“ÇOCUKLARA ÖLÜMÜ NASIL ANLATMAK GEREKİR?”

Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi psikologlarından Tuğçe Denizgil, insanoğlunun en büyük gerçeği olan ölüme değinerek, çok önemli bir soru olan “Çocuklara ölümü nasıl anlatmak gerekir?” konusuna yanıt verdi.

YDÜ Hastanesi’nde görev yapan Psikolog Tuğçe Denizgil; yetişkinler için en zor konulardan birinin, yakınlarında bir ölüm olduğunda veya aileden biri öldüğünde bunu çocuklara nasıl anlatacakları, ne zaman söyleyecekleri ve ölümü nasıl tarif edecekleri olduğunu ifade etti.

Psikolog Denizgil; “Birçok anne-baba için zor, zor olduğu kadar da üzüntü verici olan bu konuşmayı yaparken çocuğun yaşı, içinde bulunduğu gelişim dönemi oldukça önemlidir. Yaş dönemlerine göre çocukların ölümü algılamaları da farklılık gösterir.” şeklinde konuşurken, her yaşta farklı olan zihinsel ve duygusal gelişim, ölüm konusunu anlamak ve anlatmak konusunda da farklı yaklaşımlar gerektirdiğini dile getirdi.

“Okul öncesi dönemdeki çocuk için ölüm, bizler için ifade ettiği anlamı taşımaz.” ifadelerini kullanan Psikolog Denizgil, sözlerine şu şekilde devam etti: “Örneğin, okul öncesi dönemde, özellikle 3 yaşından önceki dönemde genellikle çocuklar ölümü anlayamazlar. Bu nedenle de ölümü ilerleyen yaşlara oranla daha az korkutucu bulurlar. Okul öncesi dönemde çocuğa ölümü anlatırken, tüm canlıların yaşamının başladığı ve bittiği bir nokta olduğu, bütün tüm canlılar için söz konusu olduğu söylenebilir. Doğadan ya da hayvanlardan örnekler verilebilir.”

Psikolog Denizgil, çocuklar ölüm kavramına tanık olmuş, televizyonda görmüş veya masallarda duymuş olabileceğini belirtirken, çocukla ölüm hakkında yapılacak uygun bir konuşmanın, onun kafasındaki yanlış anlaşmaları, korkuları ve senaryoları anlamaya, gerekirse sağlıklı olanla değiştirmeye yardımcı olabileceğini kaydetti.

Çocuk için kaybedilen kişi ebeveynlerinden biri ise onun yokluğundan kaynaklanan sıkıntılar yaşanacağını dile getiren Psikolog Tuğçe Denizgil, çocuğa söz konusu kişinin öldüğünün söylenmesinin gerekeceğini vurguladı.

Psikolog Denizgil, “4-5 yaşlarında ise çocuklar ölümden ve yakınlarını kaybetmekten daha çok korkmaya başlarlar. Genellikle ölümü geri dönüşün mümkün olduğu bir durum olarak algılarlar ve ölenle ilgili zaman zaman “Artık geri dönsün!” “Ne zaman gelecek?” gibi şeyler söyleyebilirler.” ifadelerini kullanırken, bu yaştaki çocuklara ölümün “artık yanımızda olmayacağı, ona dokunamayacağımız, sarılamayacağımız ama onu sevmeye devam edeceğimiz” şeklinde tarif edilebileceğini kaydetti.

“Bu yaştaki çocuklar sık sık ölen kişilerin “Nereye gittikleri” “Nasıl oldukları” hakkında sorular sormak isterler. Bu sorulara elinizden geldiğince doğru, kısa ve net cevaplar vermek, uzun anlatımlarda bulunmamak önemlidir.” diyen Psikolog Denizgil; ölen kişi için “Uzaklara gitti”, “Uzun bir uykuya daldı” benzetmelerinin ise, çocuğun kafasının karışmasına, birilerinin gitmesi veya uyumasından korkmalarına ve endişe duymalarına sebep olabileceğine dikkat çekti. Psikolog Denizgil, bu söylemleri kullanmadan ölümü anlatmanın zor olduğunu ancak, ölümün; canlıyken yaptıklarımızı artık yapamadığımız bir durum olarak anlatılması gerektiğini ifade etti.

Sorulara çocuklar sordukça cevap verilmesi, çocuğun hazır olmadığı açıklamalar yapmamaya dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Psikolog Tuğçe Denizgil; bazen anne-babaların çocuğa, Allah’ın iyi insanları yanına aldığını veya ölümün bir ceza olduğunu söylediklerini ya da çocukların bu tür konuşmalara tanık olduklarına dikkat çekti. Psikolog Denizgil, bu durumun çocukların Allah’ı cezalandıran bir otorite olarak görmesine ya da iyi davranışlar sergilediğinde ölümün gelebileceğine dair düşüncelere kapılmasına ve aksi yönde hareket etmesine neden olabileceğini kaydederken, çocuğun bu tip mesajlar nedeniyle suçluluk, sorumluluk ya da öfke duyabileceğini ve bunun da ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

“Genelde 5 yaşından sonra ölümün geri dönüşün mümkün olmayan bir olay olduğunu anlamaya başlarlar. 6-7 yaşlarında ölümün yaşamın sonu olduğu, geri dönüşün olmadığı algılanmaya başlanır.” ifadelerini kullanan Psikolog Denizgil, ölüm haberi verildikten sonra çocuğun davranış ve tepkilerinin kontrol altına alınmaya çalışılmamasının, nasıl davranacağı konusunda yönlendirilmemesinin gerektiğini dile getirdi. Psikolog Denizgil, her çocuğun tepkisinin farklı olabileceğini anlatırken, çocuğu davranışlarından dolayı eleştirmemek, aşağılamamak gerektiğini kaydetti.

“Çocuk, konu hakkında konuşmak için zorlanmamalı, ancak konuşmak istediğinde geri çevrilmemelidir. Çocuğun ortamdan uzaklaştırılması da doğru değildir. En önemli kısım ise çocuğa ölümü kimin tarafından söyleneceğidir. Her yetişkin insan gibi her çocuğun da kendine özgü dinamikleri vardır. Bir kişi için geçerli olan yöntem başka bir kişi için geçerli değildir.” diyen Psikolog Denizgil, klinik pratikte anne-babalardan en sık gelen sorunun, “Çocuğa yakının öldüğünü ne zaman söyleyelim?” sorusu olduğunu sözlerine ekledi. Cevabın “Bir an önce” olduğunu vurgulayan Psikolog Denizgil, bunu şu şekilde açıkladı: “Çünkü çocuklar her şeyi hisseder ve anlar. Bana sorulan diğer bir soru ise; “Kim söylesin”dir. Buna cevabım ise; çocuğun en sevdiği ve yakın olduğu kimse o söylesin. Fakat eğer oda berbat haldeyse başka sevip güvendiği biri söylemelidir.”