CANLI VERİCİ SAYISI ÇOK AZ

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde düzenlenen “Organ Nakli, Yüzyılın Serüveni” konulu konferansta konuşan Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İbrahim Astarcıoğlu, organ naklinin, canlı ve kadavra verici olmak üzere iki kaynaktan sağlandığını belirtti.

Avrupa’da kadavra vericilerin sayısının, Türkiye’de ise canlı vericilerin sayısının daha çok olduğunu anlattı. Kadavra vericilerden organ nakillerinin yapılabilmesi için, ölen kişinin ailesinden izin alınması gerektiğini bildiren Astarcıoğlu, “Ölen kişinin bedeni, birinci derece yakınlarına miras kalıyor. Hukuken bu kişinin mirasçıları organ bağışını kabul etmedikleri sürece hiçbir güç, ölünün organlarını alamıyor” diye konuştu. Prof. Dr. Astarcıoğlu, Türkiye’de organ nakillerinin Avrupa seviyesine çıkarılabilmesi için donör sayısının artırılması, bunların yanında yoğun bakım ünitelerinin ve organ bağış oranlarının da artırılması gerektiğini söyledi.

Organ nakline ihtiyacı olan hastaların sosyal güvencesi ne olursa olsun organ nakli yaptırabilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Astarcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Organ nakline ihtiyacı olan çok sayıda insan var ülkemizde. Ancak bu vatandaşlarımızın sosyal güvencesi olmadığı ya da sosyal güvencesini kullanabildiği merkezlerin sayısı yeterli olmadığı için organ nakli yapılamıyor. Bu nedenle organ nakli gerçekleştirilen hastanelerin tümünde SSK, Bağ-Kur, Emekli Sandığı veya yeşil kartlı olanların organ nakli hizmetinden yararlanabilmesi gerekir.”