildiğini belirterek, kordon kanının saklanması için yurtdışına başvurmanın gereksiz olduğunu, Türkiye’de de uygun koşullarda saklanabildiğini belirtti.

Kordon kanı dondurulmasının ne işe yaradığı konusunda insanların çok bilgi sahibi olmadan, bebeğinin kordon kanını saklama çabasına girdiğini ifade eden Prof. Dr. Beksaç şunları kaydetti: “Kordon kanı içerisinde, tüm kemik iliği hücreleri harap olmuş bir kişinin ilik görevini yeniden normale döndürebilecek kapasitede kök hücre bulunmaktadır. Bu nedenle uygun koşullarda pıhtılaşmadan, hızla toplanan ve hücre zedelenmesine yol açmadan, uygun koşullarda dondurulan bu hücreler çeşitli nedenlerle kemik iliği çalışmayan veya hasta iliğe sahip olan kişilere tekrar sağlıklarına kavuşma şansı vermektedir. Kordon kanı doğum sırasında toplandığı için toplama işlemini kadın doğum hekimleri veya bu konuda deneyimli ebeler gerçekleştirmelidir.”

KORDON KANI HANGİ HASTALIKLARA ÇARE

Kordon kanı saklanması ile hangi hastalıklara çare bulunacağına dair basında sürekli çelişkili haberler çıktığına da değinen Prof. Dr. Beksaç, kordon kanı kemik iliği nakli gibi kanla ilgili lösemi, diğer kanser türleri, Akdeniz anemisi, Aplastik anemi, ailevi kalıtsal hastalıklar (Metabolik, Nörolojik hastalıklar), kan dışı kanserler, bağışıklık sistemi hastalıkları gibi bir çok hastalık için kordon kanı ile kök hücre naklinin şifa sağlayabildiğini vurguladı.

Prof. Dr. Beksaç, yapılan yayınlarla talebin şişirilmesinin doğru olmadığını da ifade ederek, kişinin kendisi için kordon kanını saklamasının doğru bir yaklaşım olmadığını, aile ya da başka insanların kullanımı için kordon kanı saklanmasının daha doğru bir yol olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Meral Beksaç, 1994 yılından beri Ankara Tıp Fakültesi’nde “Kordon kanı bankası” oluşturulduğunu ifade ederek, bugüne kadar en uzun sakladıkları kordon kanının 8 yıllık olduğunu söyledi. Bankalarında yaklaşık 90 kordon kanı örneği bulunduğunu, bunlardan 4’ünü kök hücre nakli amacıyla kullandıklarını da anlatan Prof. Dr Beksaç, üç talesemi hastasının bu yöntemle ayda bir kan naklinden kurtulduğunu ve normal bir yaşantıya kavuştuğunu anlattı.

YURTDIŞINA GÖNDERİM SAKINCALI

Türkiye’de, Ankara dışında, İstanbul ve Adana’da bazı kordon kanı toplama girişimleri olduğunu belirten Prof. Dr. Beksaç, kordon kanının dondurularak yurtdışına gönderilmesinin doğurabileceği sonuçlar hakkında da şu bilgileri verdi: “Hücreler çok uygun koşullarda toplandıktan sonra hemen dondurulmazsa hücre ölümü gerçekleşecek ve bu da yapılan işlemi etkisiz kılacaktır. Toplamadan dondurmaya kadar geçen süre ne kadar kısa olursa kök hücre kalitesi ve miktarı o kadar fazla olur. Toplanan ve saklanan eritilen hücreler ise tekrar dondurulamaz. Kök hücrenin içeriğine dayalı bütün testler dondurulma öncesi yapılmalıdır. Bu tetkiklerin yapılmadığı dondurmalar ileride kordon kanının kullanımını tehlikeye sokmaktadır. Yurtdışına gönderilen kan hangi koşullarda yolculuk yapmaktadır bilmiyoruz ve bu nedenle yurtdışına gönderilmesini de doğru bulmuyoruz.”

Prof. Dr. Beksaç, basit ticari çıkarlar uğruna Türkiye’de zaten uygulanan ve Türkiye’nin gelişmişlik düzeyini tıp çevrelerindeki itibarını zedeleyen, Türkiye’nin kaynağını dışarıya aktaran böyle bir girişime Sağlık Bakanlığı’nın da izin vermemesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’de geçtiğimiz yılarda bir hasta için toplanan kanların ne olduğu bir sır halini almıştı. Yurtdışına kordon kanı gönderilmesi işleminde de aynı sorunlar yaşanabilir” uyarısında bulundu.

Kişilerin kordon kanını yurtdışındaki firmalara teslim ederken koşulların ne olduğunun bilmediğini belirten Prof. Dr. Beksaç, bu özel firmaların iflası halinde kanların ne olacağının net olmadığını iade etti. Prof. Dr Beksaç, “Bu firmalar yurtdışında magazinsel kadın dergilerine dahi reklam vererek müşteri aramaktadır. İnsanlarımız koşulları çok iyi öğrenerek kanını teslim etmelidir” diye konuştu.